Endülüs (756-1492) İslâm hâkimiyetindeki İspanya.

Endülüs (756-1492) İslâm hâkimiyetindeki İspanya.

21 Ekim 2018 0 Yazar: admin

ENDÜLÜS
İslâm hâkimiyetindeki İspanya.

Araplar tarafından İspanya için kullanılan ve ülkeden tamamen çıkarılmalarından sonra İspanyolca’ya Andalucia şeklinde ve önceleri yalnız “müslüman İspanyası” anlamında geçen Endülüs (Endelüs) kelimesinin kökeni kesin biçimde tesbit edilebilmiş değildir. Bugün genellikle, Hispania karşılığı olarak ilk defa fetihten sonra 98 (716) yılında basılmış bir sikke üzerinde görülen ismin, V. yüzyılda Kuzey Afrika’ya geçmeden önce on sekiz yıl kadar İspanya’nın güneyinde kalan Vandallar’ın (Vandalus) adından türetilmiş olabileceği (Vandalicia [Vandal ülkesi]) kabul edilmektedir (E. Lévi-Provençal, Espana musulmaña, IV, 45). Müslümanlar başlangıçta Endülüs ismini, bir süre ellerinde tuttukları Fransa’nın güneyindeki Septimania bölgesi dahil İspanya’da yönetimleri altına aldıkları toprakların tamamı için kullandılar. Ancak 718’de başlatılan ve yaklaşık sekiz asır devam eden hıristiyanların “reconquista” (Endülüs’ü müslümanlardan geri alma) hareketinin gelişme seyri içerisinde, özellikle XI. yüzyıldan itibaren İslâm hâkimiyeti alanının gittikçe küçülmesine paralel olarak bu ismin başlangıçtaki geniş kapsamlı anlamı daralmaya başladı ve sonunda Endülüs adı sadece küçük Benî Ahmer (Nasrî) Emirliği’nin idaresindeki topraklara münhasır kaldı. Andalucia ismi bugün İspanya’da hâlâ kullanılmakta ve Almeria (el-Meriye), Granada (Gırnata), Jaén (Ceyyân), Cordoba (Kurtuba), Sevilla (İşbîliye), Huelva (Velbe), Malaga (Mâleka) ve Cadiz (Kādis) vilâyetlerini içine alan bölgeyi ifade etmektedir.

I. SİYASÎ TARİH
1. Fetih ve Valiler Dönemi (711-755). İlk İslâm fetihlerinin son halkasını Endülüs’ün fethi teşkil eder. Birinci elden bir kaynak mevcut olmadığı için bu fethin tarihi ve seyri hususunda bilinenler sonraki yıllarda yazılmış eserlerden intikal etmekte ve aralarında tutarsızlıklar, hatta çelişkiler bulunduğu görülmektedir. İspanya’da ilk fetih hareketinin başlangıç tarihi hakkında farklı iki rivayet vardır. Birinci rivayete göre bu tarih, Hz. Osman’ın emriyle Abdullah b. Nâfi‘ b. Husayn ve Abdullah b. Nâfi‘ b. Abdülkays’ın sevk ve idare ettikleri bir donanmayla karaya çıkılan 27 (647) yılı, ikinci rivayete göre ise genellikle kabul edildiği üzere Târık b. Ziyâd’ın emrindeki kuvvetlerin çıktığı 92 (711) yılıdır. Birinci rivayetin doğru olmaması gerekir, çünkü 27 yılında müslümanlar henüz bugünkü Tunus’u geçmemişlerdi ve ayrıca o tarihte bu iş için gerekli deniz gücüne de sahip değillerdi. Öte yandan eğer Endülüs gerçekten o yıl fethedilmiş olsaydı tarihçilerin daha sonra gerçekleştirilen Kıbrıs’ın fethi için müslümanların ilk deniz ötesi fetih harekâtı dememeleri gerekirdi.

İlk İslâm fetihlerinin seyri dikkate alındığında, 710 yılına kadar birkaç şehir ve kale dışında Kuzey Afrika’nın tamamını ele geçirmiş olan müslümanların yeni bir hamle daha yapmaları tabii görünmektedir. Kuzey Afrika Valisi Mûsâ b. Nusayr, Emevî Halifesi Velîd b. Abdülmelik’ten izin alarak Tarîf b. Mâlik kumandasındaki yaklaşık 500 kişilik bir birliği 710 yılının ilkbaharında keşif gayesiyle İspanya’nın güney kıyılarına yolladı. Mûsâ b. Nusayr, Tarîf b. Mâlik’in bol miktarda ganimetle dönmesinden sonra İspanya’nın fethi için hazırlıklara başladı ve 711 ilkbaharında azatlısı Berberî asıllı Târık b. Ziyâd kumandasında 7000 kişilik bir orduyu, arkasından da 5000 kişilik bir takviye birliğini İspanya’ya gönderdi. Bu sırada İspanya’da hüküm süren Vizigot Krallığı taht kavgaları, toplum içindeki çatışmalar ve yahudileri zorla hıristiyanlaştırma politikasının sebep olduğu çeşitli problemlerle karşı karşıya idi. İslâm ordusunun İspanya’ya geçişinde, Vizigotlar’la ilişkileri bozuk olan Ceuta (Sebte) hâkimi Julianos’un da yardımları dokundu. Târık İspanya’nın en güneyindeki Calpe (Cebelitârık, Gibraltar) dağında karargâhını kurduktan sonra yakınındaki Algeciras’ı (Cezîretülhadrâ) kontrol altına aldı ve çok geçmeden Rio Guadalete (Vâdiilekke) veya Rio Barbate kıyısında karşılaştığı Kral Rodrigo kumandasındaki kalabalık bir Vizigot ordusunu, üç gün veya bir hafta (İbn İzârî, II, 8) süren zorlu bir savaş sonunda büyük bir kısmını imha etmek suretiyle ağır hezimete uğrattı. Artık İspanya’nın fethi için müslümanların önünde ciddi bir engel kalmamıştı. Nitekim Târık’ın bu savaş sonrasında görevlendirdiği kumandanlar kısa sürede Malaga, Elvira (İlbîre) ve Cordoba’yı ele geçirirlerken kendisi de Ecija’yı (İsticce) ve arkasından Vizigotlar’ın başşehri Toledo’yu (Tuleytula) fethetti. Bu sıralarda Vizigot idaresinden memnun olmayan bazı şehir ve kale halklarının, özellikle ağır dinî baskılara mâruz kalan yahudilerin kapılarını kendiliklerinden açtıkları bilinmektedir. 712 yılında, fethin tamamlanmasına yardımcı olmak için Mûsâ b. Nusayr çoğunluğu Araplar’dan oluşan 18.000 kişilik bir ordunun başında İspanya’ya geçti ve Sevilla, Carmona (Karmûne), Niebla (Leble), Mérida’yı (Mâride) zaptettikten sonra Toledo’da Târık b. Ziyâd’la buluştu. İki kumandan daha sonra fetih hareketini İspanya’nın kuzeyine doğru iki koldan devam ettirdiler ve ertesi yıl içerisinde León (Liyûn), Galicia (Cillîkıye) bölgeleri ve Lérida (Lâride), Barcelona (Berşelûne), Zaragoza (Sarakusta) şehirleri hâkimiyet altına alındı; hatta bir rivayete göre Pireneler aşılarak Frank topraklarına girildi.

714 yılında Halife Velîd b. Abdülmelik’in emriyle, Mûsâ b. Nusayr’ın Endülüs’ün idaresini oğlu Abdülazîz’e bırakıp yanına Târık’ı da alarak bol miktarda ganimetle birlikte Dımaşk’a dönmesi üzerine Endülüs’te “valiler dönemi” (asrü’l-vülât) başlamıştır. I. Abdurrahman’ın 756’da Endülüs Emevî Devleti’ni ilânına kadar devam eden bu dönemde yirmi bir vali iş başına geldi. Bunlardan bazıları doğrudan Dımaşk’taki Emevî halifesi veya onun adına Kuzey Afrika valisi tarafından tayin edilirken bazıları da Endülüslü askerler tarafından seçildi. Valiler dönemindeki siyasî faaliyetler arasında fetih hareketini Avrupa içlerine götürme teşebbüsleri önemli bir yer tutar. Abdülazîz b. Mûsâ’nın Teodomiro’yu (Tüdmîr/Mürsiye) hâkimiyeti altına alışından sonra valilerin birçoğu, bütün gayretlerini Pireneler’i aşarak Frank topraklarında yayılmak için harcadılar. Bu gayretler sonunda İslâm orduları Fransa’nın güneyindeki Septimania (Sebtimâniye) ve Narbona (Arbûne) bölgelerini ele geçirerek bugünkü Paris’in bulunduğu bölgeye yaklaştılar. Müslümanların 732 yılında Tours ve Poitiers şehirleri arasında yer alan ovada Franklar’a yenilmesi, Avrupa’da gerçekleştirilmek istenen fetihler açısından bir dönüm noktası olmuştur. İslâm kaynaklarında Belâtüşşühedâ adıyla geçen bu savaştan sonra eskisi kadar dışa açılamayan müslüman fâtihler güçlerini kendi aralarında baş gösteren iç çekişmelerde tüketmeye başladılar.

İlk dâhilî mücadele Araplar’la Berberîler arasında meydana geldi. İdarecilerin kendilerine gereken değeri vermediklerini ve kıraç, dağlık arazilerde yaşamak zorunda bırakıldıklarını ileri süren Berberîler, soydaşlarının Kuzey Afrika’da başlattıkları isyan hareketinden de cesaret alarak ayaklandılar (741). Her iki taraftan çok sayıda insanın ölümüne sebep olan bu ayaklanma, ancak ertesi yıl Belc b. Bişr kumandasındaki Suriye’den gelen Emevî askerlerinin müdahalesiyle bastırılabildi. Bu hadiseden kısa bir süre sonra, Endülüslü Araplar’ın (Belediyyûn) kendi topraklarına ortak olmalarından endişe ettikleri Emevî askerlerinin (Şâmiyyûn) Endülüs’e yerleşmesine karşı çıkmaları üzerine iki taraf arasında savaş başladı. Bu karışıklık, yeni vali Ebü’l-Hattâr tarafından hıristiyan tebaanın elindeki arazilerin üçte birinin yapacakları muvazzaf askerlik hizmeti karşılığında Suriyeli askerlere verilmesi ve bunların el-Küverülmücennede (askerî vilâyetler) adıyla bilinen İşbîliye, Humus (Hıms), Ceyyân, Şezûne, İlbîre, Cezîretülhadrâ, Tüdmîr, Reyyu ve Bâce’ye yerleştirilmeleriyle çözümlendi. Fakat Belediyyûn-Şâmiyyûn çekişmesini bu ustaca tedbirle sona erdiren Ebü’l-Hattâr’ın yönetimi sırasında Yemenliler’i kayırması yeni bir ihtilâfa ve Kayslı-Yemenli çatışmasına sebep oldu. Sonunda Endülüs’ün bu iki kabile tarafından sırayla yönetilmesi hususunda anlaşmaya varıldı. Buna göre Kayslılar adına Yûsuf el-Fihrî 747’de vali oldu; bir yıl sonra da bu görevi bir Yemenli üstlenecekti. Ancak vakti gelince Kayslılar valiliği Yemenliler’e devretmek istemediler ve bu durum Kayslı-Yemenli mücadelesinin yeniden alevlenmesine yol açtı. Öte yandan fetih hareketi sırasında İspanya’nın kuzeyinde dar ve dağlık bir bölge olan Asturias’a kaçan ve orada sıkışıp kalan hıristiyanlar müslümanlar arasındaki iç çekişmelerden istifade ederek Endülüs topraklarına saldıracak kadar güçlendiler. yazının devamı.