Büveyhîler (932-1062) İran ve Irak’ta hüküm süren Deylem asıllı bir hânedan

Büveyhîler (932-1062) İran ve Irak’ta hüküm süren Deylem asıllı bir hânedan

22 Ekim 2018 0 Yazar: admin

BÜVEYHÎLER
آل بويه
932-1062 yılları arasında İran ve Irak’ta hüküm süren Deylem asıllı bir hânedan

Tarih. Hânedan adını, Sâsânî Hükümdarı Behrâm-ı Gûr’un soyundan olduğu rivayet edilen Büveyh (Bûye) b. Fennâ (Penâh) Hüsrev’den alır. Deylemliler önceleri Mecûsî ve putperest bir kavimken IV. (X.) yüzyılın başında Ali evlâdından Hasan el-Utrûş’un gayretleriyle müslüman oldular ve Şiîliği benimsediler. Daha sonra Abbâsî Halifeliği dahil müslüman devletlerin ordularında büyük ölçüde yer aldılar. Ayrıca kendi bölgelerinde küçük beylikler kurdukları gibi güneye doğru inerek İran ve Irak’ta vuku bulan siyasî olaylarda da önemli rol oynamaya başladılar. Büveyh’in Ebü’l-Hasan Ali, Ebû Ali Hasan ve Ahmed adında üç oğlu vardı. Bu üç kardeş önce Gîlânlı bir sülâleye mensup Emîr Mâkân b. Kâkî’nin emrinde Sâmânîler’in hizmetine girdiler (928). Ancak Mâkân daha sonra Sâmânîler’e karşı harekete geçtiği zaman karşısına yine Gîlânlı bir soylu olan Merdâvic çıktı. Mâkân’ın mağlûp olup Taberistan’ı terketmek zorunda kalmasıyla Ali ve kardeşleri Merdâvic’in yanında yer aldılar. Merdâvic bundan sonra Rey başşehir olmak üzere Taberistan ve Cürcân’da Ziyârîler hânedanını kurdu.

Üç kardeşten Ali, Merdâvic tarafından Kerec valiliğine tayin edildi. İran’ın güneyinde bir devlet kurmak isteyen Ali’nin çevresinde çok sayıda Deylemli toplandı. Şiî olmasına rağmen amansız bir düşmanı haline gelen Merdâvic’e karşı Abbâsî halifesinin desteğini sağlamaya çalıştı ve güneye inerek İsfahan’ı işgal etti (932). Fakat Merdâvic müttefiklerinin yardımıyla onu bölgeden uzaklaştırdı. Ali daha sonra Fars’ı ele geçirdi ve Abbâsî Vâlisi Yâkut’u mağlûp ederek Şîraz’a girdi (934). Bu arada Merdâvic ile barış yapmak zorunda kaldı ve kardeşi Hasan’ı onun yanına rehine olarak gönderdi. Ancak Merdâvic’in 935’te öldürülmesiyle Ziyârîler zayıfladı, Ali rahat bir nefes alma imkânı buldu. Ayrıca ona bağlı Türk askerlerinin birçoğu Şîraz’da Ali’nin ordusuna katıldılar. Ziyârîler’in Hazar denizi kıyılarındaki topraklarının büyük bir bölümü Büveyhî kardeşlerin eline geçti.

Ali Fars eyaletinde hâkimiyetini sürdürürken kardeşi Hasan da hemen hemen bütün Cibâl bölgesine sahip olmuştu. Küçük kardeşi Ahmed ise Kirman ve daha sonra da Hûzistan’ı ele geçirmişti. Böylece İran’ın batı ve güneyindeki en önemli bölgeler Büveyhîler’in idaresine girmiş oluyordu. Büveyhîler Hûzistan’a hâkim olduktan sonra Irak’la daha yakından ilgilendiler. Nihayet kardeşlerden Ahmed 19 Aralık 945 tarihinde davet üzerine karışıklıklar içindeki Bağdat’a girdi ve Abbâsî Halifesi Müstekfî-Billâh kendisini emîrü’l-ümerâ tayin ederek ona Muizzüddevle, Ali’ye İmâdüddevle, Hasan’a da Rüknüddevle lakaplarını verdi.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Muizzüddevle Ahmed, Halife Müstekfî’nin gözlerine mil çektirerek yerine Mutî‘-Lillâh’ı halife ilân etti. Abbâsî hilâfeti bundan sonra bir çöküş devresi içine girdi ve halifelik otoritesi zayıfladı. Böylece Abbâsî Halifeliği’nin merkezi Bağdat’ta yeni bir dönem başladı. Şiî Büveyhîler siyasî sebeplerle, Sünnî olan Abbâsî Halifeliği’nin devam etmesine ses çıkarmıyorlardı. Çünkü onlar halifeliğin devamını gerek kendi hâkimiyet sahalarında, gerekse bölgeleri dışında kendi lehlerine kullanmak niyetindeydiler. Ayrıca halifeliği kendi kontrolleri altında bulundurmakla hem devlet içindeki Sünnîler hem de diğer müslüman devletler nezdinde itibar göreceklerdi.

Büveyhîler Fars ve Hûzistan, Kirman, Cibâl ve Irak olmak üzere dört ayrı bölgede hüküm sürdüler. Aralarında her zaman uyumlu ilişkiler yoktu. Ancak aile içinde en yaşlı üyenin otoritesine saygı duyarlardı. Hânedanın reisi İmâdüddevle Ali’nin erkek evlât bırakmadan ölmesi üzerine (949) Fars bölgesine Rüknüddevle’nin oğlu Adudüddevle hâkim oldu. Hânedanın öteki büyüklerinden Muizzüddevle’nin 967’de, Rüknüddevle’nin de 976’da ölümüyle Adudüddevle Irak’ta hüküm süren Muizzüddevle’nin oğlu Bahtiyâr’ı bertaraf ederek hânedanın başına geçti. Onun zamanında Büveyhî hânedanı kuvvet ve kudretinin doruk noktasına ve en geniş sınırlarına ulaştı.

Adudüddevle’nin 983’te ölümünden sonra üç oğlu Şerefüddevle, Samsâmüddevle ve Bahâüddevle arasında taht mücadelesi başladı. Bu iç savaşı Şerefüddevle kazandıysa da onun 989’da ölümüyle Bahâüddevle genç yaşta Bağdat’ta Büveyhî tahtına oturdu. Öte taraftan vezir Sâhib b. Abbâd’ın, ordunun isteği üzerine Adudüddevle’nin kardeşi Fahrüddevle’yi çağırmasıyla ortaya yeni bir rakip çıktı. Fahrüddevle İsfahan, Hemedan ve Rey’de hâkimiyetini kabul ettirdi ve daha sonra Büveyhîler’in hâkimiyetindeki İran’ın bütününe sahip oldu. Ancak Fahrüddevle bir hata yapmış, Horasan’ı ele geçirmek için doğu yönünde Sâmânîler’le mücadeleye girişmişti. yazının devamı.