Matrakçı Nasuh (1480-1564)  Matematikçi, tarihçi, hat, resim ve minyatür sanatçısı, matrakçı

Matrakçı Nasuh (1480-1564) Matematikçi, tarihçi, hat, resim ve minyatür sanatçısı, matrakçı

19 Ekim 2018 0 Yazar: admin

Hayatı

Meşhur bir şahsiyet olmasına rağmen hayatı ile ilgili kesin bilgiler oldukça sınırlıdır. Hangi tarihte nerede doğduğu bilinmemekle birlikte Bosnalı olduğu bilgisinden babasının veya dedesinin Bosna’da doğduğu, dolayısıyla saraya devşirme olarak girdikleri Matrakçı’nın küçük yaşta saraya alındığı söylenebilir. Ayrıca Enderun’da yetiştiği ve II. Bâyezid döneminde sarayın hocalarından Sâî Çelebi’den dersler aldığı rivayet edilmektedir. Matrakçı uzun süren matematik ve geometri çalışmalarının ardından 923/1517’de Cemâlu’l-Küttâb ve Kemâlu’l-Hüssâb adlı eserini telif etmiş ve Yavuz Sultan Selim’e sunmuştur.  Matrak denilen savaş oyununun mucidi olduğu için “Matrâkî”, iyi bir silahşör olduğu için de Silâhî lakaplarıyla meşhur olan müellifin hayatının bir döneminde Mısır’da bulunduğu burada çeşitli mızrak oyunlarına ve yarışmalara katıldığı, rakiplerine üstünlük sağladığı ve neticesinde dönemin hükümdarı Kânûnî’den 936/1530’da bir berat aldığı bilgisi eldeki veriler arasındadır. Aynı sene içinde okçuluk, kılıç, kalkan, topuz ve at talimi gibi silahşorlukla ilgili konuları ve bunların resimleriyle tasvirlerini ihtiva eden Tuhfetü’l-Guzât adlı eserini telif etmiştir. Yine 936/1530’da hükümdarın emriyle Muhammed b. Cerîr et-Taberî’nin Tarihu’l-Ümem ve’l-Mülûk adlı umumi tarihinin Arapçadan Türkçeye çevirmeye başlamıştır. Ancak bu çalışma bir tercümeden ibaret olarak kalmamış, müellifin ilaveleriyle 958/1551 yılına kadarki tarihsel verileri içeren yeni bir telif halini almıştır. Toplamda dört ciltten oluşan Mecmau’t-Tevârih’in son cildi genel Osmanlı tarihi hüviyetindedir. Hatta bu cildin belli bölümlerinin Tarih-i Sultan Bayezid ve Sultan Selim, minyatürlü Tarih-i Sultan Bayezid, minyatürlü Tarih-i Sultan SelimSüleymanname, minyatürlüMecmu-ı MenazilFetihname-i Karaboğdan, minyatürlü Tarih-i Feth-i Şikloş gibi adlarla müstakil birer eser hüviyetinde Nasuh’un kaleminden çıkmış nüshalara dönüştüğü görülmektedir. Belki de müellifin, Mecmau’t-Tevârih’in dördüncü cildini kısım kısım yazması her bir bölümün müstakil birer eser olarak algılanmasına sebep olmuştur. Ancak her halükarda Süleymanname ve Fetihname-i Karaboğdan gibi yaşadığı dönemin tarihsel olaylarının anlatıldığı bazı bölümler Matrakçı’nın yaşamına, seyahatlerine, bilgi ve görgüsüne, yeteneklerine ışık tutmaktadır. Son olarak müellifin 940/1534’te Kânûnî ile çıktığı İran seferi dönüşünün ardından yaşadıkları ile ilgili bilgilere rastlanmasa da eserlerinin telif tarihlerinden, vefat ettiği 16 Ramazan 971 (28 Nisan 1564) yılına kadar çalışmalarıyla meşgul olduğu anlaşılmaktadır.

Öğretisi

XVI. yüzyılda muhtelif ilmî ve amelî sahalarda tanınmış bir isim olan Matrakçı Nasuh matematik sahasında, daha çok divan katipleri ve devlet muhasiplerini gözeterek iki Türkçe eser kaleme almıştır. Bu iki eser de altyapı bakımından Osmanlı matematik geleneğinin devraldığı İslam medeniyeti klasik dönemi matematik geleneğine dayansa da Türkçe muhasebe matematiği geleneği oluşturma ve mevcut matematiği ihtiyaçlar dahilinde pratize etme hususiyetlerinde dikkati çekmektedir. Buna ilave olarak  Osmanlılardaki muhasebe matematiğinin seyrinin incelenmesi açısından, Türkçe telif geleneği çerçevesinde, Atmacaoğlu’nun eserinden sonra oldukça büyük önem taşır. Ayrıca o dönemde Osmanlı Türkçesi’nin matematik dili olarak bulunduğu seviyenin tespiti açısından da araştırmacılara yol göstermektedir.

Muhasebe matematiğinde sayı değerleri ne kadar büyük olursa olsun mümkün olan en kısa sürede, en kolay ve en doğru biçimde temel aritmetik işlemlerini gerçekleştirmenin yollarını ortaya koymak başlıca hedefidir. Bunun için de eserlerinde “kafes çarpımı” denilen yöntem öne çıkmaktadır. Bu yönteme göre büyükçe bir karenin üstüne çarpanlardan biri, soluna da diğeri yazılır ve büyük kare çarpan ve çarpılanın basamak sayısı kadar küçük karelere ayrılarak her bir çarpma işleminin sonucu bu karelere uygun şekilde yerleştirilir. Sonunda da tabloda oluşan rakamlar çaprazlamasına toplanmasıyla işlemin sonucu bulunmuş olur.

Müellifin günümüze dek bilinen, tanınan bir şahsiyet olmasında belki de en önemli pay sanatçı kişiliğidir. Matrakçı sanatçı kişiliğini daha çok katıldığı seferlerdeki konaklama yerlerinin, yolların ve şehirlerin tüm ayrıntılarıyla minyatürlerini, kuşbakışı görünüşlerini çizerek ve bunları kitaplaştırarak ortaya koymuştur. Buna ilave olarak hat sanatındaki ustalığını mucit karakteriyle birleştirerek yeni yazı türlerini tedavüle sokmuştur.

Matematikçi kişiliğinde görülen basitlik, açıklık, kolaylık ve düzen gibi olgular sanatçı kişiliğinde de kendini bariz bir şekilde göstermektedir. Devletin resmi yazışmalarda kullandığı yazı türlerini İran stilinin dışına çıkararak daha sade ve kullanışlı bir hale getirmesi de bunun en güzel örneğidir.

Öne Çıkan Eserleri

  • Cemâlu’l-Küttâb ve Kemâlu’l-Hüssâb. (h. 923) Süleymaniye Ktp. Esad Efendi 3152/1, Veliyüddin Efendi 3688/2.
  • Umdetü’l-Hüssâb. (;h. 940) Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa 1987 ve 1988. Manisa 1748/1.
  • Tuhfetü’l-Guzât. ( ;936/1530) Süleymaniye Ktp. Esad Efendi 2206.
  • Mecmau’t-Tevârih. I. Cilt: Viyana Milli Kütüphanesi (Cod. Mixt. nr. 999, 1187). II. Cilt: ? III. Cilt:  Süleymaniye Kütüphanesi (Fatih, nr. 4278). IV. Cilt: müstakil nüshaya rastlanamamıştır. Her bir bölüm müstakil eser gibi istinsah edilmiş veya yayımlanmıştır.
  • Kaynak