Hükümdarlar

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan (1452-1478).

Akkoyunlu kaynaklarına göre 828 Rebîülevvel veya Rebîülâhirinde (Şubat-Mart 1425) doğdu. Babası Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Karayülük Osman Bey’in oğullarından Ali Bey, annesi Karayülük Osman Bey’in ağabeyi Pîr Ali Bey’in kızı Saray (Sâre) Hatun’dur. İyi bir eğitim gördüğü, babasının taht için mücadelesi ve askerî faaliyetleri sırasında ona zaman zaman vekâlet ettiği bilinmektedir. Henüz on bir yaşında iken sefere çıkan babasının yerine Diyarbekir’de (Âmid) muhafaza ile görevlendirildi. Ardından muhtemelen idarî bölge olarak kendisine verilen Harput’a döndü. Memlükler’le anlaşan babasının isteğine rağmen Harput’u onlara teslim etmedi. Bu hareketinin tepkiye yol açacağını düşünüp Erzincan hâkimi olan amcası Yâkub Bey’in yanına gitmeye karar verdi. Amcası ona hizmetinde bulunması halinde Karahisar’ı vereceğini vaad etmişti. Fakat diğer amcası Hamza Bey’in Irak hükümdarı Karakoyunlu İsfahan Mirza’yı Mardin yakınlarında yendikten (5 Zilhicce 840 / 10 Haziran 1437) sonra Diyarbekir’e yürüyeceği haberi gelince babası tarafından çağrıldı ve kararından vazgeçerek Diyarbekir’e gitti.

Buraya geldikten üç gün sonra Hamza Bey şehri kuşattı. Bunun üzerine şehirden kaçıp Erzincan yöresinde babası ve ağabeyleriyle buluştu. Bir süre Erzincan’da amcası Yâkub Bey’in yanında kaldı. Ebû Bekr-i Tihrânî, bu sırada on iki-on üç yaşlarındaki Hasan Bey’in mavi bezden tek bir elbise ile bir kepeneği ve bir de atı olduğunu, atının yemini teminde güçlük çektiği için ekseriyetle yaya gitmek zorunda kaldığını bildirir. Bununla beraber amcasının hizmetinde zamanla ön plana çıktı ve Yâkub Bey onu Erzincan’ın kuzeyindeki Şiran yöresini yağma eden oğlu Câfer Bey’e karşı gönderdi. Hasan Bey amcasının oğlu Câfer’i yenerek Rum ülkesine (Osmanlılar) gitmeye mecbur bıraktı. Ardından ağabeyi Cihangir’in Halep’e gelmesi yolundaki teklifini kabul etti. İki kardeş Kahire’ye giderek amcaları Hamza ile mücadele edebilmek için Sultan Çakmak’tan yardım istedi. Çakmak onlara hil‘atler giydirip 3000 altın verdi, Urfa yöresini Cihangir’e iktâ etti. Hasan Bey kardeşiyle beraber Mardin yöresini yağmaladı, Ergani’ye akınlarda bulundu (842-843/1439-1440). On beş yaşında iken amcası Muhammed’in kızı Selçuk Şah Begüm ile evlendirildi. Bu sırada göçebe Araplar’ın Ca‘ber’i kuşattıkları haber alındı. Ca‘ber’i Cihangir Mirza adına Emîrli Ömer Bey idare ediyordu. Ömer Bey’e önce Hasan Bey, ardından Cihangir Mirza yardıma gitti. Araplar sayıca çok olmalarına rağmen yenildiler. Bunun üzerine Cihangir Mirza Urfa’ya döndü, Hasan Bey ise Ca‘ber’in idaresini eline alarak orada kaldı.

Bu hadiseden biraz sonra Hamza Bey Diyarbekir’de vefat etti (Receb 848 / Ekim 1444). Erkek evlâdı olmadığından Cihangir Mirza Akkoyunlular’ın başına geçti, Hasan Bey de Ca‘ber’den onun yanına geldi. Ancak urbânın (çöl Arapları) tekrar Ca‘ber’e yürüdüğü haberi üzerine 400 atlı ile baskın yapıp onları dağıttı. Ardından Cihangir kendisine Ergani’yi verdi. Karakoyunlu Hükümdarı Cihan Şah’ın 854’te (1450) Erzincan’a ordu gönderip burayı alması Cihangir ile Hasan Bey’in arasının açılmasına yol açtı. Cihangir’in Cihan Şah ile barış yapmasına (856/1452) karşı çıkan Hasan Bey onun hizmetinden ayrıldı. Kendi başına hareket ederek Cihan Şah’ın Çağataylılar’la meşgul olmasından faydalandı ve Erzincan’a girdi, buranın hâkimi Kılıcarslan Bey’in oğlunu ve nökerlerini esir aldı. Van gölü çevresindeki Karakoyunlu topraklarına akınlar yaptı ve amcası Mazgirt hâkimi Kasım Bey’in kuvvetini zayıflattı. Bütün bu faaliyetler onu Akkoyunlu hânedanının en büyük şahsiyeti durumuna yükseltti. Hasan Bey, Çemişgezek hâkimi Şeyh Hasan’ı kendine tâbi kılmak amacıyla o yörede bulunduğu sırada Cihangir’in Diyarbekir’den ayrılıp Karacadağ’a gittiğini haber alınca eski bir elbise giyerek kırk nökeriyle birlikte süratle şehrin önüne geldi ve kapıcıları kandırıp içeri girdi; burayı kolayca ele geçirdi (Ramazan 856 / Eylül 1452). Bunu duyan Cihangir Mirza da Mardin’e gitmekten başka çare bulamadı. Akkoyunlular, artık Karakoyunlu Cihan Şah’a karşı koyabilecek Hasan Bey gibi büyük bir şahsiyete kavuşmuştu.

Uzun Hasan böylece Akkoyunlu tahtını ele geçirip “ulu bey” olduktan sonra ağabeyi Cihangir ile diğer kardeşi Üveys’e kendi hâkimiyetini kabul ettirmek için onlarla mücadeleye başladı; Urfa’yı (Ruha) Üveys’in elinden aldıysa da Mardin’i ele geçiremedi. Ağabeyi ile çatışmaların ardından annesi Saray Hatun’un araya girmesiyle barıştı. Ancak bu barış fazla devam etmedi ve Cihangir’in Hasan Bey’i metbu tanımaması mücadelenin uzun sürmesine yol açtı. Hasan Bey, Karakoyunlular’ın idaresindeki Erzurum ve Bayburt yörelerini de yağmaladı. Bu hareketler onun kuvvetini ve şöhretini daha da arttırdı, hânedan mensuplarının pek çoğu idaresi altına girdi. Cihangir Mirza da Hasan Bey’in baskılarına dayanamayıp Cihan Şah’tan yardım istedi. Cihan Şah, Akkoyunlu elinin padişahlığını ona verdi ve Erzincan’ı da kendisine iktâ etti; yanına asker katarak Erzincan’a gönderdi. Hasan Bey, Cihangir’e destek veren Karakoyunlu ordusunu Diyarbekir’e yakın bir yerde karşıladı. Hasan Bey’in yanında kardeşi Cihan Şah, Karayülük Osman Bey’in torunu Hurşid Bey, Murad Bey oğlu Rüstem Bey, Pilten Bey’in oğlu İskender Bey, Halil oğlu Siyavuş Bey de bulunuyordu. Hasan Bey Karakoyunlu ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı (Receb 861 / Haziran 1457). Zaferden sonra Cihangir’in emîr ve askerlerinin çoğu Hasan Bey’in hizmetine girdi. Cihangir de kardeşini metbu tanıdı ve oğullarından Ali Han Mirza’yı ona yolladı. Bu savaş Hasan Bey’in mevkiini ve hükümdarlığını iyice kuvvetlendirdi. Erzincan’ın idaresini amcasının oğlu Hurşid Bey’e veren Hasan Bey 862’de (1458) Gürcistan’a karşı sefere çıktı ve Tiflis’i yağmalayıp altı kaleyi ele geçirdi. 866’da (1461-62) ikinci bir sefer daha düzenledi. Fakat 865’te (1461) Fâtih Sultan Mehmed’in Trabzon’u fethedip Komnenler’in saltanatına son vermesini engelleyemedi. O da dedesi Karayülük Osman Bey gibi Komnenler’den bir kızla (Despina Hatun / Teodora) evlenmişti. Oğullarından Maksud’un Trabzonlu prensesten doğduğu söylenir.

866’da (1462) Hısnıkeyfâ (Hasankeyf) şehrini ele geçiren ve buradaki Eyyûbî Devleti’ne son veren Hasan Bey aynı yıl Duharlı oymağının elindeki Bayburt’u da ülkesine kattı; Karamanoğlu İshak Bey’in 869’da (1464-65) Karaman ilini almasına yardımcı oldu. Bu yılın sonlarında Dulkadır ülkesine girdi ve Melik Arslan’ı Harput’u kendisine teslim etmeye mecbur bıraktı. İbn Tağrîberdî’ye göre Hasan Bey, Gerger Kalesi’ni Memlük sultanına teslim etmesine karşılık Harput’u ele geçirmek için Hoşkadem’in gizlice muvafakatini almıştı. Bu başarılarıyla İspir’den Urfa’ya, Şebinkarahisar’dan Siirt’e kadar uzanan bölgeyi Akkoyunlu ülkesi haline getirdi. Akkoyunlu sınırı doğuda Erzurum ve Ahlat’ın batısından geçiyordu. Ancak Karakoyunlu Hükümdarı Cihan Şah bu durumu kabullenmedi, Uzun Hasan’ı kendisine bağlı olması gereken bir bey diye görüyordu. 872’de (1467) kalabalık bir ordu ile Hasan Bey’in üzerine yürüdü. Ekim ayı gelip soğuklar başladığından beylerde ve askerlerde ülkelerine dönme arzusu baş gösterdi. Ancak askerini dağıtarak gelecek baharda yeniden sefere çıkmak için Bingöl-Sancak mevkiine vardığında Hasan Bey’in âni baskınına uğradı. Ordusundan 6000 kişi seçen Hasan Bey kuşluk vakti iki cepheden Cihan Şah’ın ordugâhına saldırdı. Cihan Şah kaçmaya çalışırken öldürüldü. İki oğlu Muhammedî ile Yûsuf ve bütün beyleri esir alındı (12 Rebîülâhir 872 / 10 Kasım 1467). Bu zafer bir devletin çöküşü, diğer bir devletin doğuşu anlamına geliyordu. yazının devamı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir