II. Süleyman (1687-1691)

15 Ekim 2018 0 Yazar: admin

SÜLEYMAN II
سليمان
(ö. 1102/1691)
Osmanlı padişahı (1687-1691).

15 Muharrem 1052’de (15 Nisan 1642, bazı kaynaklarda 14 Muharrem, bir belgede 16 Muharrem) İstanbul’da doğdu. Babası Sultan İbrâhim, annesi Sâliha Dilâşûb Sultan’dır. Sünnet töreni o sırada tahta çıkmış olan ağabeyi IV. Mehmed ile birlikte yapıldı (14 Şevval 1059 / 21 Ekim 1649). IV. Mehmed’in saltanatının ilk yıllarında büyük vâlide Kösem Sultan ile küçük vâlide Hatice Turhan Sultan arasındaki nüfuz mücadelesi sırasında adının taht için geçmesi üzerine kardeşleriyle birlikte sarayın Şimşirlik denilen özel bölümüne kapatıldı ve daha sıkı kontrol altında tutuldu. Sık sık IV. Mehmed’in çıktığı seferlere ve av partilerine götürüldü, zaman zaman da Edirne Sarayı’na nakledildi. 1683 Viyana Kuşatması ve ardından gelen bozgunla uğranılan büyük toprak kayıplarının yol açtığı memnuniyetsizlik yüzünden ordunun, ulemâ ve devlet ricâlinin isteğiyle IV. Mehmed’in yerine tahta çıkarılması kararlaştırıldı. Kaynaklarda, yaklaşık kırk yıldır Şimşirlik’te tutulan Şehzade Süleyman’ın öldürüleceğini düşünerek, “İzâlemiz emrolunduysa söyle, iki rek‘at namaz kılayım. Kırk yıldır her gün ölmektense bir gün evvel ölmek yeğdir” sözlerini söylediği ve yerinden ayrılmak istemediği ifade edilir. Sonunda kardeşi Ahmed’in de (II.) yardımıyla güçlükle ikna edilerek önce havuz başındaki tahta oturtuldu, ardından kuşluk vaktinde “kāide-i Osmânî üzere” Bâbüssaâde önündeki saltanat tahtına çıkarıldı. Bu sırada kendisine orada hazır bulunan nakîbüleşraf, İstanbul kaymakamı, nişancı, kazaskerler, şeyhülislâm, yüksek rütbeli ulemâ ile ordudan gelen ocak ileri gelenleri tarafından biat edildi (2 Muharrem 1099 / 8 Kasım 1687).

II. Süleyman’ın tahta çıktıktan sonra karşı karşıya kaldığı ilk mesele askere dağıtılacak cülûs bahşişi konusu oluşturdu. Bu arada, yirmi yıl önce teşkil edilen şâtırlar ve rikâb solakları kaldırılarak bazıları tasfiye edilirken bir kısmı da peyk yapıldı. Saray işleri kapı ağasına sipariş edildi. XVI. yüzyıldan beri değişmiş olan iç oğlanları ve zülüflü baltacıların kıyafetleri eski şekline getirildi. Yedi yıldır boş kalan has odabaşılık akağaların ortancalarından Mısırlı Hacı Mustafa Ağa’ya verildi. Ayrıca Sadâret Kaymakamı Köprülüzâde Mustafa Paşa’nın aracılığıyla Süleymaniye Camii vâizi Arapzâde Abdülvehhâb Efendi padişahın hocalığına getirildi ve her gün huzurda ders vermesi sağlandı. Ocak ileri gelenlerinin baskısıyla İstanbul’a gelerek sancak-ı şerifi yeni padişaha teslim eden Köprülü Damadı Siyavuş Paşa sadâret makamında bırakıldı ve eşkıyayı dağıtmakla görevlendirildi. Zira o sırada Fetvacı Ahmed Çavuş ve Küçük Mehmed adlı liderlerinin teşvikiyle âsiler çarşı pazarı yağmalamaya başlamıştı. Atmeydanı’nda toplanan sipahiler gecikmiş ulûfelerinin hemen ödenmesini istiyordu. Ancak vaad edilen meblağ için yeterli nakit bulunmadığından sadrazamın emriyle Enderun Hazinesi ve ıstabl-ı âmiredeki gümüş ve altın kap kacak, kılıç vb. ile bazı eşyalar darphaneye gönderilip para kestirildi. Fakat bu da kâfi gelmeyince varlıklı kimselerden imdâdiyye adı altında vergi alınması kararlaştırıldı. Yeni padişah, 21 Muharrem 1099’da (27 Kasım 1687) Şeyhülislâm Debbağzâde Mehmed Efendi ile Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa’nın elinden Eyüp Sultan Türbesi’nde kılıç kuşandı, ertesi gün de ilk cuma selâmlığına çıktı. Bu arada ulûfe ve bahşiş meselesi yüzünden kapıkulunun ayaklanması yeniden alevlendi. Zira Mısır’dan gönderilen meblağla imdâdiyye kâfi gelmemişti. Sonunda ödemeler güçlükle tamamlanınca sadrazamın emriyle zorbalar dağıldı ve 16 Safer’de (22 Aralık) normal bir divan toplantısı yapılabildi. II. Ahmed (1691-1695)