Devletler

Büyük Hun İmparatorluğu (MÖ. 210-MS. 47)

Hunlar, MÖ 1500‟lü yılların öncesinden itibaren MS 5. asra kadar olan iki bin senelik (M.Ö 1500 – M.S 500) uzun bir tarihî devir içinde, Asya ve Avrupa‟da tarih sayfasından hiç silinmeyecek izler bırakmışlar; insanlık tarihinde en önemli rolleri icra ederek, kültür ve medeniyet alanında büyük mesafeler kat etmişlerdir. Ve nihayetinde milattan üç asır önce, tarih sahnesinde kudretli devletleriyle ortaya çıktılar ve uzun bir süre uçsuz bucaksız coğrafyalarda hâkimiyet sürdüler.

Hunlar, M.Ö 210- M.S 47- yıllları arsında tek devlet, yani „Büyük Hun İmparatorluğu‟ adıyla hüküm sürmüşlerdir. Daha sonra, M.S46.yılından M.S-216 yılına kadar olan 170 senelik süre içinde „Batı Hun Tanrıkutluğu‟; Miladi 48- 216-yılları veya da 217 yılına kadar olan süre içinde „Doğu Hun Tanrıkutluğu‟adıyla var olmuşlardır. Hunlar yine, Miladî 375- 469 yılları arasında Asya‟dan kalkıp Avrupa topraklarına kadar yayılıp 95 sene hüküm süren „Avrupa Hun Tanrıkutluğu‟ ile „Avar Hanedanlığı‟; „Bulgar (Bolgar) Hanedanlığı; „Macar (Hungariye) Hanedanlığı‟ gibi adlarla hükümranlıklarını devam ettirmişlerdir .

Türk kavimlerinden olan Hunlar, tarihte Tarım Vadileri (Taklamakan çölü ve Lopnur bölgesi), Koyünlun(Çinçede Kun-Lün Shan), Tanrı Dağları (Çincede Ti-an Shan, Altay ve Altındağları gibi dağlar ve Turfan çukurluğu da bunun içinde), Orhun ve Yenisey vadilerinde büyük bir bölgeyi kontrol altında tutup hayvancılık ve çiftçilikle iştigal ederek yaşıyorlardı. Bu büyük millet, yerleştikleri coğrafî bölgeden hareketle kendi toplumunun ismini “gün” ya da “hun” kelimesi ile (gün, güneş anlamında) ifade etmişler; Orhun vadilerinde yerleşik bir halde yaşamış, kendilerine de Or-Hunlar, Urhunlar, Ur-gunlar, Uy-gurunlar ve Hun-lar demişlerdir(32). Hunlar, Şamanizm inancına mensuptular. Onlar mavi gök ve güneşi kutsal kabul ediyorlardı. Hun halkının çoğu bu itikatları gereğince güneşe ibadet ediyorlardı. “Gün” ya da “Hun” namı böyle bir inanç neticesine ortaya çıkmıştır. Bundan dolayıdır ki Hun halkı, kendilerini “Günler” diye adlandırmışlardı.

Milattan 1500 sene öncesinde birleşik bir devlet kurmuş olan Hunlar, kendi dönemlerinde yaşayan diğer Hanedanlardan komşuları Ying Hanedanlığının (Çinliler Ying sülalesi diye isimlendirmeye alışmışlar) en çetin düşmanı idi. Ying Hanedanı Vu Ding hükümdarlığının döneminde (MÖ 1324- 1266 yılları) iki ülke arasında üç yıldan fazla süren savaş olmuştur. Çoğu zamanlarda Hunlar mağlup olmuştur(12)(30)(36). Bu bilgilerden yola çıkılarak milattan on beş asır önce, Hunların devleti olduğu söylenebilir. Hunlar, bundan önce sadece komşu ülkelerle çatışıyorlardı. Hun devletinin başkenti Tümen Balık (Balık Şehri yani bugünkü iç Moğolistanın Uyen (Vu Yan) ilçesinde, bugünkü Doğu Türkistan sınırında idi. (Bu dönemlerde kurulan Çin Hanedanlıkları aslında Beyliklerden ibaret olduğunu da hatırlatmak gerekir.)

Büyük Hun İmparatorluğu ya da Asya Hun İmparatorluğu (Çince: 東匈奴, Hiung-nu), Çin kaynaklarına dayanılarak MÖ 1760’dan itibaren varlıklarına ilişkin teoriler[2] bulunsa da ilk devletlerini MÖ 1200[2][3][4] civarında kuran İç Moğolistan merkezli coğrafyada yaşamış eski Türkçede Kun, Çince Hiung-nu, batı dillerinde Hun adıyla geçen Türk devleti.[5][6][7] Hun İmparatorluğu’nu Türk boyları kurmuş, yönetmiş; Türk kültürü devlete şeklini vermiştir.[8]

Hiung-nu adının o zamana göre eski Çince’de karşılığı olan H’yenyun adına ilk olarak MÖ 822 yılında yazılmış “Şarkı Kitapları”nın birinde yer alan bir şiirde rastlanır[2]. Hiung-nu adına daha sonra MÖ 318 yılında Çin ile yapılan Kuzey Şansi Savaşı’nda ve bunun sonucunda yapılan anlaşmada rastlanmaktadır. Hunlar günümüzün Moğolistan bölgesinde; Çin’in kuzeybatısında yaşamlarını sürdürmekteydiler. Bilinen ilk imparatorları Teoman‘dır.En büyük imparatorları ise, Şanyu (Chan-Yü:Büyük İmparator) lakaplı Mete (Motun)’dir.Çinliler önüne geçemedikleri Hun‘ların saldırılarının ardından MÖ 214 yılında Çin Seddi‘ni inşa etmek zorunda kalmıştır. Bu yapı günümüzde halen bir dünya harikası olarak kabul edilmektedir. Ming Hanedanı döneminde de yenilenen büyük duvarın birçok kısmı sağlamlığı ile günümüzde hala ayakta kalmıştır. Doğu Hiung-nular en parlak dönemini Mete zamanında yaşamıştır.

Kuruluşu hakkında kesin bilgiler yoktur. MÖ 220 yılında Teoman tarafından kurulduğu kabul edilir. Teoman’dan sonra devleti büyük bir imparatorluk haline getiren Mete‘dir. Mete, İpek Yolu‘na egemen olmak için Çin ile savaşmıştır. MÖ 200 yıllarında Çin’i yenilgiye uğratarak vergiye bağlamıştır. MÖ 187 yılında başında Ka-o-ti’nin bulunduğu Çin İmparatorluk Ordusu’nu, Pa-i-Teng Seferi’nde on tümenden oluşan (yüz bin kişiye tekabül eder) disiplinli ve düzenli ordusuyla yenilgiye uğratmıştır. Bu Çin ordusunun sayısının bazı kaynaklarda iki yüz bin bazı kaynaklarda ise otuz beş tümen yani üç yüz elli bin olduğu yazmaktadır. Mete devrinde Sibirya, Çin Denizi, Japon Denizi ve Hazar Denizi arasında kalan tüm topraklara hakim olunmuştur.

Mete‘nin Çin’i topraklarına bağlamayıp, vergi almak suretiyle yönetmesi sebebi, Çin yerleşik hayatı ve siyasi etkisinden uzak durma olarak yorumlanır. Bunun yanında Çin’in kalabalık nüfusu altında Hunluk özelliklerini kaybetmek istememiştir.

Batı ve Doğu Hun Devleti

Mete’nin ölümünden sonra bir süre daha gücünü koruyan devlet, Çinli prenseslerle evlenme geleneği ile Çinli prenseslerin casusluk faaliyetleri, Hun boyları arasındaki iktidar kavgaları, Çin’in İpek Yolu üzerinde gittikçe siyasi nüfuzunu arttırması gibi nedenlerle MÖ 46 yılında Doğu Hun ve Batı Hun olmak üzere ikiye ayrıldı. Bu ikiye ayrılışın nedenlerinden birisi de Büyük Hun İmparatorluğu’nun başında bulunan Ho-han-ye‘nin ekonomik sıkıntıları da neden göstererek Çin egemenliğine girmek istemesidir ki, bu düşünceyi kardeşi Çiçi, “atalarına saygısızlık” olarak kabul edip esaret altına girmeyi reddetmiştir.

Bu sebeple bir kısmı, şimdiki Batı Türkistan yöresine çekilerek yönetimden ayrılmışlardır ve Çiçi yönetiminde Talas’ın batısına egemen olmuşlardır. Batı Hun’un başında bulunan Çiçi’nin Çin’e karşı verdiği mücadelede kısa bir süre sonra başarısız olduğu görülmüştür. Zira Çiçi, Çin ile mücadelede eski Hun savaş taktiklerini bırakarak bir şehir kurup burayı kale haline getirerek savunma savaşı yapmayı yeğlemiştir. Bu kendisinin birinci hatasıdır. Yenilgisinde etkili olan diğer hata ise emri altında bulunan askerlere çok sert davranmasıdır.

Büyük Hun İmparatorluğu’nun Batı ve Doğu olmak üzere birinci bölünüşü. Çiçi yönetimindeki Batı Hun’un kısa sürede dağıldığını ve çevre ülkelere göçtüğünü; Ho-Han-Ye idaresinde Doğu Hun’un ise Çin yönetimi altında sürdüğünü gösteriyor.

Doğu Hun ise, Ho-Han-ye yönetiminde Talas’ın doğusunda Büyük Hun İmparatorluğu’nun asıl mirasçıları olarak M.S 48 yılına kadar hüküm sürmüştür. Çin’in siyasi hareketleri sonucu, MS 48 yılında Doğu Hun bölünme sürecine girmişlerdir. Nihayetinde Güney Hun ve Kuzey Hun olmak üzere ikiye ayrılmışlardır. Kuzey Hiung-nu tanhu Pi yönetiminde Moğol ve Sibirya stepleri çevresinde 156 yılına kadar devam etmiştir. Güney Hiung-nu ise, Panhu yönetiminde Uygur havzasında ve Çin’e yakın bölgelerde 216 yılına kadar devam etmiştir.

Doğu Hun’un kuzey ve güney olarak ikiye ayrılmasının sebebi; Panhu yönetimindeki Hiung-nu’ların Çin’in siyasi üstünlüğünü kabul etmesine rağmen, yeğeni Pi yönetimindeki Kuzey Hun’ların Çin üstünlüğünü kabul etmeyişidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir