Hükümdarlar

Cihangîr (1605-1627) Bâbürlü hükümdarı .

CİHANGİR
Ebü’l-Muzaffer Nûreddîn Muhammed Cihângîr b. Ekber (ö. 1037/1627)
Bâbürlü hükümdarı (1605-1627).

30 Ağustos 1569’da Agra’nın güneybatısındaki Fetihpûr’da (Sikri) doğdu. Babası Bâbür’ün torunu Celâleddin Ekber Şah, annesi Racpût reisi Raca Bihârâ Mel Kaçhulâhi’nin kızı olup daha sonra Meryem ez-Zamânî diye meşhur olmuştur. Ekber Şah, oğluna çok sevdiği Şeyh Selîm b. Bahâeddîn-i Çiştî’nin adını koydu. Ancak Şehzade Selim sarayda Şeyhû Baba adıyla çağrılırdı. Tüzük-i Cihângîrî adlı eserinde Selim adını, meşhur Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim’in adıyla karıştırılabilir endişesiyle kullanmadığını, hükümdarlara lâyık bir isim olduğu için Cihangir adını tercih ettiğini, tahta çıktığı sırada güneş doğduğu için de Nûreddin unvanını aldığını söyler. Cihangir, Ekber Şah’ın ölümünden sonra 21 Ekim 1605’te Agra’da Bâbürlü tahtına oturdu ve adına hutbe okutarak para bastırdı.

Tahta çıktıktan sonra yayımladığı on iki emri ihtiva eden bir fermanla damga resmi ve liman vergisi gibi her çeşit vergiyi kaldırdı. Eşkıya ve hırsızlara karşı yol emniyetinin sağlanmasını, tüccarların rahatça seyahat edebilmeleri için yol boyunca hanlar ve mescidler yapılmasını istedi. İçki yapım ve satımını, rızaları olmadan halktan vergi alınmasını, pazar ve perşembe günleri hayvan kesilmesini yasakladı ve genel af ilân etti. Babasının politikasını takip ederek Racpûtlar’la ittifakını sürdürdü. İdarede müslümanları istihdam etti. Onun devrinde sadece üç Hindu vali eyalet valiliklerinde bulunmuştur.

Cihangir hükümdar olduktan kısa bir süre sonra kendisine isyan eden büyük oğlu Hüsrev ile uğraşmak zorunda kaldı. Hüsrev babası karşısında tutunamayarak 6 Nisan 1606’da Pencap’a sığındı ve müslümanların rakibi olan Sihler’den yardım istedi. Guru Taran Arcun bu âsi şehzadeyi destekledi ve Lahor Valisi Dilâver Han’a karşı savaşmak üzere asker verdi. Cihangir Pencap’ta Bâbürlü nüfuzunun zayıflamasını önlemek için yardımcı kuvvet göndererek isyanı bastırdı. Hüsrev Bhairoval’da mağlûp oldu ve esir alındı. Cihangir oğlunun gözlerine mil çektirdikten sonra onu Burhânpûr’a sürgün etti. Hüsrev 1622 yılında orada öldü.

Cihangir’i meşgul eden meselelerin biri de Melik Anber’in isyanıdır. Habeş asıllı olan Melik Anber Nizamşâhîler’in sarayında meliklik rütbesine kadar yükselmişti. Anber, Dekken’de dağlık arazide yaşayan Maratalar’la anlaşıp Cihangir’e isyan etti. Bunun üzerine Cihangir’in oğlu Hürrem Melik Anber’e karşı başarılı bir sefer düzenleyerek Bâbürlüler’in kaybettikleri toprakları geri aldı (1608). Bu sebeple babası ona Şah Cihan unvanını verdi. Melik Anber uzun süre Bâbürlüler’i meşgul etmişse de sadece Dekken taraflarında tutunabilmiştir. Öte yandan Kandehar’ın İranlılar tarafından kuşatılıp ele geçirilmesi de Cihangir için tehlike arzetmiştir.

Cihangir 1611’de Gıyâseddin et-Tahrânî’nin kızı Mihrünnisâ ile evlendi, ona Nur Mahal veya Nurcihan Begüm lakabını verdi ve onu da ülkenin idaresinde söz sahibi yaptı. Bundan bir yıl sonra da Bengal’de ardarda çıkan isyanlarla uğraşmak zorunda kaldı. Şücâüddevle adlı bir kumandanı Bengal ayaklanmasını bastırmakla görevlendirdi. Bâbürlüler isyanın elebaşılarından Osman’ı mağlûp ettikten sonra merkezleri Dakka’yı ele geçirdiler. Daha sonra bu şehre Cihangirnagar adı verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir