I. Bayezid (Yıldırım) (1389-1403)

I. Bayezid (Yıldırım) (1389-1403)

15 Ekim 2018 0 Yazar: admin

BAYEZİD I
بايزيد
(ö. 805/1403)
Yıldırım lakabıyla tanınan Osmanlı padişahı (1389-1403).

755’te (1354) doğdu. I. Murad’ın büyük oğlu olup annesi Gülçiçek Hatun’dur. 1381 yılı dolaylarında Germiyanoğlu Süleyman Çelebi’nin kızı Sultan Hatun ile evlendi ve hanımının çeyizi olarak Osmanlılar’a bırakılan topraklara sancak beyi tayin edildi. Yerleştiği Kütahya’da Osmanlılar’ın doğu sınırlarının muhafaza ve gözetimi ile görevlendirildi. 1386’da babasının Karamanoğlu Alâeddin Bey’e karşı giriştiği sefere katıldı, Frenk Yazısı Savaşı’nda gösterdiği cesaret ve atılganlık dolayısıyla Yıldırım lakabını aldı. Onun ilk Amasya valisi olduğu kanaati, Kadı Burhâneddin’e karşı Osmanlı hâkimiyetini kabul eden Amasya Emîri Ahmed ve Çandarlı Süleyman Bey ile olan münasebetler sırasında (1384-1388) bazı bölgelerin Osmanlı idaresine girmesi hadisesinden ortaya çıkmıştır. Şehzade Bayezid, 15 Haziran 1389’da Türkler’in Rumeli’deki geleceğini tayin eden Kosova Savaşı’nın kazanılmasında önemli rol oynadı. Bu savaş sırasında babası I. Murad çok ağır bir şekilde yaralanınca, büyük oğul olması ve üstün yeteneği dolayısıyla kendi yerine onun getirilmesini vasiyet etti. I. Murad’ın ölümü ile de bu vasiyet gereği tahta çıkarıldı. Devlet erkânının tavsiyesiyle, hayattaki tek kardeşi Yâkub’u herhangi bir iç savaşa sebep olmaması için öldürttü. Bu arada esir düşen Sırp Prensi Lazar da savaş meydanında idam edildi.

Yeni padişah savaştan sonra Bursa’ya dönmek üzere derhal harekete geçti. Çünkü bu sırada Anadolu’da Osmanlılar’a tâbi olan beylikler isyana kalkışmışlar, eski topraklarına yeniden sahip olabilmek için Karamanoğlu’nun etrafında toplanmışlardı. Karamanoğlu Alâeddin Bey Beyşehir’i alarak Eskişehir’e kadar uzanmış, Germiyanoğlu II. Yâkub Bey miras yoluyla kaptırdığı toprakları yeniden zaptetmiş, Kadı Burhâneddin ise Kırşehir’i almıştı. Bayezid Anadolu’ya geçmeden önce Sırp kralının oğlu Stefan Lazareviç ile müzakereye girişerek kız kardeşi Olivera’yla (Maria Despina) evlenmek ve Sırplar’dan yardımcı kuvvet olarak faydalanmak üzere bir antlaşma yaptı. Bundan sonra Stefan sürekli Macar baskısı sebebiyle Bayezid’e sadık kaldı ve hatta onun seferlerine katıldı. Fakat Yukarı Sırbistan (Üsküp, Priştine bölgeleri) hâkimi Vuk Brankoviç, kendi bölgesindeki önemli maden şehirlerine sahip olmaya çalışan Osmanlılar’a karşı koydu. Ancak bu yörede faaliyet gösteren Paşa Yiğit Bey 1391’de Üsküp’ü almayı başardı. Böylece Bosna ve Arnavutluk’a yönelecek akınlar için bir üs elde edilmiş oldu.

Anadolu’ya geçen Bayezid 1389-1390 kışında Alaşehir’i zaptettiği gibi Batı Anadolu’daki Türkmen beyliklerini, Aydın, Saruhan, Menteşe, Hamîd ve Germiyan’ı Osmanlı idaresi altına aldı. Candaroğlu Süleyman Bey ve Bizans imparatorunun oğlu Manuel Palaeologus da kuvvetleriyle birlikte Osmanlı ordusunun yanında bu sefere katılmışlardı. Bayezid 1390 Mayısında Afyonkarahisar’da bulunuyor ve Karamanoğlu’na karşı sefer hazırlığı ile uğraşıyordu. Nihayet harekete geçerek Beyşehir’i aldı, ardından Konya’ya yürüdü ve şehri kuşattı. Bu sırada ittifaktan ayrılıp Kastamonu’ya dönen Süleyman Bey Karamanoğlu’na yardım için Kadı Burhâneddin ile bir anlaşma yaptı. Ortak kuvvetlerin Kırşehir’e gelmeleri, muhtemelen Bayezid’in Konya kuşatmasını kaldırmasına ve Karamanoğlu’nun antlaşma teklifini kabul etmesine yol açtı. Bu antlaşma ile iki devlet arasında Çarşamba suyu sınır oldu, Beyşehir ve civarındaki bazı yerler ise Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. Bayezid 1391’de Süleyman Bey üzerine yürüdü. Ancak Süleyman’ın müttefiki Kadı Burhâneddin’in kuvvetleri karşısında başarılı olamadı. 1392 ilkbaharında yeniden Süleyman Bey üzerine yürümek için büyük hazırlıklar yapmaya başladı. Hatta 6 Nisan 1392 tarihli bir Venedik raporunda, Bayezid’in vasal*ı durumunda bulunan Manuel Palaeologus’un Sinop’a karşı yapılacak deniz seferine katılmak üzere olduğu bildirilmekteydi. Bu sefer, Sinop hariç Süleyman’a ait yerlerin zaptı ve onun ölümü ile sonuçlandı. Daha sonra Bayezid, Kadı Burhâneddin’in protesto ve tehditlerine rağmen Osmancık üzerine yürüyerek burayı ele geçirdi. Fakat Çorumlu mevkiinde iki taraf arasındaki mücadeleyi Kadı Burhâneddin kazandı ve yenilgiye uğrayan Osmanlı kuvvetleri geri çekildi. Kadı Burhâneddin bu galibiyetin verdiği cesaretle hücumlarını Sivrihisar ve Ankara’ya kadar uzattı, yağma ve tahribatta bulundu. Ancak Burhâneddin’in kuşatması altındaki Amasya emîri 1392’de Amasya’yı Osmanlılar’a teslim etti. Ertesi yıl bölgeye gelen Bayezid Amasya’ya girerek şehri teslim aldı. O yörede bulunan, Çarşamba vadisindeki Tâceddinoğulları, Merzifon bölgesindeki Taşanoğulları ve Bafra hâkimi gibi mahallî beyler Bayezid’in hâkimiyetini tanıdılar. Bu arada müttefikleriyle bozuşan Kadı Burhâneddin ise geri dönüş sırasında Osmanlı kuvvetlerine karşı tâciz edici hücumlar dışında önemli bir harekâta girişemedi. yazının devamı.