I. Mesud (1116-1155) Anadolu Selçuklu Hükümdarı.

I. Mesud (1116-1155) Anadolu Selçuklu Hükümdarı.

30 Haziran 2019 0 Yazar: admin

Sultan I. Kılıcarslan’ın en büyük oğlu Melikşah (Şâhinşah), babasının Habur çayında boğulması üzerine (500/1107) tahta oturmak için Konya’ya gelirken beraberinde getirdiği üvey kardeşi Mesud’u ve diğer kardeşi Arab’ı hapse koymuştu. Melikşah cesur ve hareketli bir genç olduğundan askerinin sayıca az, silâhça yetersiz olmasına bakmadan hemen Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos ile mücadeleye girişti. 510 (1116) yılında imparatorla yaptığı savaştan sonra beyleriyle beraber Afyonkarahisar yakınında bulunan ordugâhına geldi. Burada Aleksios Komnenos ile barış antlaşması imzaladı ve Bizans imparatoru Selçuklu sultanına çok miktarda para verdi. İmparator, Mesud’un tahta geçmek için ağabeyini ele geçirmek istediğini haber alınca sultana ordugâhta kalmasını tavsiye etti. Melikşah’ın buna yanaşmaması üzerine Aleksios Komnenos, Konya’ya kadar bir Bizans askerî birliğinin refakatinde gitmesini söyledi. Fakat Selçuklu hükümdarı bunu da reddederek Bizans ordugâhından ayrıldı. Melikşah’ın imparatorun tavsiyelerini kabul etmemesi, Mesud’un sultan olmak için harekete geçtiğine inanmadığı ihtimalini ortaya koyar. Süryânî Mikhail, Melikşah’ın bir emîrinin ona isyan ederek Mesud’u hapisten çıkarıp Dânişmendli Emîr Gazi’nin yanına götürdüğünü ve Mesud’un burada sultan ilân edildiğini kaydeder (Chronique de Michel, III, 195). Melikşah, Konya istikametinde ihtiyat tedbiri almadan yola çıkmakla beraber yağmacı toplulukların olup olmadığını anlamak için keşif müfrezeleri gönderdi. Yolda Mesud’la karşılaşıp onun saflarına katılan müfrezeler geri dönerek sultana yolun tehlikesiz olduğunu bildirdiler. Bunun üzerine yoluna devam eden Melikşah, Mesud’un askerleriyle karşılaşınca geri dönüp kaçmaya başladı. Fakat daha önce Mesud’a katılmış olan Poukheas adlı bir emîr, Melikşah’ın sadık bir taraftarı gibi görünerek ona imparatorun yanına değil Akşehir’e çok yakın olan Tyragion kasabasına gitmesini tavsiye etti, sultan da onun dediğini yaptı. Kasabanın hıristiyan halkı Melikşah’ı güler yüzle karşıladıysa da çok geçmeden Mesud şehri kuşattı ve Rumlar Melikşah’ı Mesud’a teslim etmek zorunda kaldılar. Mesud ağabeyinin gözlerine mil çektirdi ve ardından Konya’ya götürüp hapsetti (510/1116). Ancak gözlerinin tam kör olmadığı anlaşılınca öldürüldü (511/1117).

Dânişmendli Emîr Gazi, Mesud’un sultan olmasında oynadığı mühim rolden sonra onu kendine bağlamıştı. Mesud kayınpederi Gazi’nin ölümüne kadar ona olan bağlılığını sürdürdü. Haçlılar karşısında kazandığı başarılarla temayüz eden Artuklu Belek b. Behrâm’ın ölümü üzerine (518/1124) Emîr Gazi Malatya’yı ele geçirmek için seferber oldu ve Mesud ile ittifak yaptı. Ancak Malatya’yı bir ay kuşattılarsa da alamadılar. Şehri altı ay daha savunan I. Kılıcarslan’ın hanımı Ayşe Hatun ile oğlu Tuğrul Arslan şehri Dânişmendliler’e teslim edip Minşar Kalesi’ne çekildiler (1 Zilkade 518 / 10 Aralık 1124).

Ankara ve Kastamonu meliki olan Mesud’un diğer kardeşi Melik Arab, Selçuklular’a ait Malatya’nın Dânişmendli Emîr Gazi’nin eline geçmesine ve kardeşinin de buna yardım etmesine çok öfkelendi. Bu yüzden 30.000 kişilik bir ordu ile Sultan Mesud’un üzerine yürüdü. Mağlûp olan Mesud yardım istemek için Bizans’a gitti. Melik Arab da Konya’yı kuşattı. Mesud’un gelişine sevinen II. Ioannes çok miktarda para ve asker vererek onu ülkesine gönderdi. Mesud Emîr Gazi’nin yanına gitti. İkisi birlikte Melik Arab’ın üzerine yürüyerek onu yendiler ve Ermeni hâkimi I. Toros’un yanına gitmeye mecbur ettiler (520/1126). Emîr Gazi ve Mesud 521’de (1127) Ankara’yı Melik Arab’dan aldılar. Daha sonra mücadeleden vazgeçen Melik Arab 522 (1128) veya 523’te (1129) öldü. 524 (1130) yılında Emîr Gazi ile Sultan Mesud ve Bizans imparatorunun kardeşi Isaakios Malatya’da toplanıp kışı orada geçirdiler. Mikhael’e göre ertesi yıl Sultan Mesud, Sozopolis’e (Uluborlu) kadar sokulmuştu. Fakat askerleri açlıktan dolayı hiçbir şey yapamayınca şehri alamamış ve kırsal kesimi yağmalayıp Konya’ya dönmüştü. Aynı yıl Emîr Gazi, Sultan Mesud’u da yanına alarak Karadeniz’in kıyı bölgesini ele geçirdi. 1132’de İmparator Ioannes, Bitinya ve Paflagonya’dan yürüyüp Kastamonu’ya geldi, şehri kuşatıp ele geçirdi ve esir aldığı Türkler’le birlikte İstanbul’a döndü. Ancak ertesi yıl Emîr Gazi Kastamonu’yu muhasara edince çok geçmeden açlık baş gösterdi ve halk şehrin kapılarını ona açtı (527/1133). Kaynak yazının devamı.