Shang Hanedanı Uygarlığı (M.Ö:1766-1046)

Shang Hanedanı Uygarlığı (M.Ö:1766-1046)

31 Ekim 2018 0 Yazar: admin

Genel bakış

  • Shang döneminde birçok farklı dini uygulama vardı. Bunlardan biri de ölmüş atalara değişik biçimlerde saygı göstermekti; Shang halkı onlara kurban verirdi ve atalarının sorularını sorardı.
  • Antik Çin soyluları kemik parçalarının ya da kaplumbağa kabuğu parçalarının üzerine yazı yazarak ve bu kemikleri ateşe atarak gelecekten haber vermeyi amaçlarlardı; falcılar oluşan çatırtılardan gelecek hakkında bilgiler görürlerdi.
  • Shang Hanedanlığı’nda yaşayan zanaatkarlar bakır ve kalay alaşımı olan bronzu kullanmada ustalaşmış ve böylece bronz silahlar piyade erlerine ve arabacılara savaşta taktik avantaj kazandırmıştır.

İlk hanedanlık

Geleneksel Çin tarihinde en eski döneme Efsanevi Dönem denir. Xia Hanedanlığı’nın—efsaneye göre— Çin’e hükmettiği zamandır. Tarihsel olarak ilk hanedanlık olarak tespit edilen Shang Hanedanlığı’nın Xia Hanedanlığı’nı yaklaşık olarak M.Ö. 1760 yılında yıkmasıyla Shang Hanedanlığı’nın başladığı varsayılır.
Peki bu iktidarın yıkılması olayı gerçekten yaşandı mı? Emin değiliz. Shang Hanedanlığı, varlığı arkeolojik buluntularla desteklenen en eski Çin hanedanlığıdır ancak yine de Xia Hanedanlığı’nın varlığıyla ilgili daha fazla kanıt ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilir.
 Shang Hanedanlığı’nın Çin’in Sarı Irmak Vadisi’ne milattan önceki ikinci bin yılın büyük bir bölümünde hükmettiği tahmin edilmektedir- yani yaklaşık olarak M.Ö. 1766’dan 1046’ya kadar.
Yüzyıllardır insanlar Çin’in birçok yerinde, adına ejderha kemikleri dedikleri, üzerinde gizemli yazılar yazan kemikler ve deniz kabukları bulmuştur. 20. yüzyılın ilk yıllarındaki Anyang antik kenti kazıları bu kemik parçalarından ve bronz kaplarından on binlercesini ortaya çıkarmıştır. Bunların çoğunda proto-Çin harfleriyle yazılmış yazılar bulunmaktadır.Bu insan yapımı eşyalar Shang Hanedanlığı dönemine uzanan kayıtlar içermekteydi ve bunlar bilim insanlarına tarım yöntemleri, tıbbi tedaviler, hukuk sistemi, zanaat biçimleri gibi hanedanlıktaki hayat hakkında öğrenebilecekleri pek çok bilgi sunmaktadır.
Shang Hanedanlığı güçlü toplumsal sınıf ayrımları olan büyük şehirler inşa etti, eski sulama sistemlerini geliştirdi, bronz kullanımında ustalaştı ve bir yazı sistemi geliştirdi. Shang kralları siyasi değil de kutsal bir rol üstlenmiş, devleti düzenleyen ve yöneten ise seçilmiş danışman ve bürokratlar olmuştur.
Sarı Irmak’ın her iki yakasında büyük miktarda loess görülür. Türkçeye “lös” olarak geçmiştir. Shang döneminde çiftçilerin yiyeceklerin fazla kalanını yetiştirmesini sağlayan verimli tortuya bu ad verilir. Bunun sayesinde uzmanlaşma mümkün olmuş, sanatkar ve zanaatkarlar karmaşık teknolojiler ve kültür geliştirebilmişlerdir.
En sonunda, Shang Hanedanlığı Zhoular tarafından M.Ö. 1046’da yıkıldı. Zhoular tâbi olan bir halktı, yani imparatorluk yönetimi altında olan, krallığın batı tarafında yaşayan bir halk. Yıkılmalarına rağmen Shang Hanedanlığı’nın kültüre olan katkıları gelecek hanedanlar aracılığıyla devam etmiştir.

Yazı ve kültür

Varlığını sürdürebilmiş en eski Çince yazı biçimi, hayvanların kabukları ve kemikleri üzerindeki kehanet belgelerinin yazılarında keşfedilmiştir ve bunlara kehanet kemikleri adı verilmiştir. İngilizce’de “kehanet” anlamına gelen oraclesözcüğü ile kutsal haberci ya da konuşmacı anlamlarına gelen orator sözcüğü Latince benzer köklerden gelir. Kehanet kemiklerinde bulunan yazının karmaşık olduğu görülmektedir, bu da yazının çok uzun bir süredir kullanılmakta olduğuna işaret eder. Aslında, bugünkü bilim insanları bu yazıyı okuyabilmektedirler çünkü dili günümüz Çince yazı sistemine çok benzemektedir.
Kehanet kemikleri antik dönemdeki Çinliler tarafından, özellikle de Çinli hükümdarlar tarafından geleceği tahmin etme amacıyla kullanılmıştır ve kaplumbağa kabuğu ya da kemik parçalarından oluşur. Antik dönemdeki hükümdarlar kemiğin üzerine bir soruyla birlikte kendi isimlerini ve tarihi kazırlardı. Sonrasında kemiği çatlayana kadar ısıtırlardı ve daha sonra sorularına cevap olacaklarına inandıkları çatlağın şeklini yorumlarlardı.
“Gelecek savaşı biz mi kazanacağız?” ya da “Kaç tane askeri savaşa göndermeliyiz?” gibi değişik sorular kehanet kemiklerine kazınmış olarak bulunmuştur. Kemikler Shang toplumunda nelerin önemli olduğunu göstermesi açısından çok şey anlatıyor ve genellikle savaş, hasat ve doğum hakkında sorular içeriyor.
Hanedanlığın sonuna doğru kehanet uygulaması yani geleceği tahmin etme, yalnızca hükümdar için devam ettirildi. Dolayısıyla, bu döneme ait kehanet kemikleri tarihçilerin kralın dışındaki insanlar hakkında pek bir bilgi edinememesi sonucunu doğuruyor.
Gözlemlerin daha doğru kaydedilmesine yardımcı olduğu için yazı, Shang Hanedanlığı’nda bilimin ilerlemesini sağladı. Kehanet Yazıları Shang dönemindeki gökbilimciler tarafından yazılmış Ay/Güneş tutulmalarının ve diğer gök olaylarının açıklamalarını içerir. Gökbilimcilerin çalışmaları aynı zamanda matematikteki ilerlemelere de katkı sağladı: Tek ve çift sayılar ile sayma kurallarının gelişimi bu dönemde gerçekleşti. I-Ching ya da Değişimler Kitabı da bu zamanda; M.Ö. 1250 ile 1150 arasında yazıldı ya da derlendi. I-Ching, kökleri kırsal bölgelerdeki falcılara ve onların kehanet kemiklerine dayanan bir kehanet kitabıdır.
Ayrıca müzik aletleri de Shang halkı tarafından geliştirilmiştir. Angyang yakınlarındaki Yin Xu’daki kazılarda bir üflemeli müzik aleti olan okarina, davul ve ziller gibi Shang dönemine ait enstrümanlar ortaya çıkmıştır.
Shang halkı ayın döngülerine göre Ay takvimini oluşturmuş ve özellikle ekinlerin ekim ve biçimleri gibi önemli olayları önceden bilmek ve kayıt altına almak için kullanmıştır. Güneş yılları Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüşüne göre düzenlendiğinden Ay yıllarından daha uzun olur. Bu nedenle, Shang hükümdarları özel olarak eğitilmiş gökbilimcileri görevlendirmiş ve onlar da düzenlemeler yapıp takvimin kesinliğini sürdürmüşlerdir.

Teknolojik yenilikler ve değişimler

Bakır ve kalay karışımı bronz Shang döneminde çok önemli bir madendi. Shang maden işçileri bronzu dökmek için fazlasıyla karmaşık bir yöntem geliştirdiler ve onu ayin eşyaları ve silahlar yapmak için kullandılar. Bronzdan kılıçlar ve mızrak başları diğer mevcut madenlere göre daha güçlüydüler ve Shang askerlerine savaşta taktik avantaj kazandırıyordu.
Atlar, savaş arabaları ve bileşik yaylar gibi zaten bir başarı için gerekli olan şeyler dışında bronzda ustalaşma, Shang askeri için önemli bir ilerlemeydi. Atların çektiği çift tekerlekli savaş arabaları Shang askerlerinin büyük bir hızda geniş mesafeleri kat etmelerini sağlıyor, aynı zamanda okların taşındığı bir platform görevi görüyordu. Shang okçularının hayvanların kas telini, boynuzunu veya kemiklerini tahta ile birleştirerek yaptıkları bileşik yayları da vardı. Bu malzemeler yaya, aynı boyutta olan ve tahtadan yapılmış diğer yaylara göre daha fazla güç veriyordu. Okçular savaş arabasının içinde dikilirken güç kaybetmeden kolayca ok atabilmek için yaylarını yeteri kadar küçük tutabiliyorlardı.
Bu askeri teknolojiler önemliydi çünkü Shanglar sürekli savaştaydı. Kehanet kemikleri yazılarının önemli bir kısmı Shanglar’ın savaş arabalarını hareketli komuta araçları olarak ve kraliyetin avları için kullandıklarını gösteriyor. Kraliyet ailesinin üyeleri genellikle savaş arabası, arabacı ve atlarla birlikte gömülürlerdi. Shang orduları kraliyetin sınırlarını genişletti. Değerli kaynakları ve savaş esirlerini ele geçirdiler. Bu savaş esirlerini köle yaparlardı ya da onları kurban etmek için kullanırlardı. Kehanet kemikleri aynı zamanda imparatorluk dışında yaşayan “barbarlar” ile ilgili derin endişeleri de göstermektedir; bunlar kraliyetin istikrarı ve güvenliği için sürekli bir tehdit oluşturuyorlardı. Ordu da bu kişilerle savaşmak için sürekli hazır olmak zorundaydı.
İlk Shanglar’ın etkisi başkentten yüzlerce kilometre öteye kadar ulaşmış, bronzu kullanma yöntemleri geniş bölgelere yayılmıştı. Shanglar da bazı komşu toplumlardan beceriler, fikirler ve hatta ürünler almışlardı. Örneğin muhtemelen Batı Asya’dan gelen buğday ve balta gibi. Ancak okyanus, sıra dağlar, çöller ve bozkırlar gibi doğal engeller Shanglar’ı görece izole bir konumda bıraktığı için, Shang Hanedanlığı ve sonraki hanedanlıklar benzersiz ve kendine özgü bir şekilde değişime uğramıştır.

Güç ve toplumsal hiyerarşi

Shang Hanedanlığı’nın gücü birçok antik kentin üzerinde yoğunlaşmıştı. Bu kentlerden bazıları arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkarılmıştır. İlk Shang hükümdarının Shang adındaki bir şehirde hanedanlık için yeni bir başkent kurduğu varsayılmaktadır. Söz konusu yer günümüzde Çin’in doğusundaki Henan bölgesinin başkenti olan ve 2,6 milyon insanın yaşadığı Zhengzhou’nun yakınında bulunmaktadır. Bu şehre ait olduğu düşünülen bazı arkeolojik kalıntılar bulunmuştur. Buluntuların işaret ettiği üzere, şehir en kutsal tapınakların ve dini eşyaların bulunduğu kutsal bir başkent olarak işlev görüyordu. Bu şehirde ayrıca saraylar, atölyeler ve surlar bulunmaktaydı.
Shang’ın diğer antik Çin kentleriyle birlikte, biri içeride diğeri dışarıda olmak üzere iki tane suru vardı. Şehrin sıradan sakinleri dışarıdaki sur dahilinde yaşayabiliyorlardı ama tapınak bölgesini, mezarlıkları, bronz dökümhanelerini, bronz döküm bölgelerini ve kemik atölyelerini kapsayan içerideki suru geçemiyorlardı. Dolayısıyla iç surlar, önemli dini törenlerin de mühendisleri olan, siyasi olarak seçkin kişiler ve zanaatkar ustalarının bölgesini çevreliyordu. Bu şekilde, şehirlerin mimarileri farklı toplumsal sınıfları birbirinden ayırmak için düzenlenmiş oldu.
Yine de, öyle görünüyor ki bunun dışında birçok başkent daha vardı. Hükümdarlar dini törenler, askeri stratejiler ve gıda gereksinimleri gibi nedenlerle bir şehirden diğerine seyahat etmişlerdi. Bu da hanedanlık iktidarının hükümdarda toplandığına ve hükümdarın siyasi otoritesinin Shang diniyle desteklendiğine işaret eder. Hükümdarlar otoritelerini daha fazla güçlendirmek için, genellikle aristokratların etkisinin fazla olduğu başkentlerin dışındaki surlarla çevrilmiş şehirlere doğru kısa yolculuklara ve askeri seferlere çıkarlardı. Köylülerin işlediği tarım arazilerini kontrol etmek surlarla çevrili şehirlerde yaşayanlar için gıda kaynağı sağladığından, bu bölgelerde gücü pekiştirmek çok önemliydi.
Günümüz Henan’daki bir diğer Shang başkenti olan Anyang, kazısı yapılan -ancak muhtemelen daha geç bir döneme ait- bir başka önemli Shang şehridir. Kuzey Çin Ovası’nın düz tarım bölgeleri ile koruyucu sınırlara benzeyen dağlar arasındaki kesişim noktasında konumlanmıştır. Bu yerleşim yeri, adı geçen hükümdarların 11 yolculuğunu betimleyen çok sayıda kehanet kemiklerini üretti. Bu hükümdarların isimleri ve yönettikleri zaman dilimleri Shang hükümdarlarının geleneksel listelerine uymaktadır. Anyang, binlerce mezar ve bir ihtimal Shang hanedanlarına ait olan 11 adet büyük anıt mezar içeren çok büyük bir yerleşim yeriydi, bu da şehrin iş gücüne bir kanıttır.
Shang’daki yerleşim yerleri inşa edilme şekilleri ve kuzey Çin’deki iklim nedeniyle arkeolojik kayıtlarda genel olarak çok iyi korunamamıştır. Taş malzemesi zor bulunduğu için yerleşim yerlerinin güvenliği sıkıştırılmış topraklardan yapılan büyük duvarlarla desteklenmiştir. Yapılar tahta direklerden oluşturulmuş iskelet üzerine, kurutulmuş çamurla inşa edilirdi. Yerleşim yerleri siyasi ve dini işler için çok önemliydi ve idari işler, kral mezarları, saraylar ve tapınakların merkeziydi. Halk yerleşim yerlerinin dışında tarım bölgelerinde toplanmıştı.
Shang yönetiminin sınırdaki toprakları, kraliyet ailesiyle bağlantıları aracılığıyla yönetme hakkını kazanmış bir lider tarafından yönetilirdi. Shang Hanedanlığı, çoğu törenlerde adanan hammaddeler için büyük ölçüde komşu derebeyliklerine bağlıydı. Derebeylikler daha güçlü bir hükümdarın adına bölgeyi yönetmeleri için seçkinlere verilen topraklardı. Derebeyliğin sahibinden hükümdarı desteklemesi için siyasi ve askeri kaynakları sağlaması beklenirdi. Derebeyliklerin aynı zamanda önemli ekonomik rolleri de vardı; genellikle sulama ve su baskını kontrol sistemlerini düzenlerlerdi ve yapımlarını denetlerlerdi.
Shanglar feodal sistemi yürürlüğe soktular. Bu sistem, klan vatandaşlık hakkına göre keskin ayrımları olan ve vergilerin toprak sahipliğine bağlandığı bir sistemdir. Çevre bölgeler için devlet işlerinin merkezi olan Anyang çevresinde aristokrasi yoğunlaşmıştı. Başkentten uzak yerel topraklar da zenginler tarafından kontrol ediliyordu.
Krallar ve aristokratların ardından Shang ordusu geliyordu ve becerileri sebebiyle saygı görüyorlardı. Ordu iki bölüme ayrılıyordu: piyade erleri ve at arabalı savaşçılar. At arabalı savaşçılar savaşta ve avcılıkta usta becerileri ile dikkat çekiyorlardı.
Miras yoluyla sahip oldukları unvanları olan birçok yerel yönetici vardı. Bu imparatorluk sisteminde, seçkin sınıflar çiftçilerin ürünlerinden faydalanıyorlardı ve yine seçkin sınıfın kontrolü altındaki büyük ölçekteki işlerde genellikle özgür olmayan işçileri çeşitli yollar kullanarak çalıştırıyorlardı.start superscript, 16, end superscript
Aynı zamanda ilk bürokratlar sınıfının kanıtları da bulunmaktadır. İçlerinden çoğu idari görevleri olan ve kapsamlı kayıtlar tutan memurlar olarak adlandırılmıştı. Görevleri muhtemelen tören malzemelerinin envanterini saklamak, törenlerdeki performanslarını yönetmek, büyük inşaatları ve bronz dökümhanelerinin işlerini yönetmek ve gelen vergilerin takibini yapmak gibi işleri içeriyordu.
Sanatkar ve zanaatkarlar Shang toplumunun orta sınıfını oluşturmaktaydı. Hükümdarlar ve aristokratlar hem kişisel tüketimleri hem de törensel amaçları için lüks eşyalar kazanmak amacıyla bu sanatkarları destekliyorlardı.  En büyük katkıları bronzla yaptıkları eserlerdi, özellikle tören kapları ve hazineleri. Bunların çoğu 1920 ve 1930’lardaki arkeolojik buluntular yoluyla keşfedildi. Shang aristokratları ve kraliyet ailesi büyük ihtimalle bronzdan yapılmış çok sayıda değerli eşyalarla, özellikle şarap kaplarıyla ve diğer şatafatlı şeylerle gömülürdü.
Toplum basamağının en altında, Çinli vatandaşların en yoksul kesimi olan köylüler vardı. Bunlar nüfusun büyük bir bölümünü oluşturuyorlardı ve kısıtlı feodal sistemde tek yapabildikleri ekinlerini ekip biçmek ve para kazanmak amacıyla satmaktı. Arkeolojik buluntular köylülerden oluşan kitlelerin aristokratlarla birlikte gömüldüğünü göstermiştir, bu sebeple bazı araştırmacılar köylülerin kölelerle aynı konumda olduğuna inanır. Ancak bazı araştırmacılar, onların aristokratların desteklediği toprağa bağlı olan ve hasatlarının bir bölümünü aristokratlara veren serflere benzer olduğunu iddia etmiştir. Köylüler doğrudan yerel aristokratlar tarafından yönetiliyordu. Tarihçilerin toplumsal hiyerarşileri öğrenme yollarından biri de, genellikle farklı çevrelerde gruplanmış ve nitelikleri burada gömülen insanların durumlarına göre çeşitlilik gösteren mezarlıkları incelemektir.

Shang dini

Shang dini çok önemliydi ve hem siyasi alana hem de ekonomik alana yayılmıştı. Shang dini ve devletin gücü yakından bağlantılıydı; devletin gücü Shang kraliyet atalarına saygı duymaktan geliyordu. Dahası, hanedanlığın sonuna gelindiğinde kehanet kemiklerini yorumlayabilen tek kişi hükümdardı. Bu da onu şaman lideri haline getirmişti.
Shang dini her şeyin bir ruhu olduğu düşüncesi olan animizm ile şamanların ruhların dünyası ile iletişim kurma yeteneği olduğuna inanılan, ataya tapılan ve kehanete inanılan bir inanç olan şamanizmin birleşimi olan bir dindi. Ay, Güneş, rüzgar, yağmur ve anka kuşu gibi doğa ve mitolojik sembolleri temsil eden değişik tanrılara inanılıyordu. Köylüler bol hasat için bu tanrılara dua ediyorlardı. Tanrıları övmek için festivaller düzenlemek de çok yaygındı.
Özellikle, kendilerini kutsal yönetici olarak gören Shang hükümdarları en büyük Tanrı Shangdi’ye – insanlığa ve doğaya hükmeden En Yüce Varlık – öğüt ve akıl almak için danışırlardı. Shanglar atalarının onlara güzel bir kader bahşedeceklerine inanırlardı. Örneğin, büyük kararlar alırken onay almak için veya hasatta, avcılıkta ya da savaşlarda gelecek başarıları öğrenmek için kehanet kemikleri aracılığıyla atalarına danışırlardı.
Shang Hanedanlığı döneminde öbür dünyaya inancın olduğu görülüyor. Arkeologlar kurban edilen insan kemiklerinin ve bedenlerinin çevrelediği bazı lahitler bulmuşlardır. Bunların bazılarında çürümeye ve karşı koruduğu ve ölümsüzlük verdiği düşünülen yeşim taşı bulunmuştur. Arkeologlar Shang lahitlerinin, yine kölelerle birlikte gömüldükleri ortaya çıkan Mısır piramitlerindeki lahitlere çok benzediğine inanıyorlar. Çinli arkeologlar, Shanglar’ın Antik Mısırlılar gibi kölelerinin öbür dünyada da onlara hizmet edeceklerine inandıkları kuramını ortaya atıyorlar. Bu sebeple aristokratların köleleri, aristokratlar ölünce öldürülüp onlarla beraber gömülürdü. Bir diğer görüşe göre, bunlar savaşta yakalanan düşman savaşçılardı.
Özenle hazırlanmış olan ve ortaya çıkarılan lahitlerden biri de Leydi Hao’nunkiydi. Kendisi M.Ö. 1200 civarında hüküm süren bir Shang hükümdarının eşidir ve lahitinde bulunan eşyalar yüksek bir toplumsal statüye sahip olduğunu ve Shang toplumunda büyük bir gücü olduğunu göstermektedir. Bu durum, tarihçileri Shang Hanedanlığı’nda yaşayan kadınların rolüyle ilgili düşünmeye sevk etmektedir. Mezarında bulunan eşyalara göre, Leydi Hao’nun kendi servetine ve kendi siyasi gücüne sahip olduğu görülmektedir. Ayrıca, bronzdan yapılmış birçok silahla birlikte gömülmesi nedeniyle de orduda önemli görevleri olması da mümkün görünüyor.