İbrahim (1640-1648)

İbrahim (1640-1648)

15 Ekim 2018 0 Yazar: admin

İBRÂHİM
إبراهيم
(ö. 1058/1648)
Osmanlı padişahı (1640-1648).

I. Ahmed’in saltanat makamına çıkmış üç oğlunun sonuncusu olup 12 Şevval 1024’te (4 Kasım 1615) doğdu. Annesi Kösem Mahpeyker Sultan’dır. Tahta geçtiğinde yirmi beş yaşında olan İbrâhim’in şehzadelik yılları Osmanlı sarayının en karışık dönemine rastlar. Babasının genç yaşta vefatından sonra padişah olan amcası Mustafa’nın (I.) aklî dengesizliğinin beraberinde getirdiği bunalım yılları, ağabeyi II. Osman’ın tahttan indirilip feci şekilde katli, diğer ağabeyi IV. Murad’ın saltanatının ilk on yılında karşı karşıya kaldığı sıkıntılar ve idareyi tam anlamıyla ele aldıktan sonra da başvurduğu son derece sert ve kanlı tedbirler, daha çocukluk ve gençlik döneminde iç dünyasını derinden etkiledi. Bu zor yıllarda şahit olduğu hadiseler, karşı karşıya kaldığı ölüm tehlikesi, oldukça hassas bir yapıya sahip bulunduğu anlaşılan İbrâhim’in ruhî dengesini sarstı. Özellikle IV. Murad’ın saltanatı sırasında kardeşleri Bayezid ve Süleyman’ı boğdurması (Ağustos 1632), ardından Bağdat Seferi’ne çıkarken hayatta kalan ana-baba bir iki kardeşinden Kasım’ı bir dedikodu sonucu idam ettirmesiyle (1637) sıranın kendisine geleceği endişesi sinirlerinin daha da bozulmasına yol açtı. Ancak IV. Murad’ın oğullarının çok küçük yaşta ölmüş olmaları sebebiyle hânedanın yegâne vârisi haline gelmesi, padişahın hastalığının da tedavi edilemez bir durumda bulunup hayatından ümit kesilmesi, ona muhtemelen aklından bile geçirmediği saltanatın yolunu açmakta gecikmedi. Kesin olarak doğrulanamayan bir rivayete göre, IV. Murad ölüm döşeğinde iken hânedanın hayatta kalan tek erkek üyesi olan İbrâhim’i öldürtmek için Şeyhülislâm Zekeriyyâzâde Yahyâ Efendi’den fetva almış, ancak Kösem Sultan bunu önlemiştir. Bu rivayeti aktaran Du Loir, onun yakın nedimlerinden Mustafa Paşa’yı kendi yerine getirmek tahayyülünde olduğunu dahi yazar (Voyages, s. 110; ondan naklen Zinkeisen, IV, 526). Yine IV. Murad’ın son anlarında İbrâhim’in öldürülüp Kırım hanının tahta çıkarılması yolundaki vasiyetinin de Kösem Sultan tarafından önlendiği rivayet edilir (Vanel, III, 545). Bu rivayetler şüpheli görünmekle birlikte, bunun IV. Murad’ın ölüm döşeğinde hastalığının tesiriyle gördüğü halisünasyonların yansıması olarak doğru olma ihtimali, İbrâhim’in tahta cülûsundan hemen sonra Rodos’ta sürgünde bulunan eski Kırım hanı Şahin Giray’ın hânedanın “kuş” adını taşıyan biri tarafından çok zor durumda bırakılacağı kehaneti öne sürülerek idam edilmesi (Vecîhî, s. 46), ardından da Silâhdar Mustafa Paşa’nın ortadan kaldırılması dolayısıyla kuvvetlenmekte ve sarayda bu konunun dedikodusunun yapıldığını göstermektedir. Halbuki Solakzâde, IV. Murad’ın ölüm döşeğinde iken Sultan İbrâhim’i çağırtıp tahtın kendisinden sonra ona nasip olacağını söylediğini, halkı koruyup gözetmesi vasiyetinde bulunarak helâlleştiğini belirtir (Târih, s. 766). IV. Murad’ın ölümü ve İbrâhim’in tahta cülûsu olayını ayrıntılı olarak veren diğer Osmanlı kroniklerine göre vefat haberini Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın gönderdiği kapı ağasından alan İbrâhim, bunun kendisini öldürmek için bir tertip olduğu zannıyla odasından çıkmak istemeyince annesi tarafından ikna edilmiş, ağabeyisinin cesedini gördükten sonra tahta cülûs etmiş, resmî biat töreni ise 16 Şevval 1049 (9 Şubat 1640) Perşembe sabahı yapılmıştır. yazının devamı.