Hükümdarlar

I. Bolesław (1025-..) Lehistan dükü

Kaynak yazının devamı.I. Bolesław (1025-..) Lehistan dükü

I. Mieszko‘nun oğlu. İlk taç giyen kral.

Osmanlılar’ın Lehistan, Leh vilâyeti/memleketi dedikleri Polonya X. yüzyılda Polanlar, Vislanlar, Masovlar (Masowier) ve Horvatlar (Rusça: Lehler/Lechen/Ljachen) gibi Slav ağırlıklı kavimlerin giderek bir araya gelmesi ve ortak değerlerde buluşan bir kitle haline dönüşmesiyle tarih sahnesine çıkmaya başladı. XV. yüzyıl kaynaklarında da geçtiği üzere Türk-Tatar dünyası Leh kelimesini kullanırken bu yüzyıl kaynakları içinde adı geçen ve Warta nehri kıyısında yerleşmiş olan Polanlar (tarla sakinleri) bütün bu halklara adını verdi. Terkibi hakkında tam bir bilgiye sahip olunamayan bu kitlenin zamanla bir ulus haline gelmesi, iktidarın bir prens eliyle yürütülmesi ve siyasî yapının X. yüzyılın ikinci yarısına doğru devlet kimliği kazanmasıyla beraber gelişti. İlk hükümdar olarak hânedanı Piast isminde kurucu bir ataya bağlanan Mieszko’nun adı geçmekte olup iki yüzyıldır devam etmiş olan devletleşme 963 yılı itibariyle kesinlik kazandı. Bu tarihte Mieszko, Alman sınır beylerinden Gero’ya yenilmiş ve muhtemelen 986’da Alman kralına vasallık yemini etmişti. Ana bölgelerini başlangıçta Posen (Poznan), Gnesen, Vistül nehrinin güneydoğusunda yer alan Wloclawek ve Posen bölgesinin güneydoğusunu (Giecz) oluşturmakta olan ülkesi, o sıralarda bölgeyi gezmiş ve İslâm dünyasına tanıtmış olan İbrâhim b. Ya‘kūb et-Turtûşî’nin de belirttiği gibi henüz kendi adıyla anılmaktaydı. XIV. yüzyıla kadar merkez Gnesen olup daha sonra yerini Krakau’ya (Cracow) bırakmıştır.

Hıristiyanlığa geçişle (967’den itibaren) ilgili ilk bilgiler pek açık değildir. O dönemlerde Hıristiyanlığı kabul etmenin devlet olarak saygınlık kazanmanın dışında maddî ve mânevî önemli yardımları da beraberinde getirdiği ve ayakta durmanın güvencesini verdiğinden böyle bir şeye özellikle Mieszko tarafından karar verilmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Bu tercihin Roma istikametinde kullanılması da Ortodoks dünyasına intisap eden Doğu Slavları ile (Ruslar) ileride meydana gelecek ilişkiler açısından çok önemlidir. Böylece ilk piskoposluk en geç 968’de Posen’de kurulmuştur.

25 Mayıs 992’de ölen Mieszko topraklarını oğulları ve akrabaları arasında paylaştırmış bulunuyordu. Büyük oğlu Cesur (Chrobry) Boleslaw (992-1025) kısa zamanda bunları bertaraf ederek devletin birliğini temin etti. İmparatorluk ve papalıkla ilişkilerini güçlendirdi. Kolberg, Breslau ve Krakau’da yeni piskoposluklar açıldı. Batıda yapılan barış Kiyef (Kiev) istikametinde doğuya doğru ilerleme imkânını verdi. Alman ve Peçenek kuvvetleriyle desteklenmiş olarak Kiyef’i ele geçirdi (Ağustos 1018). Gnesen’de muhtemelen papalığın da onayı ile taç giydi (Haziran 1025).

I. Mieszko (1025-1034), Kasimir (1034-1058) ve II. Boleslaw (1058-1079) zamanlarında siyasî kargaşa ve istikrarsızlık, savaş, askerî yenilgiler neticesinde gerileme, toprak kayıpları, tekrar yükseliş ve iç karışıklıklar birbirini takip etti. Ladislav Herman (1079-1102) ve III. Boleslaw (1102-1138) dönemleri de iç kargaşa ve kardeşler arasındaki mücadelelerle geçtiğinden dışta etkin bir siyaset uygulanamadı. III. Boleslaw, ülke topraklarının miras hakkı olarak kardeşler arasında bölünme usulünü yeniden düzenledi. Buna göre toprakların kardeşler arasındaki paylaşımı korunmaktaydı. Ancak bunların üstünde mülkî idare, mahkemeler, para basımı ve ordu üzerinde merkezî otoritesi ve dışta devletin bütünlüğünü temsil eden, “büyük dük” unvanı taşıyacak en büyük kardeşin yer alacağı ekberiyet (seniorat) usulüne dayalı yeni bir sistem getirdi (1138). III. Boleslaw’ın bu düzenlemesi, ölümünden sonra 1138-1320 yılları arasında hüküm süren uzun bir fetret devri yaşanmasına yol açtı. Yerel prensliklere bölünmüş olan ülkede büyük dükün hükmü geçmemeye başladı ve Krakau’daki bu makamı ele geçirmek, devam eden iç mücadelelerin başlıca sebebi ve bu zafiyetten istifade etmek isteyen dış güçlerin müdahale vesilesi oldu. Bu dönemde Polonya, Baltık’taki pagan halkların, Prusyalılar’ın, Yadvingerler’in (Jatvjagen), 1246-1307 arasında on dört defa akın eden Litvanyalılar’ın ve Aralık 1240’ta Kiyef’i zapteden, 1241 baharında Güney Polonya ve Şilezya topraklarını yerle bir eden, ancak ana kuvvetleriyle Macaristan’a yüklenen Batu Han idaresindeki Moğollar’ın saldırısına uğradı ve ağır bir bedel ödedi. Ukrayna’da komşu durumuna gelen Moğollar’ın saldırıları 1258-1259 ve 1286-1287 yıllarında da yıkıcı sonuçlar vererek sürdü. 1224’te ağır tahribata yol açan Prusya saldırılarına karşı koyabilmek için bazı toprakların kendilerine bağışlanması karşılığında Alman Şövalye tarikatının (Töton) yardıma çağrılması Prusya kadar Polonya tarihi için de önemli neticeler verdi. Uzun karışıklıklardan sonra nihayet Dük IV. Ladislav Lokietek’in Krakau’da papalığın da tasvibiyle taç giymesiyle (20 Ocak 1320) fetret devri sona erdi ve Polonya bundan böyle XVIII. yüzyıldaki bölünmeler devrine kadar hep krallık olarak kaldı. Piast hânedanından son kralların idaresi altında geçen dönemde (1320-1370) Polonya yaralarını sarmaya çalıştı. Savaşçı bir hükümdar olarak tarihe geçen Lokietek’in ölümünden sonra tahta geçen oğlu Büyük Kasimir zamanında (1333-1370) Polonya’nın gücü ve saygınlığı arttı. Toprak kazançlarıyla büyüdü ve yüzölçümü 120.000 km2’den 230.000 km2’ye yükseldi. Kültürel olarak önemli gelişmeler kaydedildi ve Krakau’da bir üniversite açıldı (1364). Litvanya ve Tatar akınlarına karşı sınırlarda bir dizi kale inşa edilerek güvenliğin sağlanmasına çalışıldı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir