Düşünce İnsanları

Konfüçyus (MÖ:551)

Konfüçyüs’ün Yaşamı, Çin’in Durumu

Konfüçyüs etik öğretileri bulunan bir felsefe öğretmiştir. Daha sonra insanlar Konfüçyanizm’e bir din olarak bağlanmışlardır. Çin’in bu korkusuz, kahinsiz ve rahipsiz dini, Çin medeniyetine epey hayat vermiştir. Ancak bugün Konfüçyüs mezhebi adı altında yapılan bir çok ibadet biçimi ile Konfüçyüs öğretisi çok farklılaşmıştır. Aynı Buddha ve öğretisi gibi. Konfüçyüs kendisinin bir şey kurucu değil koruyucu olduğunu söyler. Eski zamandan gelen kutlu alışkanlık ve düşünceleri korumaya çalışan kişidir. Der ki “Ben yapıcı değil, ancak naklediciyim. Eskilere inanıyor ve onları seviyorum

Konfüçyus

Çince asıl adı Kung-Fu-Tze- “Üstat Kung” M.Ö. 551 de doğmuştur.

Öğretileri o kadar insancıldır ki onu dünyanın ilk hümanisti diye tanımlayanlar bile vardır. Çünkü o insanın kendini değiştirmesinin çaba, bilgi ve bilinçle olacağını, kendisi değişince de toplumun ve dünyanın da değişeceğini söyler. Ayrıca “kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi, başkasına da yapmayın” der.

Babası yaşlı bir askerdi. 70 yaşlarındaydı ve artık yaşamının son dönemlerindeydi. Dokuz kız çocuğu vardı ve ölmeden önce bir erkek çocuğu olsun istiyordu.

Konfüçyüs ismi 6. yy. da Çine giden ve Konfüçyüs’ün Roma Katolik Kilisesi’nin azizleri arasına kaydolunmasını isteyerek papaya müracaat eden Cizvitler tarafından verilmiştir. Kung-Fu-Tze ileriki yaşlarda aldığı isimdir. İlk ismi Kin yani küçük tepe idi. İkinci ismi Çung-Ni, ikinci Ni dağı idi.

Talebelerinin daha sonra anlattığına göre “Konfüçyüs’ün annesi, oğlu doğmadan önce ona bir ruh göründüğünü ve senin oğlun başka bütün insanlardan üstün kafalı olacak” dediğini söylemiştir. Daha sonra bir ejderha görünmüş ve “senin oğlun tahtsız bir sultan olacak” demiş.

Rivayete göre sonbahar 551 de doğumu “içi boş dut ağacı” adında bir mağarada olmuştur.

Konfüçyüs doğduğu sırada Çin’in siyasi ve ahlaki durumu kötüydü. Hanedanlar ve derebeylikler savaşıp duruyordu, vergiler de halk için savaştan farksızdı. Bu durum Konfüçyüs yaşarken de devam etmiştir. Halkın neler çektiğine dair Konfüçyüs’ün başından geçen ilginç bir hikaye vardır;

Talebesiyle birlikte Tay dağına yakın bir yol üzerinde, ağır ağır seyahat ediyordu. Birdenbire üstat, yolun ötesinden bir kadın feryadını işitmiş ve bu ıssız yerde neden ağladığını sormuş. Kadın cevap vermiş:

”Kocamın babası şuracıkta bir kaplan tarafından parçalanmıştı. Kocam da aynı akıbete uğradı. Daha demin oğlum da aynı şekilde öldü.”

Üstat sordu;

“O halde sen, ne diye bu korkunç yerde duruyorsun?”

Kadın cevap verdi;

“Çünkü burada zalim bir hükümdar yok.”

Konfüçyüs talebesine dönerek şöyle dedi:

Dikkat edin çocuklar! Zalim bir irade, bir kaplandan daha yırtıcıdır.

Konfüçyüs çocukluğundan itibaren bilgiye ve gerçeğe büyük değer vermiştir. On beş yaşında hocasının bütün bilgilerine sahiptir. Buna rağmen sadece bilgiyle uğraşan biri değil, tam tersi hünerli bir avcı, bir araba sürücüsü ve mükemmel bir müzisyendir de.

Hem okuyup hem çalışıyordu. Çünkü babası o küçük yaştayken ölmüştü ve ailesine o bakmalıydı.

On yedi yaşında içinde yaşadığı Lu ülkesinin hükümet dairesinde bir memuriyet almıştır. Mesleğinde gösterdiği dürüstlük ve şeref halkın onu sevmesini sağlamıştır. Mesleği gereği karşılaştığı kavga ve tartışmaları taraflara verdiği öğütlerle çözüyordu. Bu sırada fark etti ki insanlara gerçeği göstermek için basit kurallar ve sözler gerekiyordu. Çünkü diğerini herkes anlamazdı.

19 yaşında evlendi, 20 yaşında bir oğlu oldu. Yirmi dört yaşında annesi öldü ve 28 yaşında gezgin hocalığa başladı. Eskilerin derin felsefi düşüncülerini halk diline çevirmek ve yeni öğrenciler bulmak için yola çıkmıştır. Halk diliyle konuşuyordu ve onlara istediği her şeyi anlatabiliyordu. Bu nedenle öğretisi günümüze dek gelmiştir.

Ders verme tarzı şöyledir: Öğrencileriyle sürekli seyahat eder. Yolculuk sırasında gördükleri olaylar üzerine öğrencilerine dersler verir ve gittiği yerde yeni öğrenciler de ona katılır. Bu Aristo’ya benzer bir yöntemdir. Yani felsefenin laboratuarı yaşamdır. Konfüçyüs bir manastırda kapanıp dersler vermeyi değil, o dersleri yaşamla bağdaştırmayı ve yaşamayı tercih ediyor.

Seyyar üniversitesinin ders programı geniştir; müzik, şiir, tarih, edebiyat, medeni hayat, ahlak ve bilim.

Bedeni kuvvet gösterileri, savaşlar ve tabiat üstü şeyler hakkında konuşulmasına izin vermiyordu. Herkesin kendi ibadetini yapmasını hoş karşılıyordu.

Öğrencilerine sürekli ısrar ettiği şey, çalışkanlık ve fazilet severlikti.

Konfüçyüs 51 yaşında Lu eyaletine hakimliğe tayin olmuştur. İşini o kadar iyi yaptı ki sonrasında Adalet Bakanlığı’na dek yükseldi. Onun iktidarda olduğu dönemde halk düzene girmiş, memurların ilk amacı işlerini düzgün yapmak olmuştu.

Konfüçyüs’ün “hükümdarlık nedir?” sorusuna verdiği iki yanıt şöyledir:

Hükümdarın hükümdar, nazırın nazır, babanın baba, evladın evlat olmasıdır. Aksi takdirde ortada buğday olduğu halde ekmek yiyemeyiz.”

Yorulmaz bir ruh ile çalışmak ve yapılan işe gerçekten bağlanmak.

Çi devleti, Lu devletini kıskanmıştı. Onu yıkmak için bir plan hazırladı. Amaçları Konfüçyüs’le prensin arasını açmak ve böylece düzeni bozmaktı. Güzel ve bir çok sanat bilen 80 kız seçilmiş ve prense hediye olarak gönderilmiştir. Prens de işlerden önce zevke önem vermeye başlamıştı, bu onun zaafıydı. Bunun üzerine Konfüçyüs oradan ayrıldı. İşbirliği yapabileceği faziletli bir hükümdar aradı durdu.

Kitapları: 5 King ve 4 Şu dur.

Şu King: Tarih Kanunu, Şi King: Şiir Kanunu, I King: Değişiklikler Kanunu, Çun cin King: Haklar Kitabı, Li Ki King: Bahar ve Sonbahar Kitabı

Şu’larda iktisadi, ahlaki ve siyasi konularla ilgili konuşmalar geçer. Bu dört kitap:

Ta Hsio: Büyük İrfan, Çung Yung: Mütevazilerin akidesi, Lun Yu: Vecizeler

Meng-Tsze: Yakut Mencius

Büyük İrfan olan faziletten bahseder. Bu dokuz kitap Çin’de büyük etkide bulunmuştur.

Konfüçyüs, zamanında bulunan tüm felsefi ve edebi kitapları okumuş, ölümsüzlüğü hak edenleri halkın anlayabileceği dile çevirerek ebedileştirmiştir. Bilgiyi yaymış ve köprü işlevini görmüştür.

İyi bir devletin en önemli vazifesi kültür seviyesini yükseltmektir. Ayrıca şiirden törenlere, müzikten spora insanların bilgilenmesini ve etkinleşmesini sağlamıştır.

Uzun süre yaşamış, yaşamını kendi için değil insanlık için sürdürmüştür. Onun en önemli lanusu 100 yıl sonra yaşayan Mencius’tu.

KONFÜÇYÜS’ÜN FELSEFESİ

Konfüçyüs bireyleri bilinçlendirerek, kültürü ilerleterek toplumsal bilinç ve refahı yaratabileceğini düşünüyordu. Yani tabandan, tavana doğru doğal olan bir gelişme. İnsanlığın bir ideali olması gerektiği gibi, adalet ve düzen, bireylerin ve hükümdarın çıkarlarından üstün olmalıdır.

İnsanların, tarih, siyaset bilimi, sosyoloji, edebiyat, müzik, görgü kuralları ve felsefe gibi çeşitli konuları incelemesi gerektiğini düşünüyordu. Böylece, bilinçli olarak sorumluluk üstlenmeye hazır olacaklardı.

Konfüçyüs başkaları için düşünemeyeceğini herkesin araştırıp, düşünmesi ve böyle sonuçlara varmasını söyler.

İnsan olmanın anlamı nedir? Evde saygılı, işte ciddi, ilişkilerde sadakatli… Yani erdemli bir insan olmak. Erdemin nasıl gerçekleşeceği içinde bulunduğu kültüre aittir, ama erdemin kendisi tüm zamanlara, tüm coğrafyalara aittir.

İnsanı evrenselleşmeye götüren 5 özelliği sayar: Saygı, yüce gönüllülük, doğruculuk, keskinlik (duyarlık) ve eli açıklık.

İnsanca olanlara gelince, kendilerini oluşturmaya çalışırken, başkalarını da oluştururlar. Başarıya ulaşmaya çalışırken, başkalarını da başarıya ulaştırırlar. Yakınlarından ders çıkartabilirler. Bunlara insancalığın yöntemleri denebilir.

Konfüçyüs, mucizeden çok çabaya inanırdı. İstemek ve inanmak yetmez, bunun yanında çalışmak ve hizmet etmek gerekir. İnsanlığın normalleşebilmesi için bir yüzyıllık iyi yönetim gerekir.

Adalet konusundaki görüşü: “Büyük kafalı kişiler adalet ve görevle, küçük kafalılar ise kâr ve yararla çalışırlar.” Kâr amacı ile çalışan hükümdarlar toplumsal düzen ve ahlakı bozar. Hükümdar için ülkenin benliği kendi benliğinin ötesinde ise hükümdarın benliği ülkenin benliği için çalışır. Başta bir liderin olduğu bir kuş sürüsü düşünelim. Mevsimler dolayısıyla bir yerden bir yere göç etmeleri ve sıcak iklime ulaşmaları gerekiyor. Ancak lider olan kuş kendi istediği yere bir kuş sürüsünü sürüklüyorsa artık orada bozuk bir kuş sürüsü vardır. Çünkü lider, sadece kendi zevk ve sefalarının tutsağıdır.

Kalıtsal yetkiye karşıydı, adalete bağlılıktan yanaydı. Kendi çıkarı için yaşamadığına dair en büyük örnek onun yaşamıdır. O kolaylıkla bir hükümdarın boyunduruğunda yaşama şansı varken adalete bağlılığı için zorluklar içinde çalıştı. Bir yerden bir yere gitti ve kültürel canlanmayı sağladı.

Törenlere -ancak ruhu olan törenler- önem veriyordu. Çünkü törenler bir şeyin sembolik olarak ruhunun canlandırılmasıdır. Salt fiziksel bir eylem olarak tören, kendisi olan ancak kokusu ve özü olmayan bir çiçek gibidir. “Eğer insanlar bir ülkeyi ayin ve saygı ile yönetemiyorlarsa ayinler ne işe yarar? Eğer insanlar insanca değilse ayinin ne önemi vardır.”

Bilgi, gelişimin en üst aşamasında bir iç görüye, bilgeliğe dönüşür.

Konfüçyüs’e göre şeyleri birbirine bağlayan tutkal, doğruluk, insanlık, adalet, nezaket, bilgelik temel erdemlerinin bütününde, ideallere sadakatti. Bu insanları birleştirir ve güveni geliştirirdi.

KONFÜÇYÜS’ÜN ÖĞRETİLERİNİN TARİHSEL ZEMİNİ

Kendisini bir yazar olarak değil kadim bilgeliğinin mirasçısı ve aktarıcısı olarak görür. Kendisinin canlandırmaya çalıştığı kültür, erdem yoluyla hükmetmenin efsaneleşmiş temsilcileri, M.Ö. 24. yüzyılın görkemli önderleri Yao, Shun ve Yü dür.

Şiddet ya da kalıtsal ayrıcalıklar olmaksızın tahta geçmek son kez bu liderlerin döneminde olmuştur.

Yaşadığı şehir olan Lu’da Arkaik yazı istemlerine ve kadim yazına ilişkin bilgiler korunmuştu.

Lu’da Adalet Bakanlığı yaptı. Sonra bu görevden ayrılıp 14 yıl boyunca en az dokuz devlette hocalık yaptı. MÖ 479 da 73 yaşında öldü.

BÜYÜK BİLGİ VE MÜZİK HAKKINDAKİ NOTLARIN DURUMU VE ÖNEMİ

Devleti idare eden kişiler ahlakça kusursuz insanlar olmalıdır. Talebeler Konfüçyüs iktibaslarını ezbere bilirlerdi. Metin Li-Chi kitabında (Merasimler Kitabı) bulunmaktadır. Bu kitap M.Ö. 1. Yüzyılda Konfüçyanist bilginlerce eski parçalardan meydana getirilmiştir. Büyük Bilgi ezberlenir ve devletin yönetiminde kullanılırdı.

Konfüçyüs asilzadelerin, doğumu itibariyle değil, daha yüksek niteliklere sahip olanların ülkeye hükmetmesi gerektiğini öğretti.

Düşünülen ideal bir devlet ve bunun için gereken bir ahlaki yetiştirme vardı. Bunun da ancak felsefi prensiplerle elde edileceğini düşünüyordu. Bunun için iki yol vardı. Hareketleri düzenleyecek olan “Merasimler” medenileşmiş, inceleşmiş bir harekettir. Düşüncelerin gelişmesine de “müzik” yarıyordu. Konfüçyüs “Sanat, sanat içindir”i kabul etmedi. Sanatın insan şahsiyetini ve bir çok şeyi tanımak için kültürel bir gelişme olması gerektiğini söylerdi. Mesajsız sanat, mektupsuz zarf gibidir. Ne kadar güzel de olsa sanat değildir.

Konfüçyüs istediği ruhi duruma uygun olduğu için “klasik müziği” tavsiye etti. İnsanda ani istekler uyandıran müzikleri yasak etti.

Eğer memlekette ahenk yoksa o zaman kozmik ahenk de bozulmuş olacaktır. Müziğe ve diğer dallara da bu bozulma yansıyacaktır.

Felsefesi ahlak ve devlet olmak üzere iki yolda gelişti. Herkes olması gerektiği gibi davranırsa yani halk halk gibi, devlet devlet gibi davranırsa o zaman ahenk oluşur.

Bu alemin nasıl yaratılmış olduğu meselesi üzerinde durmadı. Asıl mesele bu alemi nasıl idare edebileceğimizin ve düzenleyeceğimizin anlaşılmasıdır. Tabiat kanunlarından uzaklaşan insandır, onu tabiat kurallarına bağlayan da ahlaktır.

Ahlaki düşüncelerin kökü Jen’dir. İnsanların birbirlerine karşı gösterdikleri nazikane duygular ve sevgidir. İdeal insan, erdemli ve adil kişidir. İnsan kendi doğasını takip ederse erdemli olmak kolaydır.

BÜYÜK BİLGİ’DEN BAZI BÖLÜMLER

— Erdemi bütün dünyaya anlatmak isteyen eski insanlar önce kendi memleketlerini düzenlettiler. Memleketlerini düzenlemek isteyenler, kendi ailelerine iyi olmayı öğrettiler. Ailelerine iyi olmayı öğretmek isteyenler kendilerini yetiştirdiler. Kendilerini yetiştirmek isteyenler kalplerini düzelttiler. Kalplerini düzeltmek isteyenler, düşüncelerinde samimi oldular. Düşüncelerinde samimi olmak isteyenler, bilgilerini yükselttiler. Bilginin yükselmesi şeylerin incelenmesini sağlar.

İmparatordan, en aşağı halk kitlesine kadar herkes, vücudu yetiştirmenin temel olduğu hususunda birleşmelidir.

— Eğer bir gün kendini ıslah edersen, her gün böyle olmaya çalış. Böylece, her gün yenilik olsun.

— Erdem temel, zenginlik ise sonuçtur. Eğer temel ikinci ve sonuç birinci mesele olarak kabul edilirse, halk daima mücadele edecek ve hırsı öğrenecektir.

— Zenginliğin elde edilmesi için büyük bir çare vardır. Üretenlerin çok, tüketenlerin az olması gerekir. Üretmede çalışma, tüketimde tutumluluk olursa, servet daima yeter.

MÜZİK HAKKINDA NOTLAR

— Böylece, törenler insanların amaçlarını doğru yola götürmek için, müzik seslere bir ahenk vermek, cezalar ise onları fenalıklardan korumak içindi. En sonunda hepsinin gayesi birdir. Böylece onlar, halkın düşüncelerini aynı yaptılar ve hükümet idaresini iyi bir yola götürdüler.

— Eğer Kung (hükümdar) bozulursa ses vahşi ve kırıktır ve hükümdar kendini beğenmiş bir kimsedir. Sheng tebaa (uyruk) bozulursa ses kesiktir ve hükümet memurları bozuktur. Chüeh (halk) bozulursa, ses endişe vericidir ve halk memnun değildir. Cıhıh (işler) bozulursa ses keder vericidir ve işler sarsıntıdadır. Yu (şeyler) bozulursa, ses harap olucudur ve memleketin zenginliği yok olmuştur. Bu beş tonun hepsinin bozulması memleketin çökmesi demektir.

— Fazilet kendi kendini dinlemek demektir.

— Büyük kurban törenlerinde koyu renkli şarap vardır. Masalarda pişmemiş balık vardır. Çorba beraber konmaz. Geride bırakılan lezzetler de vardır.

— Böylece eski krallar müziği ve merasimleri düzenledikleri zaman ağzın, midenin, kulakların, gözlerin istediklerini yüksek derecelere çıkarmış değillerdir. Çünkü onlar, halka sevgi ve nefreti yatıştırmayı öğrettiler. Ve onları insanlığın normal gidişine götürdüler..

— Müzik, gök ve yerin ahengi için yapılmıştır.

— Böylece, hükümdarın iradesi zayıf ise notalar ölgündür ve halk keder içindedir. O yüce, makul, uysal ise tonlar değişik ve güzeldir ve halk memnundur. O, kaba haşin, zalim, ise notalar şiddetli ve sonra dağınıktır ve halk azimkar ve kuvvetlidir. O, saf, kuvvetli, doğru olduğu zaman notalar ciddi ve samimidir, halk saygılıdır. O, ulu, iyi olursa tonlar eksiksiz ve ahenklidir, halk da sevgi dolu ve iyimserdir. O, fena, fesat dolu, müsrif olursa notalar sıkıcı ve kabadır, halk da ahlaksızdır.

— Temeli aramak ve değişikliği bilmek bir müzik olayıdır. Samimiyet göstermek, küstahlığı bırakmak merasimlerin prensipleridir.

DEĞİŞİM KİTABINDAN NOTLAR

— İyi insanlar durmaksızın kendilerini güçlendirir.

Konfüçyüs’ün öğrencilerinden biri, Zeng Usta dedi ki “kendimi günde üç kez gözden geçiririm: Başkaları için tasarılarımda sadakatsizlikte bulundum mu? Dostlarla söyleşilerimde güvenilmez duruma düştüm mü? Vaaz ettiklerim arasında kendi uygulamadıklarım var mı?”

“Kimsenin seni tanımayacağından korkma, tanınmaya değer olmaya çalış.”

Bir öğrenci dedi ki: Hocanın yolunu beğenmediğimden değil, ancak gücüm yetersiz.

“Güçleri yetersiz olanlar yoldan vazgeçerler, sen şimdi sınırını çiziyorsun.”

— İyi insanlar kişiliği verimli eylemle beslerler.

Biri Konfüçyüs’e hayaletlere ve ruhlara nasıl hizmet edileceğini sorar.

“İnsanlara hizmet etmedikçe, hayaletlere nasıl hizmet edersin ki?”

— İyi insanlar şeyleri kategori ve gruplara ayırır.

“Bilerek doğanlar en iyisidir; öğrenerek bilenler onları izler. Yalnızca açmaza düştüklerinde öğrenmeye çalışanlar onların ardından gelir. Açmaza düştüklerinde dahi öğrenmeye çabalamayanlar insanların en düşükleri sayılır”

“Erdemli olanların söyleyecek sözleri vardır, ama söyleyecek sözleri olanların tümünde erdem yoktur. İnsancıl olanlar cesaretlidir, ancak cesaretli olanların hepsi insancıl değildir.”

“Eğer kişisel olarak dürüstsen, işler emir verilmeksizin de yürür. Eğer kişisel olarak dürüst değilsen, emir versen de seni kemse dinlemez.”

— Kadim krallar kış gündönümünde kapıları kapatırlardı, kervanlar yol almaz, yönetici taşra eyaletlerini denetime çıkarmazdı.

“Eğitimli insanlar kendilerinde ararlar, küçük insanlar başkalarında ararlar.”

— İyi insanlar korkusuzca yalnız kalabilir ve eza çekmeden toplumu terk edebilir.

“İdeal kişi bir araç değildir.”

“Yol’u arzulayan, ama yoksul giysilerden ve yiyeceklerden utanan kişiyle konuşmaya değmez.”

“Adaleti görüp de uygulamamak cesaret yoksunluğudur.”

— İyi insanlar sürekli erdemli davranır ve öğretmeyi öğrenirler.

“Ne yapılacağını sormayanlar için bir şey yapamam.”

— İyi insanlar küçükleri uzak tutar, kötü niyet göstermeksizin kararlı davranırlar.

“İnsanlar arasında iyilerin seni sevmesi, kötülerin de sevmemesi daha iyidir”

“Kalacak yer düşünen bir şövalye şövalye sayılmaya değmez.”

— İyi insanlar konuşmalarda özlü, işlerinde tutarlıdır.

Biri bir öğrenci için dedi ki, “İyi bir insandır ama parlak bir konuşmacı değildir.”

“Neden parlak bir konuşmacı olmaya gerek duysun? İnsanların karşısına akıcı bir dille çıkan kişi genellikle sevilmez. İyi bir insan olup olmaması bir yana, neden parlak bir konuşmacı olsun ki?”

— İyi insanlar benzeşirler ama farklıdırlar.

“İdeal insanlar evrenseldir ama klancı değildirler. Küçük kafalı insanlar evrensel değildir ama klancıdır.”

“Üç kişi arasında bir şey yaptığımda, hocamı hep aralarında bulurum. İyiyi seçer ve izlerim, iyi olmayanı da değiştiririm.”

Konfüçyüs dedi ki: “Eğitimli insanlar taklit etmeden uyumlu olurlar. Çiğ insanlar uyumlu olmadan taklit ederler.”

— İyi insanlar kendilerini inceler ve erdemi geliştirirler.

Konfüçyüs dedi ki: “Eğitimli insanların dokuz düşüncesi vardır. Baktıklarında, berrak görmeyi düşünürler. Dinlediklerinde, iyi duymayı düşünürler. Görünüşleri bakımından, sıcak olmayı düşünürler. Davranışlarında, saygılı olmayı düşünürler. Konuşmalarında, doğru olmayı düşünürler. İşlerinde, ciddi olmayı düşünürler. Kuşkuya düştüklerinde, soruları nasıl soracaklarını düşünürler. Öfkelendiklerinde, sorunları düşünürler. Kazancı gördüklerinde, adaleti düşünürler.”

— İyi insanlar öfkeden ve kösnüllükten kaçınır.

Konfüçyüs dedi ki: “Kendini düzeltebiliyorsan, hükümette ne gibi bir sıkıntın olabilir ki? Kendini düzeltemiyorsan, başkalarını nasıl düzeltebilirsin ki?”

— İyi insanlar yaşamı bütünüyle kullanır ve amaçlarına ulaşır.

Konfüçyüs dedi ki: “Bir keresinde salt düşünmek için gün boyu aç, gece boyu uykusuz kaldım. Hiçbir yararı olmadı. ÇALIŞMAK DAHA İYİ.”

— İyi insanlar sorunları düşünür ve önlemeye gayret ederler.

Konfüçyüs dedi ki: “içten bir inançla çalış, ölüm pahasına doğru yoldan ayrılma. Tehlikeli bir devletin sınırlarına girme, kaotik bir devlette kalma. Yol dünyada egemense, kamu yaşamına katıl. Yol egemen değilse kaybol. Bir ülkede Yol varsa, orada yoksul ve aşağı konumda olmak, onursuzluktur. Bir ülkede Yol yoksa, orada zengin ve soylu olmak onursuzluktur.”

— İyi insanlar yargıları gözetir, infazları erteler.

Lü devletinden biri Konfüçyüs’a yönetme konusunu danışıyordu, dedi ki, “Yol’a sahip olanları desteklemek için Yol’a sahip olmayanları öldürmek nasıl olur?”

“Sen yönetiyorsun, bunun öldürmeyle ne ilişkisi var? İyilik istersen, insanlar iyi olurlar. Toplumsal önderlerin nitelikleri rüzgardır, sıradan insanların nitelikleri ottur. Otlar rüzgarın önünde eğilir.”

— Kadim Krallar Tanrı’yı kutsamış ve tapınaklar kurmuşlardır.

Konfüçyüs dedi ki: “İnsanlar insanca değilse, ritlerin ne yararı var? İnsanlar insanca değilse, müziğin ne yararı var?”

— İYİ İNSANLAR EĞİTİM VE HİZMET İÇİN DERNEKLER KURARLAR.

“Akıllı kişiler gördüğünde onlara denk olmayı düşün. Akıllı olmayanlar gördüğünde, içinden kendini düşün.”

KONUŞMALARDAN NOTLAR

— “Yaldızlı sözlerle erdem bağdaşmaz”

— “15 yaşında kendimi öğrenmeye verdim

30 yaşında irademe sahip olabildim.

40 yaşında şüphelerden uzaklaştım.

50 yaşımda göğün emrini öğrendim.

60 yaşında seziş yoluyla her şeyi kavradım.

70 yaşında doğru olan şeylere zarar vermeden kalbimin isteklerini yerine getirebildim.”

— Tzu-Lu işittiği şeyleri hemen yerine getirip getirmeyeceği hususunu sordu. Üstat dedi ki, “danışacağın baban ve ağabeylerin var. İşittiklerine dayanarak neden o şeyleri hemen yapacaksın.” Tsun Yu da aynı şeyi sordu Üstat “duyduğun şeyleri hemen yap” diye cevap verdi. Kun dedi ki “Yu size duyduğu şeyleri hemen yerine getirip getiremeyeceği hususunu sorduğu zaman, siz danışacağın baban ve ağabeylerin var dediniz. Chih aynı şeyi sorunca hemen yap dediniz. Bunun açıklanmasını istemek cesaretinde bulunabilir miyim.”

Üstat dedi ki “Chih çok yavaş hareket eder, bu sebeple onu teşvik ettim. Yu çok enerjiktir. Böylece onu frenlemiş oldum.”

— Fan üstatla yağmur sunağının bulunduğu yerde, ağaçlar altında geziyordu. Dedi ki “erdemi nasıl yükseltebileceğimizi, kötü davranışları nasıl düzeltebileceğimizi sormak cesaretinde bulunabilir miyim?”

“Gerçekten güzel bir soru”

”Önce gereken şeyi yapmak ve başarıyı sonra düşünmek. Bu erdemi yükseltme yolu değil midir? Kendisinin zayıf taraflarını anlatmak, fakat başkasının kötülüklerini anlatmamak. İşte bu kötülüğü düzeltmek değil midir? Ufak bir hiddetle hayatına kıymak ve ailesini derde sokmak. Bu bir hata değil midir?”

Sonuç olarak Konfüçyüs’ün bir sözünü eklemek yerinde olacaktır.

”Elmas yontulmadan, insan yanılmadan düzelmez.”

Doğadaki tüm varlıklar mükemmelleşmeye doğru gider. Tüm elementler elektron alıp vererek daha kararlı olmaya çalışırlar. Kömür elmas olmak için mücadele verir. İnsan da kendi içindeki üstün olan yönleri ortaya çıkarmak için mücadele eder. Canavar da biziz kahraman da. Eksiklerimizi fark ettikçe, bunları eksilttikçe mükemmelleşmeye doğru yol alırız. Daha iyi bir insan, daha iyi bir yurttaş, daha dürüst, daha cesur, daha fedakar olmak elimizde. Bunun için Konfüçyüs’ün önerisi; kendini ve yaşamın anlamını bilmek, eylemleri düzene sokmaktır. Yaşam fırtınasında sürüklenmektense, her şeyin bizim elimizde olduğunu bilmektir.

Herkesin birbirinden şikayet ettiği, sadece reklamlarda ve filmlerde insanların mutlu göründüğü bir dünyada yaşıyoruz. Yazın sıcaklardan, kışın soğuklardan, zenginsek paradan, fakirsek de parasızlıktan şikayet ediyoruz. Belki de aslında sadece kendimizden şikayet ediyoruz, çünkü şikayet edilemeyecek şeyleri istemeyi öğrenemedik.

Belki kışı yaza dönüştüremeyiz, yazı da kışa, belki hiçbir zaman zengin olamayız, ama iyi bir insan olmak ve daha iyi bir dünya yaratmak istersek, ne kara kış, ne de çöl sıcağı bizi durdurabilir. Ancak kendi kendimizi durdurabiliriz.

Amerikalılar Kızılderilileri tutsak ettiklerinde, bazı şartları gerçekleştirirlerse, onları özgür bırakacaklarını söylemişler, ancak Kızılderililer’in cevabı şu olmuş: Siz bizi özgür kılamazsınız, biz ancak kendi kendimizi özgür kılarız. Özgürlük; istediğimiz an istediğimizi yapmak olsaydı çok zavallı varlıklar olurduk, çünkü belli ki hayatta hiç bir zaman her isteğimiz olmadı ve olmayacak, zaten olsaydı dünya çekilmez olurdu.

Özgürlük belki de doğru şeyleri, elimizde olan şeyleri istemektir. Çünkü doğa cesur insanlara karşı cömerttir. Cesur, dürüst, alçakgönüllü olmak her zaman, her yerde bizim elimizdedir. İnsanlara öyle görünmek veya karşılığında saygı görmek için değil, doğamıza uygun olduğu için.

Herkesin “daha iyi bir dünya”  için fikirleri var. Bunu gerçekleştirmek için çalışmak, yorulmak, önce kendini değiştirmek kadar basit, ama bir o kadar da zor bir işe kalkışmak gerekir, Konfüçyüs’ün yaptığı buydu. İnsanların mutluluğu, toplumun adaleti ve kültürün korunması için yaşamış bir filozof. İsteyince her şeyin mümkün olduğunun, gerisinin bahane olduğunun bir kanıtı.

Hazırlayan Umut İLHAN

Araştırmacı

Kaynakça

* Konfüçyüs’ün Bilgeliği

* Konfüçyüs Düşüncesinin Temelleri

* Büyük Bilgi ve Müzik hakkında Notlar

* Konuşmalar

* Konfüçyüs’ün öğretileri

* Yeryüzündeki dinler Tarihi

* TAO te Ching

* Theosophical Glossarıy

* Mircea Eliade’nin Dinler Tarihi

aktiffelsefebakirkoy.org

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir