Sadreddîn-i Erdebîlî (…-1392)

14 Ekim 2018 0 Yazar: admin

SADREDDÎN-i ERDEBÎLÎ

صدر الدين أردبيلي
Safiyyüddîn-i Erdebîlî (ö. 735/1334) tarafından kurulan ve XVI. yüzyılın başında İran’da Safevî Devleti’ne dönüşen bir tarikat.

Safiyyüddîn-i Erdebîlî’den sonra vasiyeti gereği yerine geçen oğlu Sadreddîn-i Erdebîlî babasının Erdebil’deki merkez tekkenin yanındaki kabrine bir türbe, dervişler için halvethâne ve dârülhuffâz gibi binalar yaptırarak tarikatı daha geniş imkânlara kavuşturdu. Fakat babasının müridlerinden Ebû Said Bahadır Han’ın 1335’te vefatının ardından meydana gelen siyasî karışıklıklar tarikatı da olumsuz etkiledi. Azerbaycan’ı kontrolü altına alan Melik Eşref Çobanî, kendisine karşı halkı isyana teşvik ettiği gerekçesiyle Şeyh Sadreddin’i Tebriz’de tutuklattıysa da üç ay sonra serbest bırakmak zorunda kaldı. Tekrar tutuklanacağını haber alan Şeyh Sadreddin 1354 yılında bazı halifeleriyle birlikte Gîlân’a geçti. Bu arada Altın Orda Hanı Canbeg onu himayesine aldı. Melik Eşref Çobanî, Tebriz’de Canbeg Han tarafından öldürüldükten sonra Şeyh Sadreddin 1356’da Erdebil’e döndü. Canbeg Han ailesine, tekkesine ve müridlerine ait Erdebil’deki bazı köyleri de içine alan mülklerin bir envanterini çıkartmasını ve bunları tescil edeceğini söyledi. Fakat hanın ertesi yıl vefatı üzerine bu gerçekleştirilemedi. Erdebil Valisi Celâyirli Ahmed b. Üveys tarafından 22 Zilkade 773 (26 Mayıs 1372) tarihinde hazırlanan bir fermanla tarikatın mal varlığı ve tekkeye yapılan bağışlar vergiden muaf tutuldu. Bu fermanda Şeyh Sadreddin’in “şeyhülislâm, âlimlerin ve şeyhlerin en büyüğü, dervişlerin önderi, sultan ve meliklerin rehberi” gibi unvanlarla anılması onun kemalini ve yöneticiler nezdindeki itibarını göstermesi bakımından önemlidir (ferman için bk. Şîrîn Beyânî, s. 221-227).

Sadreddîn-i Erdebîlî çeşitli bölgelere, özellikle Gürcistan ve Horasan bölgelerine gönderdiği halifeler vasıtasıyla Safeviyye tarikatını daha geniş bir topluluğa ulaştırmaya çalıştı. Meşhur halifesi Kāsım-ı Envâr’ı Gîlân’a ve 779’da (1377) Herat’a gönderdi. Kāsım-ı Envâr burada Timur ve oğlu Şâhruh dönemlerinde uzun müddet irşad faaliyetlerinde bulundu. Kaynaklarda diğer birçok yönetici gibi Timur’un da Sadreddîn-i Erdebîlî’ye olan itibarından ve güveninden söz edilmektedir. Şeyh Sadreddin’in sohbetlerine katılanlar arasında Nîşâburlu Hâce Kutbüddin Yahyâ-yı Câmî de vardır. Bu zatın daha önce Safiyyüddîn-i Erdebîlî’nin sohbetlerinde bulunduğu belirtilmektedir (Câmî, s. 577).

Doksan yaşlarında vefat eden (794/1392) Sadreddîn-i Erdebîlî makamını Hâce Ali unvanıyla tanınan oğlu Alâeddîn-i Erdebîlî’ye vasiyet etti. Şeyh Sadreddin’in diğer oğlu Şehâbeddin’in de babasından sonra Safeviyye şeyhi olarak faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Hâce Ali zamanında Safeviyye tarikatının zirve noktasına ulaştığı belirtilmektedir. Bazı İran kaynaklarında Timur’un Ankara Savaşı’ndan dönüşünde (1402) ziyaret ettiği Hâce Ali’den çok etkilendiği ve Erdebil’i köyleriyle birlikte tarikata bağışladığı kaydedilmektedir. Bu sırada Timur’un Anadolu’dan getirdiği ve Hâce Ali’nin isteği üzerine serbest bıraktığı 30.000 Türk esirin Safeviyye tarikatına girdiği nakledilir. Bunların birçoğu daha sonra Anadolu’ya döndü, bunlar vasıtasıyla Teke yöresinde Hamîdoğulları ve Karamanoğulları gibi beyliklerden birçok kişi Hâce Ali’ye intisap etti. Yine bu dönemde Safeviyye tarikatı Talvâr, Kızıluzun, Kumrâhıisfahan ve Hemedan gibi bölgelerde birçok vakıf arazisine sahip oldu. Hâce Ali’nin Timur’un Anadolu’dan getirdiği esirlerin serbest bırakılmasını sağladığına dair Timurlular devri kaynaklarında bir kayıt bulunmadığına dikkat çeken Faruk Sümer yukarıda anlatılan hadisenin gerçekle ilgisinin olmadığını ileri sürmektedir (Safevî Devleti’nin Kuruluşu, s. 6-7). Timur’un yerine geçen oğlu Şâhruh Mirza, 823 (1420) yılında Karakoyunlular’a karşı sefere çıktığı sırada Şeyh Safiyyüddin’in kabrini ziyaret etti ve Hâce Ali ile görüşerek ondan mânevî yardım istedi. yazının devamı.