III. Mehmed (1595-1603)

III. Mehmed (1595-1603)

15 Ekim 2018 0 Yazar: admin

MEHMED III
محمد
(ö. 1012/1603)
Osmanlı padişahı (1595-1603).

7 Zilkade 973’te (26 Mayıs 1566) Manisa’da Sart ovasında doğdu. Babası III. Murad, annesi Arnavut asıllı, Dukakin’de Rezi köyünden olan Safiye Sultan’dır (Safiye’nin Venedik asıllı Cecilia Baffo olduğuna dair bilgi [EI2, VIII, 817] yanlıştır; Baffo, III. Murad’ın annesi Nurbânû Sultan’dır). Rivayete göre adını, doğum haberini çıktığı Sigetvar seferi sırasında alan büyük dedesi Kanûnî Sultan Süleyman koymuştur. İlk çocukluk yıllarını babasının Saruhan sancak beyliğiyle bulunduğu Manisa’da geçirdi. Dedesi II. Selim’in padişahlığı döneminde babasının veliaht olması, daha çocukluk yıllarında üzerindeki gözetimin sıkılaştırılmasına yol açtı. Babasının 982’de (1574) padişah olup Manisa’dan ayrılışından yaklaşık bir yıl kadar sonra Harem halkıyla beraber İstanbul’a getirildiğinde (BA, MD Zeyli, nr. 2, s. 45, 46, 54) dokuz yaşlarında bulunuyordu. Manisa’da iken ilk hocası İbrâhim Efendi idi; ardından Hüseyin Efendi ve Mehmed Azmi Efendi hocalığını yaptı. Sarayda annesinin de rolüyle büyük ihtimam gördü. Ancak sancağa çıkarılmasına kadar sarayda siyasî güce erişebileceği unsurlardan, bu arada kadınlardan ve haremden uzak tutuldu; babasına alternatif olabilecek duruma gelmesi önlendi. Biraz da bu sebeple on altı gibi geç sayılabilecek bir yaşta, 6 Cemâziyelevvel 990’da (29 Mayıs 1582) başlayan ve elli altı – elli yedi gün süren muhteşem törenler ve eğlencelerle sünnet edildi. Sünneti dördüncü vezir Cerrah Mehmed Paşa yaptı. Bu merasimden bir yıl kadar sonra artık bir veliaht sancağı haline gelmiş olan Saruhan sancak beyliğiyle Manisa’ya gönderildi. Hocası Azmi Efendi’nin vefatı üzerine muallimliğine getirilen Sultan Selim Müderrisi Nevâlî Nasuh Efendi, lalası Ali Bey, nişancısı Tekeli Mehmed Çavuş, baş rûznâmçecisi Hüsambeyzâde ve daha birçok görevli, ayrıca 1500’ü aşkın hizmetli grubu ile 2 Zilhicce 991’de (17 Aralık 1583) Üsküdar’a geçti, iki gün sonra da Manisa’ya hareket etti. İç oğlanları, eşyası ve diğer ağırlıkları deniz yoluyla İzmir’e, oradan Manisa’ya yollandı. Kış sebebiyle zorlu bir yolculuğun ardından 1 Muharrem 992’de (14 Ocak 1584) Manisa’ya ulaştı ve on iki yıl sürecek idarecilik hayatına başladı. Sancaktaki ilk icraatı bölgenin asayişini sağlamak oldu. Bu dönemde 997-1003(1589-1595) yılları arasında divanında alınan kararları ihtiva eden Ahkâm Defteri’nden (BA, A.DVN, nr. 794) anlaşıldığına göre yönetim alanı Saruhan sancağı ile sınırlı olmayıp Batı Anadolu bölgesinin önemli bir kesimini içine alıyordu. Ancak şehzade olarak idaredeki ağırlığı ikinci planda kalmış, önceden belirlenmiş taht vârisi olması dolayısıyla sıkı denetim altına alınmış ve bütün resmî yazışmalar lalası tarafından yürütülmüştür. Hatta yaz aylarını geçirdiği Manisa yakınlarındaki Bozdağ yaylağına gidiş için bile merkezden izin almak zorunda kalmıştı. Yine de taşradaki bu görevi sırasında, babasının saraya kapanıp idarede iyice etkisiz hale gelişine tepkili olan kesimler için ümit kaynağı olabilecek derecede halkla temas ederek onların dertlerini dinleme alışkanlığı kazandığı, padişah olunca sıkça çıktığı cuma selâmlıklarında ve gezilerde bu tavrını nüfuzlu saray halkı ve annesinin engelleme teşebbüslerine rağmen fırsat buldukça sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Kazandığı idarî tecrübenin padişahlığındaki icraatlarına yansımaması ise tamamen annesinin etkisi altında kalmasından ve onun oluşturduğu sıkı kontrolü kırabilecek mizaca sahip bulunmamasından kaynaklanmış olmalıdır. Özellikle padişah olduğu sırada yanında bulunan lalası Tekeli Mehmed Çavuş (Mehmed Paşa) vasıtasıyla kontrolü ele alma çabaları yine yumuşak mizacı yüzünden başarısızlıkla sonuçlanmıştır. yazının devamı.