Akkoyunlular (1340-1514) Doğu Anadolu, Azerbaycan ve Irak’ta hüküm süren Türkmen hânedanı .

Akkoyunlular (1340-1514) Doğu Anadolu, Azerbaycan ve Irak’ta hüküm süren Türkmen hânedanı .

31 Ocak 2019 0 Yazar: admin

Oğuzlar’ın Bayındır boyuna mensup olduklarından kendilerine Türk kaynaklarında Bayındır Han Oğlanları, İran kaynaklarında Bayındıriyye adları da verilir. Çeşitli oymaklardan meydana gelmişlerdir. Muhtemelen, Moğol istilâsı üzerine Anadolu’ya gelen Türkmenler’den olup Diyarbekir’in Ergani yöresine yerleştiler ve Artuklular’a bağlandılar. Tarih sahnesine çıkışları, 1340’ta Tur Ali Bey idaresinde Trabzon Rum İmparatorluğu’na yaptıkları akınlarla başlar. Tur Ali Bey Erzincan ve Bayburt hâkimleri ile birlikte 1348’de Trabzon’u kuşattıysada bir sonuç alamadı. Trabzon Rum İmparatoru III. Alexios, kız kardeşini Tur Ali Bey’in oğlu Kutlu Bey’e vererek onunla akrabalık kurdu. Kendisinden sonra Akkoyunlular’ın başına geçen oğlu Kutlu Bey zamanında (1362-1388) Anadolu’nun siyasî durumunda önemli gelişmeler oldu. Karakoyunlular Musul’dan Erzurum’a kadar olan yerleri hâkimiyetleri altına aldılar. Şebinkarahisar hâkimi Pîr Hüseyin Bey de Erzincan ve Bayburt’u ele geçirdi (1362). Onun da ölümü üzerine (1378), Erzincan ve Bayburt Eretna emîrlerinden Mutahharten’in eline geçti. Kutlu Bey’in oğlu (Ahmed Bey olmalı), Eretna Hükümdarı Alâeddin Ali Bey tarafından gönderilen kuvvetlerin Erzincan’ı kuşatması üzerine (1379), Mutahharten’in yardımına giderek onları mağlûp etti. Eretna Devleti emîrlerinden Kadı Burhâneddin’in iktidarı ele geçirmesinden (1380) bir süre sonra da Kutlu Bey’in oğlu Ahmed Bey Sivas taraflarına akınlar düzenleyerek onun kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Kutlu Bey’in ölümünden sonra Erzincan hâkimi Mutahharten, aralarındaki ittifakı bozarak Akkoyunlular’a saldırdıysa da daha sonra mağlûp edildi. Bunun üzerine Mutahharten Karakoyunlular’la anlaşarak onları bozguna uğrattı, Ahmed Bey ile kardeşi Hüseyin Bey de Kadı Burhâneddin’e sığındılar. İki kardeş Kadı Burhâneddin’le birlikte Amasya Seferi’ne katıldılar. Ahmed Bey Kadı Burhâneddin’in Erzincan Seferi’ne (1394) iştirak ederek ona yardım etti. Kadı Burhâneddin de kendisine Erzincan’dan Bayburt’a kadar olan yerleri dirlik* olarak verdi. Kutlu Bey’in diğer oğlu Karayülük Osman Bey bir müddet tek başına faaliyette bulunduysa da, sonra o da Kadı Burhâneddin’in hizmetine girdi. Ancak bir süre sonra Kadı Burhâneddin ile araları bozuldu, hatta 1398’de üzerine yürüyen Kadı Burhâneddin’i esir alıp Sivas surları önlerinde hayatına son verdi. Fakat Sivas’ı eline geçiremediği gibi buna engel olmak için gelen Osmanlı kuvvetlerine yenildi. Bu başarısızlıktan sonra Mutahharten’in telkini ile Timur’un hizmetine girdi. Timur da kendisiyle birlikte Sivas kuşatmasında ve Suriye Seferi’nde bulunan Karayülük’e Âmid’i (Diyarbakır) verdi. Karayülük Osman Bey Timur’la Ankara Seferi’ne katıldı (1402). Bu seferden sonra Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’da hâkimiyetini sağlamlaştırmaya çalıştı. Sultan Ferec’e karşı hükümdarlığını ilân eden Memlük emîrlerinden Çekim’i 1407’de Âmid önünde mağlûp etmesi şöhretini daha da arttırdı. Ancak bu sırada Timur’un torunu Ebûbekir’i yenerek Azerbaycan’ı ele geçiren Karakoyunlu beyi Kara Yûsuf’la giriştiği savaşlarda başarılı olamadı. Karayülük 1409’da Mardin’i kuşattıysa da bu, şehrin Kara Yûsuf’un eline geçmesi ve Artuklu hânedanının son bulmasıyla sonuçlandı. Mardin bölgesinde yaptığı tahribat sebebiyle üzerine yürüyen Karakoyunlu beyi Kara Yûsuf önünde Ergani yakınlarında yenilgiye uğramasına rağmen (1412) mücadelesini yılmadan sürdürdü. 1417’de Kara Yûsuf’a tekrar yenilince onunla bir yıl süren bir barış yaptı. Ancak Mardin’i tekrar kuşatıp etrafı yağmalaması, Kara Yûsuf’un yeniden onun üzerine yürümesine yol açtı. Karayülük Osman Bey yenilerek Halep’e kaçtı (1418). İki yıl sonra da Karakoyunlular’dan Kara Yûsuf’un Erzincan Valisi Pîr Ömer Kemah’ı kuşatarak Karayülük’ün oğlu Yâkub’u yendi ve esir aldı. Karayülük Osman Bey Tahran’da Pîr Ömer’i yenip esir aldı (1420), çok geçmeden de hayatına son verdi. Aynı yıl Kara Yûsuf’un ölümü üzerine Çağataylılar ve Memlükler’le birlikte Karayülük de güçlü bir düşmandan kurtulmuş oldu. Karayülük bundan faydalanarak Mardin’i almak istedi ise de Kara Yûsuf’un oğlu İskender’e yenildi (1421). Fakat Urfa’yı ve daha sonra da Çağataylılar’la ittifak kurarak Erzincan ve yöresini ele geçirdi. Bayburt’u yeğeni Kutlu Bey’e, Tercan’ı onun kardeşi (diğer yeğeni) Mûsâ’ya, Karahisar’ı da oğlu Kemah hâkimi Yâkub Bey’e verdi. Ayrıca Harput’u Dulkadırlılar’dan alarak oğlu Ali Bey’e verdi. Bunun üzerine Memlük kuvvetleri Urfa ve civarını yağmaladılar, hatta oğullarından Hâbil de onlara esir düştü (1429) ve götürüldüğü Kahire’de öldü (1430). Karayülük’ün sınırlarda rahatsız edici hareketlerde bulunması, Sultan Barsbay idaresindeki Memlük ordusunun Âmid üzerine yürümesine yol açtı. Memlükler bu sefer sonunda önemli bir başarı kazanamamakla birlikte Karayülük Osman Bey onlara bağlı kalmak şartı ile barış istedi (1431). Barsbay da bu teklifi kabul etti. Fakat Karayülük çok geçmeden bu antlaşmayı bozdu. Yaptığı seferden pişmanlık duymuş olan Memlük hükümdarı yeni bir harekette bulunmadı. Ertesi yıl Mardin şehrini Karakoyunlular’dan aldıktan sonra Akkoyunlu hükümdarı, Karakoyunlu beyi İskender’in Şirvan’ı yağmalaması üzerine Şirvanşah Halîlullah yardım isteyince harekete geçip Erzurum’u kuşattı ve 1434’te şehri ele geçirerek idaresini oğullarından Şeyh Hasan’a verdi. Ancak Osman Bey, Karakoyunlu Beyi İskender’e Ağustos 1435’te Erzurum’un kuzeybatısında yenildi ve çok geçmeden öldü. Çok cesur olan ve askerlik sanatını iyi bilen Karayülük Osman Bey, beyliğin sınırlarını Erzurum’dan Kemah ve Harput’a, Erzincan’dan Mardin’e kadar genişletmiş, Akkoyunlu Devleti’nin gerçek mânada kurucusu olmuştur.

Onun ölümünden sonra yerine geçen oğlu Ali Bey, amcaoğullarının ve kardeşlerinin muhalefeti ile karşılaştı. Palu’yu idare eden amcasının oğlu Kılıcarslan Karakoyunlu İskender’in yardımıyla beyliğin başına geçmek istediyse de başarı gösteremedi. Buna karşılık Mardin hâkimi olan kardeşi Hamza Bey Âmid’i ele geçirince birçok Akkoyunlu şehzadesi tarafından “ulu bey” olarak tanındı. Ali Bey ise Kemah-Erzincan-Karahisar hâkimi olan ağabeyi Yâkub’un yanına gitti. Oğulları Hüseyin, Cihangir ve Uzun Hasan beyler de orada babalarına katıldılar. Fakat Hamza Bey’e karşı bir şey yapılamadığı için Ali Bey Osmanlı Hükümdarı II. Murad’a sığınmak zorunda kaldı. II. Murad ona İskilip’i dirlik olarak verdi ise de orada fazla kalmayarak Erzincan tarafında bulunan oğullarının yanına gitti. Bu arada Mısır’a giderek Barsbay ile görüşen Cihangir bir Memlük ordusu ile Erzincan’a gelmişti. Bu Memlük ordusu Erzincan’ı aldıktan sonra, Alıncak Kalesi’nde kardeşi Cihanşah tarafından kuşatılmış olan Karakoyunlu İskender’i kurtarmak için doğuya gidecekti. Fakat Barsbay’ın ölümü üzerine oradan geri döndü. Hamza Bey’in Cihangir ile amcazadesi Câfer’den Erzincan’ı alma teşebüsü sonuçsuz kaldı. Fakat daha sonra bunların da ittifakı bozuldu ve Cihangir Halep Valisi Türkmen Tağri Birmiş’in hizmetine girdi. Küçük kardeşi Hasan Bey ise Kemah’ta amcası Yâkub Bey’in yanında kalmıştı. Fakat o da daha sonra ağabeyinin isteği üzerine Halep’e vararak, birlikte Kahire’ye gidip Sultan Çakmak’ın huzuruna çıktılar. Sultan onlara hil‘at giydirip 3000 altın verdi ve Urfa’yı Cihangir Mirza’ya iktâ* ederek onu Hamza ile savaşa memur etti. Bu arada Hamza Bey, Mardin’i almak isteyen Bağdat hâkimi Karakoyunlu İsfahan Mirza’yı yenip (1437) mevkiini kuvvetlendirdi, ardından Yâkub Bey’in elinde bulunan Erzincan’ı da ele geçirdi. Urfa’ya yerleşmiş olan Cihangir’den şehri almak istediyse de sonra onunla anlaştı. Çok geçmeden de Âmid’de öldü (Ekim 1447). Şimdiki bilgilerimize göre Akkoyunlular’dan ilk sikke bastıran Hamza Bey’dir (bk. Ahmed Tevhid, IV, 475-477).

Hamza Bey’den sonra yerine Cihangir Mirza geçti. Cihangir, Ca‘ber’de bulunan kardeşi Uzun Hasan Bey’e Ergani’yi verdi ve onun da yardımıyla kısa sürede hâkimiyetini güçlendirdi. Fakat Erzincan amcası Mahmud’un idaresine girdi. Ayrıca Karakoyunlu İskender’in yerine geçen Cihanşah Mirza Bağdat’ı ülkesine kattı, Musul’u da kardeşi İskender’in oğullarına iktâ etti. Bunlardan Elvend amcası Cihanşah’a isyan ettiyse de (1448) daha sonra Cihangir’e sığınmak zorunda kaldı. Cihanşah, Elvend’i kendisine teslim etmemesi üzerine Cihangir’e savaş açarak 1450’de Erzincan üzerine yürüdü ve burayı ele geçirdi. Ardından büyük emîrlerinden Rüstem Bey’i Mardin üstüne gönderdi. Böylece Cihangir ile Rüstem Bey arasında iki yıl süren kanlı bir mücadele başladı. Sonunda Cihangir, Cihanşah’ın hâkimiyetini tanıyarak antlaşma yapmak zorunda kaldı (1452). Ancak bu mücadelede büyük rol oynamış bulunan Uzun Hasan Bey bu durumdan memnun olmadı ve ağabeyinden ayrıldı. Bu sırada yirmi sekiz yaşında bulunan Uzun Hasan Bey, Cihanşah’ın Çağataylılar’la uğraşmasından faydalanarak Erzincan’ı almaya teşebbüs etti, Van gölü çevresini yağmaladı. Çemişkezek hâkimi Şeyh Hasan’ı itaat altına almak için o yörede bulunduğu sırada ağabeyi Cihangir’in Âmid’den ayrılmasını fırsat bilerek şehri ele geçirdi (1452), Cihangir de Mardin’e gitmek zorunda kaldı. yazının devamı.