Gelibolulu Mustafa Âlî (1541-1600) Tarihçi, şair, çok yönlü ve zengin sayıda eser vermiş Osmanlı müellifi.

Gelibolulu Mustafa Âlî (1541-1600) Tarihçi, şair, çok yönlü ve zengin sayıda eser vermiş Osmanlı müellifi.

21 Ekim 2018 0 Yazar: admin

GELİBOLULU MUSTAFA ÂLÎ
ÂLÎ MUSTAFA EFENDİ
Gelibolulu Mustafa Âlî (ö. 1008/1600)
Tarihçi, şair, çok yönlü ve zengin sayıda eser vermiş Osmanlı müellifi.

2 Muharrem 948 (24/25 Nisan 1541) gecesi Gelibolu’da doğdu. Medrese tahsili gördükten sonra yazdığı şiirlerle dikkati çekerek ilk eseri Mihr ü Mâh’ı sunduğu Şehzade Selim’e (II. Selim) divan kâtibi oldu. Mevki hırsından dolayı ne şehzade, ne de İstanbul’a giderek başvurduğu Kanûnî Süleyman onun müderrislik veya kadılık isteğini kabul ettiler. Şehzade Selim’in lalası Hüseyin Bey ile aralarının açılması üzerine, Konya’da iken tanıdığı şehzadenin eski lalası Mustafa Paşa’nın daveti ile divan kâtibi olarak önce Halep’e, sonra Şam’a gitti ve altı yıl bu vilâyette kaldı. Lala Mustafa Paşa Yemen serdarlığına tayin edilince onunla Mısır’a geçti. Mustafa Paşa’nın azli ve muhtemelen yazdığı mektuplar yüzünden teftişe uğraması üzerine Saruhan (Manisa) sancak beyi Şehzade Murad’a (III. Murad) sığınarak onun aracılığı ile affedildi. Burada iken, daha önce yazmış olduğu Mihr ü Vefâ ve Nâdirü’l-mehârib’i şehzadeye sunduğu gibi Râhatü’n-nüfûs’u onun emriyle genişleterek tercüme etti. Daha sonra İstanbul’a giderek Heft Meclis’i Sokullu Mehmed Paşa’ya sundu, ancak umduğu zeâmet* yerine kendisine Bosna beylerbeyi Ferhad Paşa’nın divan kâtipliği verildi. III. Murad’ın padişah olması üzerine (1574) İstanbul’a gitti ve ona bazı kasidelerle birlikte Zübdetü’t-tevârîh’i sundu, fakat karşılığında bir memuriyet alamadığı için tekrar Bosna’ya dönmek zorunda kaldı.

Lala Mustafa Paşa Gürcistan ve Şirvan Seferi’ne serdar tayin edilince, onu Hoca Sâdeddin Efendi aracılığı ile divan kâtipliğine getirtti (1578). Bu sefer sırasında pek çok hadisenin yakın şahidi oldu; bir ara Mustafa Paşa vasıtası ile defterdarlık isteğinde de bulundu, fakat yine bir netice alamadı; nişancılık verilmesi hakkında bizzat padişaha müracaatı da kabul edilmedi. Nihayet Halep timar defterdarlığına tayin olundu. Ancak Mustafa Paşa’nın azli üzerine, bir müddet Trabzon’a gönderilen zahirenin ambarlanmasına ve nakline nezaret etmek zorunda kaldı. Bu görevinden sonra Halep’e gitti ve uzun süre burada bulundu. 1581’de Halep ve civarının askeriyle Van hududu muhafazası ile görevlendirildi. Ancak gözü daima yüksekte idi ve devamlı olarak halinden şikâyet ediyor, nişancılık yahut Mısır’da bir sancak beyliği istiyordu. İstanbul’a gelip Nusretnâme ile Câmiu’l-buhûr adlı eserlerini sunarak muradına erişmeyi beklerken Halep’teki görevinden de alındı (1583) ve iki yıl açıkta kaldı. 1585 yılı baharında Tebriz Seferi’ne çıkan Özdemiroğlu Osman Paşa tarafından Erzurum hazine defterdarlığına tayin edildi. Altı ay sonra Bağdat mal defterdarlığına naklolundu ise de kısa zamanda azledilerek İstanbul’a geldi ve uzun müddet yine açıkta kaldı. 1589’da Sivas defterdarlığına getirildi, ancak bu görev kısa bir süre sonra başkasına verildi. Temmuz 1592’de yeniçeri kâtibi, Ekim 1592’de defter emini, Ocak 1595’te tekrar yeniçeri kâtibi oldu. Yeni padişah III. Mehmed’den, telifine başladığı Künhü’l-ahbâr için bol kitap bulacağını umduğu Mısır defterdarlığına tayinini istedi. Fakat haremin nüfuzlu ağaları buna engel olduklarından Amasya sancak beyliği ve Rum defterdarlığı ile yetinmek zorunda kaldı. Çok geçmeden yanındaki kapıkulunun halka eziyeti sebebiyle Rum defterdarlığından alındığı gibi (Eylül 1595), Amasya sancak beyliğinden de Kayseri’ye nakledildi. Bu arada Şam beylerbeyiliğine tayin olundu, fakat görevine başlayamadı. Son olarak Cidde sancak beyliğine tayin edildi ve 1600 senesi başlarında Cidde’ye giderek, son eseri Mevâidü’n-nefâis’i padişahtan Mısır beylerbeyiliğini istemek üzere Mekke’de tamamladı. Muhtemelen 1600 yılında Cidde sancak beyi iken öldü. yazının devamı.