Genel

Hareket Ordusu Otuzbir Mart Vak‘ası’nı bastırmak üzere Selânik’ten İstanbul’a gelen ordu.

HAREKET ORDUSU
Otuzbir Mart Vak‘ası’nı bastırmak üzere Selânik’ten İstanbul’a gelen ordu.

23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’in ilânından sonra hükümetin her işine karışan İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin baskıcı tutumuna karşı oluşan muhalefetle cemiyet arasındaki mücadele Otuzbir Mart Vak‘ası’nın meydana gelmesine sebep olmuştu (31 Mart 1325/13 Nisan 1909). Bir süre önce Meşrutiyet’i korumak üzere Selânik’ten getirtilerek Taşkışla’ya yerleştirilen avcı taburlarının isyanı ile başlayan olaylar Selânik’te duyulur duyulmaz, Üçüncü Ordu kumandanlığı ve Rumeli umum müfettişliği görevinde bulunan birinci ferik Mahmud Şevket Paşa başkanlığında yapılan toplantıda Rumeli’den gönderilecek bir ordu ile isyanın bastırılmasına karar verilmişti. Toplantıda İttihat ve Terakkî Cemiyeti ile ortaklaşa hareket edilmesi ve 14 Nisan 1909 günü Selânik Hürriyet Meydanı’nda bir miting yapılarak kamuoyunun da harekete geçirilmesi kararlaştırılmış, bunun üzerine Türk, Rum, Sırp, Arnavut, Bulgar, Ulah, Makedon, Ermeni ve yahudilerden oluşan 20-30.000 kişilik bir kalabalıkla yapılan miting, “Silâh başına arş İstanbul’a!” sloganı ile sona ermişti. Bu sırada, Otuzbir Mart Vak‘ası’ndan sonra İstanbul’dan kaçan İttihatçılar da Selânik’te bulunuyor ve 1908 inkılâbını yapan subaylarla bir araya gelerek isyanı bastırmanın yollarını araştırıyorlardı. Mahmud Şevket Paşa, Selânik İttihat ve Terakkî Cemiyeti yoluyla Edirne’de bulunan II. Ordu kumandanı Ferik Sâlih Paşa ile temas kurarak İkinci ve Üçüncü ordulardan müteşekkil bir ordu hazırlanmasını teklif etti. İstanbul’a sevkedilecek ordu iki mürettep fırkadan oluşacaktı. Selânik’ten gönderilecek tümen ve gönüllülerden oluşan birliklerin kumandanı Ferik Hüseyin Hüsnü Paşa, erkânıharbi Kolağası Mustafa Kemal, Edirne’den hareket edecek birliklerin kumandanı Mirlivâ Şevket Turgut Paşa, erkânıharbi Kolağası Kâzım Karabekir olacak ve bu mürettep ordu Mahmud Şevket Paşa’nın emrinde bulunacaktı. Orduya Hareket Ordusu adı Kolağası Mustafa Kemal tarafından verildi.

14 Nisan 1909 günü Hareket Ordusu’nun Arnavut, Bulgar, Rum, Sırp, Makedon vb. milletlerden oluşan gönüllü birlikleri yola çıktı. Gönüllüleri idare edenler arasında Sandanski, Paniça, Çirçis, Kapitan Keta, Krayko gibi Meşrutiyet’ten önce devleti Balkanlar’da uğraştıran çete reisleri yanında Resneli Niyâzi, Eyüp Sabri gibi önde gelen Meşrutiyetçiler de bulunuyordu. “İttihâd-ı anâsır” düşüncesinden hareket eden İttihat ve Terakkî Cemiyeti, mümkün olduğu kadar çeşitli milletlerden gönüllüleri orduya almayı uygun görmüş, ayrıca Hareket Ordusu’nun İstanbul’a yürüdüğü bir sırada askerî gücün Rumeli’de zayıflamasından dolayı çetelerin gönüllü adıyla ordunun bünyesine alınarak kontrol altında tutulması düşünülmüştü.

Binbaşı Muhtar Bey kumandasındaki ilk öncü birliğinin 15 Nisan 1909 akşamı Selânik’ten hareket edip 16 Nisan’da Çatalca’ya gelişi hükümeti telâşa düşürdü. Durum mecliste görüşülerek ordunun Çatalca’da kalması için çareler aranmaya başlandı. Tophâne-i Âmire Nâzırı Ferik Hurşid Paşa, Erkânıharp Mirlivâsı Memduh Paşa, Halep mebusu Nâfi Paşa, Üsküp mebusu Said Efendi, Rize mebusu Ahmed Bey ve Dersvekili Hâlis Efendi’den oluşan bir heyet askere nasihat için Çatalca’ya gönderildi. Bu şekilde askerin İstanbul’a girişi biraz geciktirilmiş oldu. Hükümet ayrıca azınlık mebuslarından bir heyeti Çatalca’ya yolladıysa da bir sonuç alınamadı. Bu sırada İttihatçılar, ülkenin her tarafından gönderdikleri telgraflarla Tevfik Paşa’nın sadâretten uzaklaştırılıp yerine Hilmi Paşa’nın getirilmesini istiyorlardı. Ayrıca İstanbul’daki askere ve Rumeli’den gelen orduya karşı yapılan propagandalar, her iki tarafı psikolojik olarak birbirine düşman haline getirmişti. İstanbul’a yaklaştıkça büyüyen Hareket Ordusu 19 Nisan 1909 günü Yeşilköy’e hâkim oldu. 20 Nisan’da Bakırköy’e girildi. Ordu Ispartakule-Halkalı hattını tuttuğu bir sırada İstanbul’daki bazı azınlık mebus ve temsilcileri gelerek orduya katılmak istedilerse de bu istekleri kabul edilmedi.

Yeşilköy’e yerleşen Hareket Ordusu, hükümete baskı yaparak Otuzbir Mart Vak‘ası’na karışan askerlere Rumeli kuvvetlerine karşı koymamaları için yemin ettirilmesini istedi. Hükümet, Dahiliye ve Harbiye nezâretleriyle meşihattan bir heyet oluşturup askerleri itaate davet etti. Aynı gün (19 Nisan) Hareket Ordusu adına Ferik Hüseyin Hüsnü Paşa tarafından Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye reisi İzzet Paşa’ya ve İstanbul halkına hitaben bir beyannâme neşredildi. Beyannâmede Meşrutiyet’e darbe vuranların şiddetle cezalandırılacağı, kaldırılan anayasanın yeniden yürürlüğe konulacağı, halka dokunulmayacağı, ordunun vatanın selâmetinden başka bir şey düşünmediği belirtiliyordu. yazının devamı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir