Hükümdarlar

II. Mahmud (1808-1839)

MAHMUD II
(ö. 1255/1839)
Osmanlı padişahı (1808-1839).

13 Ramazan 1199’da (20 Temmuz 1785) doğdu. I. Abdülhamid’in oğludur. Annesi Nakşidil Sultan’ın Fransız asıllı olduğu iddiası doğru değildir. Adlî mahlası doğumuyla birlikte verilmiştir. Ayrıca “büyük” sıfatıyla da anılır. Amcası III. Selim’in tahttan indirilmesi (29 Mayıs 1807), ağabeyi IV. Mustafa’nın cülûsu ve bunun da Alemdar Mustafa Paşa tarafından hal‘i üzerine 4 Cemâziyelâhir 1223’te (28 Temmuz 1808) padişah oldu. III. Selim’in katli sırasında ölümden dönmüş olarak darbeler ve karşı darbelerle başlayan saltanatı aynı yoğunlukta devam etti. Yeniçeri isyanları, merkezî idareyi zaafa uğratan zorba idareciler ve âyanların te’dibi, Sırp ve Yunan milliyetçi ayaklanmaları, İran ve Rus savaşları ve özellikle Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa’nın isyanı devrini tamamen işgal eden önemli gelişmeler arasındadır. Bütün bunların içinde devletin yeniden yapılanmasıyla ilgili hayatî önem ve zaruret arzeden köklü ıslahatların sürdürülmesi saltanat döneminin belirgin özelliğini oluşturur.

Saltanatının Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasına kadar (1826) geçen ilk devresi bu ocağın adını öne çıkartmış olarak bütünleşen, menfaatini geleneksel düzenin korunmasında gören, ağırlıklı olarak askerî ve ilmiye sınıfı tarafından temsil edilen, Anadolu ve Rumeli’deki âyanlar tarafından desteklenen ıslahat karşıtı cephenin tahakkümü altında geçti. Alemdar Mustafa Paşa’nın dört ay kadar süren sadâretinde meydana getirilen sened-i ittifak âyanlık kurumunu meşrulaştırmayı amaçlamakla beraber bu girişim, merkezî hükümet karşısında âyanların yekpâre bir cephe teşkil etmeleri aşamasına gelememiş olduğundan sonuçsuz kaldı. Bunlara karşı girişilen uzun soluklu mücadele, giderek Tepedelenli Ali Paşa gibi güçlü âyanların da ortadan kaldırılması aşamasına ulaştı ve 1832 yılına gelindiğinde devletin Avrupa ve Anadolu yakası bunlardan büyük ölçüde temizlendi.

İç ve Dış Gelişmeler. II. Mahmud tahta çıktığında Avrupa’da Fransa’ya karşı verilen mücadele devam etmekteydi ve Osmanlı Devleti, Fransa yanlısı siyasete dönülmek zorunda kalınmış olmasından ötürü Rusya ve İngiltere ile savaş halindeydi (1806). İngiltere ile savaş Kal‘a-i Sultâniyye Antlaşması’yla (9 Ocak 1809) sona ermiş olmakla birlikte Rus savaşı Bükreş Antlaşması’na kadar devam etti (28 Mayıs 1812). Bu barışla Besarabya’nın kaybı söz konusu olmuş, Ruslar’a önemli bazı haklar tanınmış, Memleketeyn tahliye edilmiş, Kafkaslar’daki Rus ilerlemesi tanınmış ve özellikle Sırplar’a özerklik verilmesi kaçınılmaz olmuştu. Bununla beraber Napolyon’un Moskova seferine çıkması (1812), Avrupa’daki nihaî hesaplaşma ve Viyana Kongresi’yle başlayan yeniden yapılanmanın getirdiği meşguliyet, bu antlaşmanın Sırplar’la ilgili maddelerinin bir süre için uygulanmasının askıya alınmasına imkân verdi. Ancak Rusya’nın daha sonra bu meseleyi tekrar gündeme getirmesi Sırplar’a fiilen özerklik verilmesini zaruri kıldı (1817). yazının devamı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir