Trabzon İmparatorluğu ya da Tzaniti (Lazistan) Krallığı (1204-1461)

Trabzon İmparatorluğu ya da Tzaniti (Lazistan) Krallığı (1204-1461)

9 Temmuz 2019 0 Yazar: admin

Trabzon İmparatorluğu ya da Tzaniti (Lazistan) Krallığı[1], Ortaçağ’da Doğu Karadeniz’de kurulmuş yerel krallık.

Etimoloji

Genelde Trabzon İmparatorluğu olarak bilinen devletin sık kullanılan 3 ismi vardır:

  • İmparatorluk Trabzon merkezli olduğu için Ortaçağ’da ünlü olan başkentinin adıyla yani “Trabzon İmparatorluğu” olarak adlandırılmıştır.
  • Bizans tarihçisi Yeoryos Pahimeris tarafından “Laz Sınır Devleti” olarak anılan ülke topraklarının yöneticileri de “Laz Kralları” olarak anılmışlardır. Selçuklular tarafından Tzanika/Canik Kralı olarak adlandırılan Trabzon İmparatorları, Tarihçi İbni Bibi tarafından “Tzaniti Kralları” olarak tanımlanmışlardır.[2]

Caniti/Tzaniti: Tzan (Laz ulusal ismi) + iti (Lazca’da ülke, toprak belirten son ek) yani Lazistan Krallığı anlamına gelmektedir.[3]

  • Devlet kurucu Komnenos ailesinin adından dolayı “Komnenos İmparatorluğu” olarak da anılmıştır.

Bazı kesimler tarafından Trabzon İmparatorluğu’na Trabzon “Rum” İmparatorluğu yakıştırması yapılmışsa da gerçekte ne imparatorluk kayıtlarında ne de diğer çağdaş kayıtlarda böyle bir adlandırma olmayıp bu söylem 20. yüzyılda siyasi amaçlar için kullanıldığı düşünülebilir.

Coğrafya

Trabzon İmparatorluğu sınırları en geniş olduğu zamanda batıda Karadeniz Ereğli’sinden doğuda Fasis)‘e doğru uzanan yaklaşık 1000 kmlik sahil şeridine yayılıyordu. Karadeniz’in kuzeyinde günümüzde Rusya dahilinde bulunan Kırım‘daki Kherson ve Kerç toprakları da Trabzon kontrolündeydi.[4]

İmparatorluk toprakları geniş çaplı tarıma müsaade etmeyen dağlık bir yapıya sahipti. Fakat transit ticarette önemli bir konumda bulunan topraklar tarıma elverişli olmasa da dağlık ve ormanlık arazisinden dolayı savunma açısından avantajlıydı.

Tarih

Devletin kurucuları olan Komnenos Hanedanı, General İsaakios Komnenos zamanında Bizans İmparatoru VI. Mihail‘e darbe yaparak tahtı ele geçirmiş, 100 yıldan uzun bir süre Bizans İmparatorluğu’nu yönetmişlerdir. Fakat İstanbul’un Haçlılar tarafından işgal edilmesinin ardından Komnenos Hanedanı’nın üyeleri Aleksios ile David, halaları Gürcü Kraliçesi Büyük Tamar‘ın yardımıyla ata yurtları Karadeniz’e sığınmışlardır. Antik Kolkhis topraklarının doğu uzantısı olan Fasis’e sığınan kardeşler daha sonra Trabzon‘a sahip çıkmışlardır.

Kuruluş

I. Aleksios, Gürcülerin desteğiyle 1204 yılının Nisan ayında Trabzon’da imparatorluğunu ilan etmiştir. Trabzon İmparatorluğu’nu kurduğunda 22 yaşında olan I. Aleksios burada kendisini “Roma İmparatoru” olarak tanımlamıştır. Trabzon Ordusu’nun başkomutanı olan Aleksios’in kardeşi David, Laz ve Gürcülerden oluşan ordusuyla Paflagonya‘ya saldırmış böylece Karadeniz Ereğlisi ile Sinop arasındaki arazi de Trabzon topraklarına katılmıştır.[5] Trabzon İmparatorluğu’nun batı yönündeki bu genişlemesi başta Bizans’ı, İznik İmparatoru’nu ve Selçuklu Türklerini rahatsız edince yeni savaşlar patlak vermiş Trabzon İmparatorluğu Sinop’un doğusuna geri çekilmek zorunda kalmıştır. Pek çok savaşta Trabzon Ordusu’na kumanda eden David bu savaşlarda henüz 20’li yaşlardayken can vermiştir. Sinop’ta bir ziyafet sırasında Selçuklular tarafından yakalanan ağabeyi Aleksios de, ya Sinop’tan çekilmek ya da ölmek arasında seçim yapmaya mecbur edilmiş, Sinoplular Trabzon’a bağlı kalmak istediklerinden Aleksios ölse bile Trabzon tahtının varisleri olduğunu öne sürerek Selçuklu hakimiyetine girmeye yanaşmamışlarsa da şehir 1214 yılında zorla ele geçirilmiştir. Trabzon İmparatorluğu’nun savunmasını güçlendirip, Trabzon ticaretini zenginleştiren I. Aleksios; 18 yıl hükümdarlık yaptıktan sonra 1222 tarihinde 40 yaşında ölmüştür. Cenazesi Trabzon’daki Eugene Kilisesi’ne defnedilmiştir.

Yükselme Devri

I. Aleksios’tan sonra tahta geçen I. Andronikos döneminde Selçuklularla şiddetli çarpışmalar yaşanmıştır. SelçuklularTrabzon’u kuşatmış fakat geri çekilmek zorunda kalmışlardır, müstahkem yerlerde kurulan Selçuklu kampları da Maçkalı ve Gümüşhaneli yerliler tarafından baskınlara uğratılmıştır. Trabzon İmparatoru Andronikos bu zaferler onuruna sütunlar diktirmiş ve kendi adına altın sikke bastırmıştır.

Trabzon surları
Trabzon surları

Andronikos saltanatını takiben I. İoannis başa geçmiş onu da I. Manuil izlemiştir. Onun saltanatı sırasında -13. yüzyılın ortalarında- Moğollardan kaçan Türkmenler Anadolu’ya gelmeye başlamışlardır. I. Manuil Moğollarla iyi ilişkiler geliştirmiş Trabzon ticari önemini korumaya devam etmiştir. Trabzon Ayasofya Kilisesi onun döneminde inşa edilmiştir. Yine aynı yüzyılda Ceneviz ve Venedikliİtalyanlar Trabzon İmparatorluğu’ndaki ticari faaliyetlerini geliştirmeye başlamışlardır. Trabzon ile Selçuklu arasında sürekli olarak çatışmalara neden olan Sinop, İmparator Georgios tarafından da kuşatılmıştır. Georgios, Bizans karşıtı politikasıyla dikkat çekmiştir. 13. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul’daki Haçlı işgali bazı aşamalardan sonra yerini Paleologos Hanedanı‘na bırakmıştır. Böylece işgalden kurtulan Bizans İmparatorluğu tahtına VIII. Mihailoturmuş kendisinin yeni Roma İmparatoru olduğunu Trabzon’dakilerin ise Laz Kralları oldukları beyanında bulunmuştur. Böylece Laz Kralı olarak nitelediği II. İoannis‘i İstanbul’a davet eden VIII. Mihail, Trabzon İmparatoru’nu, kızı Eudokia ile evlendirmiştir.[6] Ardından I. Manuil ile ikinci karısı Gürcü Prensesi Rusudan’ın kızı Theodora bir darbeyle Trabzon tahtına oturarak imparatoriçe olmuşsa da daha sonra II. İoannis tekrar tahta geçmiştir. Tüm bu karışıklıklar arasında da Türkmenler Gümüşhane’nin kuzeybatısına saldırmışlardır.

Trabzon İmparatorluğu en parlak dönemini II. Aleksios döneminde yaşamıştır. Onun döneminde Giresun‘a sızmaya çalışan Türkmenler bu bölgelerden çıkarılmışlardır.[7] Ceneviz etkisini de kırmaya çalışan Aleksios, Venediklilerle anlaşmalar yaparak ticaretin Ceneviz tekeline girmesini engellemeye çalışmıştır. İmparatorluğun savunmasını da arttırarak gece-gündüz devriye atacak güvenlik kuvvetleri oluşturmuştur. Fakat II. Aleksios döneminde Tzanikhiti ve Kamakheni gibi köklü aileler de Trabzon İmparatorluğu’nun yönetimine karışmaya başlamışlardır.

İç Savaşlar Dönemi

II. Aleksios’dan sonra tahta çıkan III. Andronikos döneminde ilk kez iç savaş ve Megadük İoannis önderliğinde isyan çıkmıştır. Bunun sebebi Andronikos’un tahta çıkar çıkmaz kardeşlerini öldürtmesidir. Halk bunu hoş karşılamayarak onun soyunu tahttan men etmiş yerine ise Gürcü lider Bekha’nın diğer torunu Basileios‘u tahta çıkarılmıştır. Basileios döneminde merkezi otorite iyice zayıflamış Samsonlar, Tzanikhitiler, Kamakheniler gibi yerli aileler kendi topraklarında özerk hareket etmeye başlamışlardır. Basileios, bu hareketlerin önünü alabilmek için Megadük Lekes Tzatzintza ile oğlu Trabzon Ordusu’nun başkomutanı Tzamba’ya suikast düzenletmiştir. Basileios’un yerel lordları öldürmesiyle gerginleşen ortama halkın hoş bakmadığı başka durumlar da eklenince bir Güneş tutulmasında halk imparatora başkaldırmıştır. Daha sonra Basileios’u zehirleyen ilk eşi Trabzon tahtına oturmuştur. Fakat o da Basileus’un kendisini bırakarak evlendiği ikinci eşi İrini‘yi ülkeden kovunca tekrar iç savaş çıkmıştır. Karadenizli Komnenosların haricinde birinin, kendilerinden olmayan bu Konstantinopolisli Kraliçenin tahtta oturmasından rahatsız olan yerlilerden Sebastian Tzanikhiti ve diğer yerli kabileler Hagios Eugenius Manastırı‘nı ele geçirmişlerdir. Daha sonra Konstantinopolis’dan gönderilen kuvvetler bu isyanı bastırıp ele başlarını idam ettirseler de Laz Lordlarından Anakutlu’nun torunu II. Aleksios’un kızı Anna, yerli askerlerin yardımıyla Trabzon tahtını ele geçirmiş, Kraliçeyi de Konstantinopolis’a geri göndermiştir. Anna’nın tahta geçmesi yerlilerin güçlenmesi Yunanların bölgedeki etkinliğini kaybetmesi demekti. Bu yüzden Konstantinopolis, hemen Trabzon tahtına geçmesi için -ve Bizans taraftarı olması için- Mihail‘i desteklemek üzere 3 gemi asker göndermiştir. Yunanlar tarafından törenlerle yeni hükümdar ilan edilen Mihail’in hakimiyetine başta sessiz kalınır gibi görünse de hemen sabahına sarayı basan Lazlar, Mihail’i yaka paça dışarı atmış gemilerle gelen Bizanslıları da öldürmüşlerdir.[8] Fakat daha sonra Ceneviz gemileriyle Trabzon’a gelen III. İoannis, İmparatoriçe Anna’yı boğdurarak başa geçmiştir.

Trabzon İmparatorluğu 1340’larda büyük bir veba salgınıyla sarsılmıştır. Ardından İtalyanlar Giresun’u yağmalamışlardır. Bu olaylar üzerine Türkmenler de büyük bir orduyla gelerek imparatorluğu ele geçirmeye çalışmışlarsa da çok ciddi kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmışlardır.[9] III. Aleksios iç çatışmalara bir son vermeyi amaçlamış ve bunu büyük ölçüde başarmıştır. Onun döneminde İoannis Tzanikhiti’nin, Gümüşhane’deki Tzantzak/Canca Kalesi’ni ele geçirmesi gibi küçük anlaşmazlıklar da yaşanmıştır.

Gerileme Dönemi ve Çöküş

Tüm iç karışıklıklar, veba salgını, depremler, İtalyan ve Türkmenlerle girilen çatışmalar Trabzon İmparatorluğu’nu zayıf düşürmüş ve Panaret’in Kronik’inde “felaket” olarak adlandırılan Gürcistan‘ın Timur tarafından işgali gerçekleşmiştir. 15. yüzyıla girerken de Osmanlı Devleti ile Trabzon İmparatorluğu artık sınır komşusu olmuşlardır. Aynı dönemde Türkmenler de Giresun’a girmişlerdir. Trabzon, Osmanlı tarafından ilk kez 1440’larda kuşatılmışsa da alınamamıştır. Yine akabinde Şeyh Cüneyd önderliğindeki Türkmenler, Trabzon’u kuşatmışlarsa da geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Son olarak Fatih Sultan Mehmed 1461 yılında 140.000 kişilik ordusuyla gelerek yaklaşık 1 aylık bir direnişten sonra şehri teslim almıştır.

Osmanlı Dönemi

Trabzon Vilayeti
Trabzon Vilayeti

Trabzon, Osmanlı fethinden sonra da aşağı yukarı eski yönetim alanına göre eyalete çevrilmiş bu eyalete de Trabzon Eyaleti adı verilmiştir. 1800’lerde de daha çok kültür ve ekonomik yapısına göre yeniden organize edilen topraklar Canik(Samsun), Gümüşhane(Canca), Lazistan(Caneti) ve Merkez (Trabzon) sancakları olmak üzere 4 büyük idari bölümden oluşan Trabzon Vilayeti‘ne dönüştürülmüştür. Böylece Trabzon İmparatorluğu’nun kuruluşundan cumhuriyetin ilanına dek varlığını koruyan idari yapıyla Trabzon şehri yüzlerce yıl boyunca SamsunOrduGiresunGümüşhaneRizeArtvinBatum gibi illerin merkezi statüsünde olmuştur.

