Devletler

Karakoyunlular (1351-1469) Doğu Anadolu, Azerbaycan, İran ve Irak’ta hüküm süren Türkmen hânedanı.

KARAKOYUNLULAR
Doğu Anadolu, Azerbaycan, İran ve Irak’ta hüküm süren Türkmen hânedanı (1351-1469).

İran ve Irak’ta iki yüzyıla yakın hüküm süren Moğol hâkimiyetine fiilen son vererek buralarda Türkmen nüfuzunu tesis etmek suretiyle bilhassa Azerbaycan’ın Türkleşme’sinde önemli rol oynayan Karakoyunlular’ın hangi Oğuz boyuna mensup olduğu bilinmemektedir. Karakoyunlu oymağının etrafında toplanarak onu bir siyasî topluluk haline getiren boyların başında, asıl yurdu Erivan ile Arpaçay’ın Aras’a karıştığı yer arasındaki bölge olan Sa‘dlı oymağı gelir. İkinci büyük boy ise adını, Hemedan’a yakın Bahar Kalesi’nden alan ve Hemedan yöresinde oturan Baharlı oymağıdır. Karakoyunlu kabilesi etrafında toplanan diğer Türkmen boylarını Erzurum ve Bayburt civarında bulunan Duharlı (Tokarlı), Gence ve Berdea taraflarında yaşayan Karamanlı, Maraş ve Malatya havalisindeki Ağaçeri, Doğubayazıt yöresindeki Ayınlı, Erdebil bölgesindeki Çekirli (Cakırlı, Cakiri) kabileleri oluşturmaktaydı. Câber-Urfa yöresinde yaşayan Döğer boyu ile Alpavut (Alpagut) ve Karaulus oymakları da Karakoyunlular’ın siyasî faaliyetlerine katılmışlardır.

Karakoyunlular’ın XIV. yüzyılın birinci yarısında Moğollar’a tâbi olarak kışın Musul bölgesinde kışladığı, yazları da Van gölü kıyısındaki Erciş yöresinde geçirdiği bilinmektedir. Karakoyunlular’ın siyaset sahnesine çıkması İlhanlı tahtı için yapılan mücadeleler sırasında oldu. Karakoyunlular’ın ilk beyi sayılan Bayram Hoca (ö. 782/1380) Musul’u alarak buranın idaresini kardeşi Birdi Hoca’ya verdi. Kendisi de beyliğin başına geçti. Moğollar’ın Diyarbekir valileri gibi kışları Musul yöresinde, yazları da Muş-Ahlat bölgesinde, bazan da Erzurum taraflarında geçirmeye başladı. Böylece XIV. yüzyılın ikinci yarısında Van-Erciş bölgesi merkez olmak üzere kuzeyde Erzurum’dan güneyde Musul’a kadar uzanan Doğu Anadolu bölgesinde beyliğini kurmuş oldu. Mahallî hânedanları kendisine bağladı. Kalenin muhkem oluşuna güvenerek boyun eğmeyen Mardin Artuklu Hükümdarı el-Melikü’l-Mansûr Ahmed’i yenilgiye uğrattı. Fakat el-Melikü’l-Mansûr’un yardım istemesi üzerine Celâyir Hükümdarı Sultan Üveys, Musul’u ele geçirerek Bayram Hoca’nın kardeşi Birdi Hoca’yı esir aldı (767/1366). Muş ovasında bulunan Bayram Hoca’yı da yenen Sultan Üveys Tebriz’e gitti. Bundan sonra Musul’un Celâyirliler’in elinde kaldığı ve Bayram Hoca’nın Üveys’i metbû tanıdığı sanılmaktadır. Sultan Üveys’in ölümü üzerine (776/1374) yerine geçen oğlu Hüseyin zamanında Celâyir ülkesi Muzafferîler’in istilâsına uğradı. Bu durumdan yararlanan Bayram Hoca, Doğu Anadolu’da hâkimiyetini tekrar sağladı ve İran’da bazı yerleri ülkesine kattı. Dört aylık bir kuşatmadan sonra Musul’u da geri alarak (777/1375) idaresini yeniden kardeşi Birdi Hoca’ya verdi. Durumdan rahatsız olan Celâyirliler 778 (1377) yılının ilkbaharında harekete geçtiler. Van gölü çevresindeki Bendimâhî’yi alıp Bayram Hoca’nın yeğeni Kara Mehmed’in savunduğu Erciş’i kuşattılar. Kara Mehmed’in Celâyirliler’e itaat edip vergi vermeyi kabul etmesi üzerine kuşatmayı kaldırdılar.

Bayram Hoca vefat edince oğlu olmadığı için yerine kardeşi Türemiş’in oğlu Kara Mehmed geçti (1380-1389). Mehmed Bey, 15-20.000 kişilik bir ordu ile üzerine gelen Celâyirli Şehzade Ali’yi 5000 kişilik kuvvetiyle ağır yenilgiye uğrattı (784/1382). Bu zafer Mehmed Bey’e büyük şöhret kazandırdı. Ayrıca kendisinden yardım istemiş olan Şeyh Ali’nin kardeşi Ahmed’in Celâyir tahtına oturmasını sağladı. Celâyir Hükümdarı Ahmed, Kara Mehmed Bey’in kızı ile evlendirilerek aradaki dostluk kuvvetlendirildi. Aynı şekilde Kara Mehmed Bey de Artuklu Hükümdarı Melik Îsâ’nın kızı ile evlenip aradaki düşmanlığa son vermek istedi. İsteği reddedilince Mardin’i kuşatarak Artuklu ordusunu mağlûp etti. Artuklular, Melik Îsâ’nın kızı yerine kardeşiyle evlenmesi teklifinde bulundular. Mehmed Bey teklifi kabul etti ve iki devlet arasında barış imzalandı. Akkoyunlu tehlikesi yüzünden bu barış Artuklu Devleti yıkılıncaya kadar sürdü. Bu sırada Akkoyunlu beylerine yenilen Erzincan Hükümdarı Mutahharten’in yardım isteği üzerine Kara Mehmed Bey yardıma gitti ve Akkoyunlular’ı yenilgiye uğrattı. Akkoyunlu beyleri Kayseri Hükümdarı Kadı Burhâneddin’e sığındılar (788/1386).

Karakoyunlular, bütün Anadolu’yu nüfuzları altına aldıkları bu dönemde Batı İran’ı zaptetmiş olan Timur (788/1386) Anadolu’yu da istilâ için fırsat kolluyordu. Kendisini ziyaret edip bağlılığını bildirmeyen Kara Mehmed Bey’i hacı kafilelerine ve ticaret kervanlarına saldırmakla suçlayarak 789’da (1387) Erzurum’a kadar olan bölgeyi ele geçirdi. Buradan Karakoyunlular üzerine asker sevkettiyse de pek başarılı olamadı, Kara Mehmed Bey çok az bir kuvvetle Timur’a karşı koydu ve onun Mâverâünnehir’e dönmesinden sonra bir fâtih olarak Tebriz’e girdi (790/1388). Şehirde bir süre kalıp bir muhafız birliği bırakarak ülkesine döndü. Fakat Timur’a karşı büyük zafer kazanan kumandanlarından Pîr Hasan’ın isyanı üzerine giriştiği savaşta öldü (Rebîülâhir 791 / Nisan 1389).

İsyan sebebi bilinmeyen Pîr Hasan, Bayram Hoca’nın daha önce öldürmüş olduğu Hüseyin Bey’in oğlu idi. Mehmed Bey’e karşı kazandığı zaferden sonra Karakoyunlu Beyliği’nin başına geçmek istediyse de Türkmenler’in önemli bir kısmı Kara Mehmed’in oğullarından Mısır Hoca’nın etrafında toplandı. Pîr Hasan’la mücadele için Mardin hükümdarından ve diğer komşularından yardım isteyen Karakoyunlular’ın başına Kara Yûsuf geçti (1389-1420). Câber hâkimi Döğer Sâlim Bey araya girerek Karakoyunlu beyleri arasındaki mücadeleyi sona erdirdi (792/1390). Bir yıl sonra Pîr Hasan Bey de öldü. Kara Yûsuf, beyliğin nüfuzunu yeniden kuvvetlendirmek için Celâyir beyleri arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanarak Tebriz’e geldi (794/1392). Aynı yıl içinde iki defa şehre gelen Yûsuf Bey, Van gölünün kuzeyinde Pîr Hasan’ın oğlu Hüseyin Bey ile savaştı. Bu sırada Timur tekrar ortaya çıktı.

Celâyirli Sultan Ahmed’i kaçmaya mecbur bırakarak Bağdat’ı alan Timur ardından kuzeye yöneldi. Karakoyunlu beylerinden Birdi Hoca oğlu Yar Ali ile Erbil Emîri Şeyh Ali değerli armağanlarla Timur’u ziyaret ettikleri için mevkilerini korudular. Ordusunu Karakoyunlu oymakları üzerine salarak hayvanlarını yağmalatan Timur, Muş civarına geldikten sonra kumandanlarını Kara Yûsuf’u yakalamaya memur etti (796/1394). Hiçbir netice alamayan Timur, Erzurum ovasına hâkim bir noktada bulunan Avnik Kalesi’ni kuşattı. Kara Yûsuf’un kardeşi Mısır Hoca, kırk üç gün süre ile kaleyi savunduktan sonra teslim etmek zorunda kaldı (2 Şevval 796 / 31 Temmuz 1394). Mısır Hoca’yı Semerkant’a götüren Timur orada gizlice öldürttü. Kardeşinin intikamını almak isteyen Kara Yûsuf, Avnik Kalesi’ne saldırarak kale kumandanı Atlamış’ı esir aldı (797/1395). Bunun üzerine Timur, Hindistan seferini tamamlayıp yeniden Azerbaycan’a döndü (798/1396). Âni bir baskına uğramamak için Musul’a çekilen Kara Yûsuf, Timur’un Sivas’a doğru yürüyüşe geçeceği haberini alınca Celâyirli Sultan Ahmed ile birlikte Mısır Memlük sultanına sığınmak istedi. Memlük sultanının Timur’dan çekinerek sığınma isteğini kabul etmemesi üzerine de Osmanlı ülkesine gittiler (802/1400).

Timur, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’den Kara Yûsuf’un kendisine teslim edilmesini ya da öldürülmesini, bu yapılmadığı takdirde ülkeden çıkarılmasını istedi. Yıldırım Bayezid, Timur’un isteklerini yerine getirmediği gibi Kara Yûsuf’a Aksaray’ı dirlik olarak verdi. Ayrıca Sultan Ahmed ile Yûsuf Bey’i de yanına alıp Timur ile aralarının açılmasının başlıca müsebbibi saydığı Mutahharten’in üzerine yürüdü. Mutahharten’i bozguna uğratarak Erzincan’ı aldı ve yönetimini Kara Yûsuf’a verdi. Fakat Yûsuf Bey on altı gün sonra Erzincan hâkimliğinden kendi isteğiyle vazgeçti.

Yıldırım Bayezid’in Kara Yûsuf’u konuk etmesi Timur’un Osmanlılar’a karşı sefer açmasının başlıca sebeplerinden biri oldu. Osmanlı ülkesinde sekiz dokuz ay kadar ikamet eden ve büyük itibar gören Kara Yûsuf, Muharrem 805’te (Ağustos 1402) Bursa’dan Hille’ye geldi. Bu sırada Timur’un Musul’u Pîr Hasan’ın oğlu Hüseyin’e verdiği anlaşılmaktadır. Timur, Hüseyin Bey’i Kara Yûsuf’a karşı mücadeleye teşvik ediyordu. Kara Yûsuf, Hille’ye döndükten sonra dostu Celâyirli Sultan Ahmed’e oğlu ile giriştiği mücadelede yardım etti. Fakat bilinmeyen bir sebepten dolayı araları açılınca Bağdat’ı işgal etti. Sultan Ahmed güçlükle çöle kaçarak canını kurtarabildi. Bu gelişmeleri yakından izleyen Timur iki torununun kumandasında büyük bir orduyu Bağdat’a gönderdi. Kara Yûsuf, çok az bir kuvvetle Çağataylılar’ı durdurmak istediyse de başarılı olamadı. Kardeşi Yar Ali savaş sırasında öldürüldü. Karısı esir alındı. Kendisi de çöle kaçarak büyük zorluklarla Şam’a ulaşabildi (Rebîülevvel 806 / Eylül 1403). yazının devamı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir