Mudanya Mütarekesi (11 Ekim 1922) İstiklâl Harbi’ni sona erdiren ateşkes antlaşması

Mudanya Mütarekesi (11 Ekim 1922) İstiklâl Harbi’ni sona erdiren ateşkes antlaşması

22 Kasım 2018 0 Yazar: admin

MUDANYA MÜTAREKESİ
İstiklâl Harbi’ni sona erdiren ateşkes antlaşması (11 Ekim 1922).

Millî Mücadele’nin sonunu oluşturan Büyük Taarruz’un hemen arkasından Yunanistan İtilâf devletlerinin ara buluculuğunu istemişti. İstanbul’daki İtilâf devletleri yüksek komiserleri de 4 Eylül 1922’de ilk mütareke teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetinin İstanbul’daki temsilcisi Hâmid Bey’e yapmışlardı. Rauf Bey hükümeti, bu gelişmeyi cephede bulunan Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’ya bildirdi. Anadolu kurtarıldığı için mütareke ancak Trakya için söz konusu olabilirdi. Mustafa Kemal Paşa, Yunan hükümetinin doğrudan veya İngiltere vasıtasıyla müracaatını dikkate alacağını bildirmekle beraber ordunun ileri harekâtını durdurmadı. İzmir ve Bursa alınırken 2. Süvari Tümeni 6. Kolordu emrinde Çanakkale’yi ele geçirmekle görevlendirilmişti.

Yunanlılar’ı Anadolu’ya gönderen İngiliz Başbakanı Loyd George ise bölgedeki güçleri takviye ederek hedeflerinden kolay vazgeçmeyeceğini göstermek istedi. Sömürgeler Bakanı Churchill, 16 Eylül’de Boğazlar’ın ele geçirilmesi için Balkan devletlerinden, müttefiklerinden ve sömürgelerinden yardım istemiş, ancak beklediği karşılığı bulamamıştı. Bunun üzerine İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Fransa’ya gidip Fransız Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Poincaré ve İtalya’nın Paris elçisi Kont Sforza ile mevcut durumu görüştüyse de bir sonuç alamadı. İtilâf devletleri arasındaki uzlaşmazlık Yunan kuvvetlerinin Anadolu’ya çıkarılmasından rahatsız olan İtalya ve Fransa’nın muhalefetinden kaynaklanmakla beraber bunda en büyük etken Yunan kuvvetlerinin savaş meydanında yenilmiş olmasıydı.

İtilâf devletleri, Fransız hükümetinin yarı resmî görevlisi olarak İstanbul’dan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmeye giden General Pelle aracılığı ile Türk hükümetinin öncelikli hedefinin Trakya ile İstanbul’un kurtarılması ve Boğazlar’ın serbestliğinin korunması olduğunu öğrendiler. Bunun üzerine 23 Eylül’de tarafsız bölgeye asker gönderilmemesi şartıyla Edirne dahil Doğu Trakya’nın boşaltılıp Türkler’e teslimini öngören bir notayı Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiler. Türk orduları Biga ve Erenköy’ü geri alınca İngiliz kuvvet kumandanı General Harrington askerlerin tarafsız bölgeden çekilmesini istedi. Mustafa Kemal Paşa, harekâtın Yunan ordusunu takip ve Boğazlar’ın serbestliğini sağlama amaçlı olduğunu ve tarafsız bölge tanımadığını bildirdi. General Harrington, 26 Eylül 1922 tarihli bir telgrafla Mustafa Kemal Paşa’ya müracaat ederek müzakerelerin başlamasına kadar Erenköy ve Biga’nın batısından Türk kuvvetlerinin çekilmesini talep etti. Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetiyle muhatapları arasında böyle bir bölgenin belirlenmediğini, Yunan kuvvetlerini takipten başka bir şey yapılmadığını, zira Yunanlar’ın Anadolu’da olduğu gibi Trakya’da da halka kötülük yapmaya devam ettiğini belirterek Türk milletinin de öteden beri Boğazlar’ın serbestliğini istediğini açıkladı. Tarafların barış isteğini ortaya koyduğu bu görüşmelerden sonra 27 Eylül’de Türk süvarilerinin ileri harekâtı durduruldu. Bu aşamada Fransa’nın etkili siyasetçilerinden Franklen Bouillon, İngiliz ve İtalyanlar’ın da tasvibiyle İzmir’e gelip 28 Eylül’de Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti başkanı ve Dışişleri bakanı ile de bir toplantı yaptı. 29 Eylül 1922 tarihli cevabî bir nota ile 3 Ekim’de Mudanya’da görüşmelere başlanmasının uygun olacağı ve Türk tarafını İsmet Paşa’nın temsil edeceği bildirildi.

Bu görüşmelerde Türk delegasyonunda batı cephesi kurmay başkanı Asım (Gündüz) Paşa ile kurmay yarbay Tevfik Bıyıklıoğlu da yer alıyordu. Fransa’yı kuvvet kumandanı General Charpy, İngiltere’yi işgal orduları kumandanı General Harrington, İtalya’yı General Monbelli temsil ederken Franklen Bouillon da resmî sıfatı olmadan görüşmelere katılıyordu. Yunan delegeleri General Mazarakis ve Albay Sarıyanis, Mudanya’ya gelmekle birlikte müzakerelere katılmayıp limanda demirli bir Yunan nakliye gemisinde beklediler. 3 Ekim’de başlayan müzakerelerde Yunanlılar’ın Meriç nehrinin batı yakasına çekilmesi, boşalan mevkileri önce müttefiklerin, ardından Türkler’in kontrol etmesi, önemli yerlerin müttefik kontrolünde olması, tarafsız bölgelerdeki Türk askerlerinin çekilmesi şeklindeki müttefik isteklerine karşılık Türk tarafı işgalin kısa tutulup Trakya’nın boşaltılmasına hemen başlanmasını, Meriç nehri boyundaki kuvvetlerin nehrin batısında tutulmasını, Karaağaç’ın Türk kuvvetlerine teslim edilmesini istiyordu. Bu isteklere Fransızlar olumlu yaklaşırken İngiliz ve İtalyan temsilcileri yetkisiz olduklarını ileri sürdüler. Görüşmeler 5 Ekim’de kesildi. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa 6 Ekim’de ordulara Boğazlar yönünde hareket serbestliği verdi. İsmet Paşa da Trakya’nın hemen boşaltılıp teslim edilmesini, aksi takdirde harekete geçileceğini bildirdi. İstanbul’daki Fransız yüksek komiseri General Pelle ve Franklen Bouillon’un ara buluculuğu ile harekât emri bir gün ertelendi. Türk hükümetinin sert ve kararlı bir tavır alacağını beklemeyen İngiltere prestijini kurtaracak bir şeyler yapma telâşı içerisindeydi. Ancak Türk tarafının kararlı yaklaşımı sonunda 6-7 Ekim gecesi Paris’e giden Lord Curzon, müttefik temsilcileriyle görüşerek Trakya’nın bir ay içinde Türk askerine teslimi ve barış konferansı sırasında tarafsız bölge ile Meriç’in doğu kıyısının müttefik kuvvetlerce işgalinde mutabık kaldı. yazının devamı.