Sezai Karakoç (1933) Şair, çağdaş İslam düşüncesi temsilcisi

Sezai Karakoç (1933) Şair, çağdaş İslam düşüncesi temsilcisi

13 Haziran 2019 0 Yazar: admin

Hayatı

Sezai Karakoç, 1933 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu. Ergani İlkokulunu, Maraş Ortaokulunu ve Gaziantep Lisesini bitirdi. Yüksek eğitimini 1955 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Mâli Şubeden mezun oldu. Memuriyetten tamamen ayrıldığı 1973 yılına kadar maliye müfettiş yardımcılığı ve gelirler kontrolörlüğü yapmıştır. İlk şiirleri ve yazıları, Necip Fazıl’ın Büyük Doğu dergisinde yayınlanmıştır. 1960 yılında Diriliş Dergisini çıkarmaya başladı. Dergi, belli aralıklarla 1992 yılına kadar çıkmıştır. 1990 yılında Diriliş Partisi’ni kurmuştur. Diriliş Partisi, iki defa üst üste seçime girmediği için Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmıştır. 2007 yılında Yüce Diriliş Partisi’ni kurmuştur.

Öğretisi

Sezai Karakoç, kendi düşüncesine diriliş ismini seçmiştir. Ona göre diriliş, insan varoluşunu, İslam dünyasının tarihsel ve toplumsal trajedisini açıklayan güçlü bir metafordur. Diriliş, insan varoluşunun sürekliliğine ve insan ile Allah arasındaki zorunlu ilişkiye işaret etmektedir. İnsan, yeniden varoluş vurgusuyla bozulmaya, çözülmeye ve yok olmaya karşı dirilişin metafizik temelli ümidi sayesinde karşı durabilmektedir. Metafizik, Sezai Karakoç diriliş düşüncesinin temelinde yer almaktadır. Çünkü varlığı ve varoluşu sadece fizik temelli açıklamaya çalışan ve metafiziği reddeden anlayışlar, insan hakikatini tam olarak açıklayamamaktadır. Modern dönemde Batı medeniyetinde tecrübe edildiği gibi metafiziği reddeden bir medeniyet tasavvuru, her alanda insanın kendisine yabancılaşmasını üretmektedir. İnsan ve yaratılmış her şey, metafizik bir temelde Allah’ı varlığın kaynağı olarak kabul etmekle anlam bulmaktadır.

Diriliş, yaratılmışların yaratan ile zorunlu bağına işaret etmektedir. Kur’an-ı Kerim’de baharın gelmesiyle bütün canlıların yaşadığı yenilenme ve tazelenme, diriliş olarak adlandırılmıştır. Ayrıca dirilişin yurdu olarak ahiret, İslam’da zorunlu bir iman esasıdır. Bu hareketliliğin ve canlanmanın metafizik bir yönü vardır. Varlıklar içinde insan,  bu hareketlenmeyi ve canlanmayı şuurlu bir şekilde başarabilecek potansiyelde yaratılmıştır. Dirilişi üretecek şuurun ve pratiğin Allah’a bağlı olması gerekmektedir. İnsan, dış dünya ile ilişkisinde sadece bu dünyanın bir parçası olmadığını, hatta ondan üstün yaratıldığını ve onu aşması gerektiğini düşünmektedir.yazının devamı.