Makedonya Krallığı (MÖ: 800-146)

11 Eylül 2018 0 Yazar: admin

Eskiçağ’larda Makedonya adı verilen kesim güneyde Therme körfezi, batıda Haliakmon nehri ve kuzeyde Axios nehri arasındaki bölgeyi, doğuda Axios vadisinden Strymon nehrine kadar uzanan alanı ve Strymon’un doğusundaki Philippi ovasını kapsamaktaydı.

Yunan asıllı oldukları öne sürülen Makedonlar (Yunanca Makedones), milâttan önce 1200’lerden sonra bugünkü Selânik’e yakın Aigai civarına yerleşmeye başladı. Milâttan önce VII. yüzyıldan itibaren Argead hânedanlığına mensup bir kral tarafından yönetildi. Milâttan önce 510-479 yılları arasında Pers İmparatorluğu’na bağlandı, Persler’in çekilmesinin ardından I. Aleksander zamanında egemenlik bölgesini yaklaşık dört kat genişletti. Makedonya’nın zengin madenleri ve keresteleri sebebiyle Atina tarafından milâttan önce IV. yüzyılda gittikçe artan şekilde tehdit edilmesi sonucu çıkan savaş Makedonlar’ın galibiyetiyle sonuçlandı. Atina ile yaşanan bu çatışmalar döneminde bazı Yunanlılar, Makedonlar’ın krallık hânedanı da dahil olmak üzere Yunan asıllı değil “Barbarlar” olduklarını ileri sürdüler. Bu iddiada, siyasî çatışmalar yanında Makedon devlet ve sosyal yapısının Yunan poleislerinden çok farklı oluşu önemli bir rol oynuyordu. Ayrıca Makedon lehçesi Yunanca kökenli olmakla birlikte İlir ve Trak dillerinin etkisi altında kalmıştı ve Yunanlılar tarafından anlaşılamamaktaydı. Makedonya’nın merkezi milâttan önce V ve IV. yüzyıllardan itibaren Pella şehri oldu. II. Filip zamanında (Philippos, m.ö. 359-336) Makedonya Balkanlar’ın en büyük gücü haline gelerek Yunan şehirlerinin önemli bir kısmını hâkimiyeti altına aldı. Büyük İskender (III. Alexandros, m.ö. 356-323) babasının fetih politikasını sürdürdü. Anadolu’ya geçti ve Hindistan’a kadar ilerledi. Büyük İskender’in milâttan önce 323’te Babylon’da ölümü üzerine Makedonya’da ve ele geçirilen bölgelerde generaller arasında büyük bir iktidar mücadelesi başladı. Bu kargaşa döneminde milâttan önce 310’da Argead hânedanının son temsilcisi de öldürüldü. Milâttan önce 276’da Büyük İskender’in subaylarından birinin torunu hâkimiyeti eline geçirerek Antigonlar hânedanlığını kurdu. Fakat Makedonlar’ın Yunan şehirleri üzerindeki egemenliği gittikçe zayıfladı. Makedonya Kralı V. Phillipp’in Roma İmparatorluğu’na karşı Hannibal ile ittifakı üzerine başlayan Makedonya savaşları (m.ö. 214-205, 200-196, 171-168) sonunda Makedonya Krallığı ortadan kaldırıldı ve Makedonya Roma’nın hâkimiyeti altına girdi.

Roma İmparatorluğu’nun idaresinde Makedonya Amphipolis, Thessalonike, Pella ve Herakleia’da merkezleri bulunan ve birbirinden ayrı yönetilen dört bölgeye taksim edildi. Milâttan önce 150-148’de çıkan isyanlar üzerine tek bir eyalet haline getirilerek sınırları Adriyatik denizine kadar genişletildi. Yunanistan’ın korunmasında stratejik önemi büyük bir sınır eyaleti olan Makedonya’nın valisi Selânik’te oturmaktaydı. Roma’nın askerî harekâtını Tuna nehrine doğru kaydırmaya başlaması ve milâttan sonra 45-46’da Moesia adlı yeni bir sınır eyaletinin kurulmasıyla önemi azalmaya başladı. Milâttan sonra 395’te Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nda kalan Makedonya, milâttan sonra III. yüzyıldan itibaren Sarmat ve Cermen kavimlerinin akınlarına sahne oldu, Gotlar tarafından yağmalandı. VI. yüzyılın sonlarına doğru Slav kavimleri ve Avarlar Selânik önlerine kadar ilerledi ve Makedonya’da Slav kavimleri yerleşmeye başladı. Ancak VIII. yüzyılda Bizans İmparatorluğu tarafından Makedonya eyaleti tesis edilerek bölge daha sıkı bir kontrol altına alındı. IX. yüzyılda Makedonya Bulgarlar’ın yönetimine girdi. 1018’de Bulgar Krallığı’nın ortadan kaldırılmasıyla yeniden Bizans idaresine geçti. Sırp Kralı Stefan Duşan zamanında (1331-1355) Sırp Krallığı topraklarına katıldı.

Makedonya, 1389 Kosova Savaşı’nda Sırp ve müttefik güçlerinin yenilmesinden sonra Osmanlı hâkimiyeti altına girdi. Osmanlı idaresinde Makedonya ismi unutuldu. Fakat Balkanlar’da Osmanlı hâkimiyetinin sarsıntıya uğramasıyla XIX. yüzyılın başlarından itibaren Avrupa’da yeniden kullanılmaya başlandı. Özellikle 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nın ardından yeni kurulan Balkan ülkeleri arasında da yaygınlaşan bu isim, Osmanlı hükümeti tarafından ayrılıkçı bir anlam taşıdığı gerekçesiyle resmen kullanılmadı. Eski Makedonya’nın kapsadığı bölge, Osmanlı Devleti’nin merkezî idaresi altında Rumeli eyaletinin bir parçası durumundaydı. XIX. yüzyılda ise elviye-i selâsenin sınırları (Selânik, Manastır ve Kosova vilâyetleri) içinde yer alıyordu. Selânik vilâyeti hemen hemen bütünüyle eski Makedonya sınırları içinde kalmakla birlikte merkezi Üsküp şehri olan Kosova vilâyetinin yalnızca güney bölgeleri eski Makedonya sınırları içine giriyordu. Manastır vilâyeti Makedonya sınırlarının batısındaki pek çok Arnavut şehrini kapsıyordu. Makedonya ismi güneyde Ege denizi ve Aliakmon (Bistrica) nehrine, kuzeyde Şardağı, Üsküp Karadağı (Skopska Crna Gora), Kozjak ve Osogovo dağlarına, doğuda Mesta (Nestos) nehrine ve batıda Korab, Jablanica, Mokra ve Pindos dağlarına kadar uzanan bir bölgeyi tanımlamaktaydı. Bu sınırlar içinde Selânik (Thessalonike), Manastır ve Üsküp gibi vilâyet merkezlerinin yanında Siroz (Serres), Drama, Kavala, Petrič, Menlik (Melnik), Nevrekop (Goce Delčev), Razlog, Cum‘a-i Bâlâ (Blagoevgrad), Ustrumca (Strumica), Doyran, Kukuš, Gevgeli, Vodina (Edessa), Karaferya (Veroia), Katerine, Selfice (Serbia), Kozani, Kesriye (Kastoria), Florina, Ohri, Pirlepe (Prilep), Debre (Debar), Köprülü (Veles), İştip (Štip), Koçana, Kratova, Kumanova, Kalkandelen, Gostivar gibi kaza ve sancak merkezleri de bulunuyordu. XV-XVIII. yüzyıllar boyunca Osmanlı idaresi altında bazı kesimlerinin Batılı güçlerle yapılan savaşlar sebebiyle kısa süreli işgalleri dışında önemli bir siyasî ve sosyal olayla karşı karşıya kalmayan bölge XIX. yüzyıldan itibaren çalkantılı bir döneme girdi. XIX. yüzyılın sonuna gelindiğinde bölgede kalabalık bir Türk müslüman nüfusu mevcuttu. Türkler’in yanında Bulgarca konuşan Slavlar, Rumlar, Manastır ve Üsküp çizgisinin batısında kalan şehirlerde yoğunlaşan Arnavutlar, Sırplar, özellikle Selânik şehrinde nüfusun önemli bir kısmını oluşturan yahudiler, Çingeneler vb. etnik gruplar bulunmaktaydı. Bu etnik çeşitlilik dışında Makedonya’da yaşayan halk farklı din ve mezheplere mensuptu (müslümanlar, Ortodoks ve Katolik hıristiyanlar, yahudiler). Türkler yanında Arnavutlar’ın önemli bir kısmı ve Slavca konuşan bir grup halk (Torbeşler ve Pomaklar) müslümanları, Rumlar, Bulgarlar, Sırplar ve Ulahlar’ın önemli bir kısmı Ortodoks hıristiyanları oluşturuyordu. Ortodoks hıristiyanlar İstanbul’daki Fener Rum Ortodoks Patrikhânesi’ne tâbi idi. Patrikhâne XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren Rumca eğitim veren cemaat okulları açmaya başladı, özellikle Yunanistan’ın bağımsızlığından (1830) sonra bu okul sistemini Ortodokslar’ın yaşadığı bölgelerde yaygınlaştırdı. Ayrıca Rumca, XIX. yüzyılda Balkanlar’da Rum tüccarların faaliyetleri neticesinde belli başlı ticaret dili haline gelmişti. Bu durumu Bulgarlar’ın patrikhâne yoluyla Rumlaştırılması olarak algılayan bir kısım Bulgarlar, gittikçe yaygınlaşan milliyet fikirlerinin de etkisiyle yüzyılın ortalarından sonra millî bir Bulgar kilisesinin kurulmasını talep etmeye başladı. Bu da Bulgarlar’la patrikhâne ve Rumlar arasında uzun süren bir mücadelenin başlamasına sebep oldu. Neticede Rusya’nın da etkisiyle 1870’te bir ferman yayımlanarak Bulgar ekzarhlığının kurulmasına izin verildi. Bulgar nüfusunun yoğun olarak yaşadığı belli bölgeler Bulgar ekzarhlığının yönetimine verilirken fermanda başka bölgelerdeki Ortodokslar’ın üçte ikilik çoğunluğu sağladıkları takdirde Fener Rum Ortodoks Patrikhânesi’nden ayrılıp Bulgar ekzarhlığına geçebilecekleri belirtiliyordu. 1870’i takip eden yıllarda patrikhâne örneğindeki gibi Bulgarca eğitim veren bir okul sistemi kuran Bulgar kilisesi Makedonya bölgesine doğru yayılmaya başladı. Bunun sonucunda Makedonya’daki Ortodoks nüfus Bulgar ekzarhlığına ve Fener Rum Ortodoks Patrikhânesi’ne tâbi olanlar şeklinde ikiye ayrıldı. XX. yüzyılın başlarında diğer Ortodoks gruplar da gittikçe artan bir şekilde kendi millî kiliselerini kurma çabası içine girdi. yazının devamı.