Toplum

İmparatorluk halkı öteden beri KsenofonArrianus ve Prokopius gibi Antik Çağ’ın ünlü yazarları tarafından da aktarıldığı üzere antik Kolkhis Krallığı‘na dek uzanan Tzanik kökenden gelmektedir.[10][11][12] Trabzon İmparatorluğu’nda nüfusun büyük çoğunluğunu da kadim zamanlardan beri bölgede ikamet eden Kafkas kökenli Tzanlar(Lazlar) oluşturmaktadır.[13] Bu durum imparatorlukla çağdaş tarihçilerin belgelerine de yansımış ve Trabzon İmparatorluğu “Tzaniti (Lazistan) Krallığı” olarak anılmıştır. Aynı durum Bizans İmparatorluğu‘nun kendisi tarafından da onaylanmış ve Trabzon İmparatoru “Laz Hükümdarı” olarak tanımlanmıştır. Yine Tzanika/Canik (Samsun, Ordu, Giresun), Tzantzak/Canca (Gümüşhane), Tzaneti/Caneti (Rize, Artvin) gibi yer adlarında da Tzan izleri görülmektedir.

Antik Çağ Tzan Krallığı Kolkhis.
Antik Çağ Tzan Krallığı Kolkhis.

Rum kelime anlamı itibarıyla “Romalı” demek olup çoğunlukla Bizans vatandaşlarını tanımlamaktadır. MÖ 1. yüzyılda Roma İmparatorluğuile mücadeleye girişen Karadenizliler aynı yüzyılın ortasında yarım milyonun üzerinde insanın ölümüyle sonuçlanan savaşlar sonucunda 1300 yıl sürecek Roma hakimiyetine girmişlerdir. Roma bölgeyi ele geçirse de takip eden yüzyıllarda bölgede hakimiyetini tam olarak sağlayamamış 6. yüzyıla kadar çarpışmalar ara ara devam etmiş, Roma en elit lejyonlarından “Güneş Tanrısı’nın kulları” anlamına gelen “Apollinaris” adlı lejyonunu Doğu Karadeniz’de mevzilendirmiştir. I. Theodosius döneminde -halk arasında büyük bir kitleye yayılmasından da ötürü- Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul eden Roma, MS 4. yüzyılın sonunda Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olarak ikiye ayrılınca Doğu Karadeniz toprakları Bizans hakimiyetinde kalmıştır. Doğu Karadeniz’de tam bir Roma hakimiyeti sağlamak isteyen I. Justinianus, General Tzittas komutasında bir ordu hazırlayarak Tzan kabilelerinin üzerine göndermiştir. Tzanlar parça parça kabileler halinde ve kralsız yaşadıklarından[14] birleşerek büyük bir güç oluşturamamış bu yüzden Bizans bölgede hakimiyetini kurmuştur. Ancak zaten önceden kimlik bakımından çatışan Tzanlar ile Romalılar bu kez inanç bakımından da karşı karşıya geleceklerinden Bizans’nın bölgeye Hıristiyanlığı aşılamaya başlaması bölgede Rumlaşma (Romalılaşma) sürecini başlatmıştır. Fakat halk Roma (Rum) vatandaşlığına asimile olsa bile “Tzan/Laz” gibi isimleriyle kendi kimliğini tanımlamaya devam etmiştir.

Trabzon İmparatorluğu halkını tasvir eden bazı İtalyan gezginler ve Arap yazarlar bu halkın fertlerinin dış görünüşleri bakımından çok güzel olduklarını belirtmişlerdir.[15] Tarihçiler de imparatorların dış güzelliklerini Kafkas kökenlerine borçlu olduklarını belirtmişlerdir.[16]

Trabzon İmparatorluğu toplumu gelenekçi ve feodal bir yapıya sahiptir. Yeni gelen din ile anadil değişse de ulus yapısının çok da değişmediği göze çarpmaktadır. Zira bağımsızlıklarına düşkün olan Tzan aile önderleri ve kabile şefleri bazen Trabzon İmparatorluğu’na bağlı hareket etseler de bazen de başlarına buyruk hareket etmişler hatta Trabzon Sarayı’nın idaresine karışmışlardır. (Bu ulusal yapı binlerce yıl boyunca böyle süregelmiş ve yabancılara karşı güçlü bir birliğin oluşturulmasına engel olmuştur.) İçlerinden en etkilileri “Büyük Düka” unvanına sahip yerel liderler ve ordu komutanları; “John(Yahya)”, “Michael(Mihail)”, “David(Davud)” gibi Hıristiyan isimlerine sahip olsalar da “Tzanikhiti, Kabaziti, Kamakheni..” gibi yerli soyadları alarak kimliklerini koruma uğruna sergiledikleri duruşlarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Bu halkın savaşçılığını konu alan bazı tarihi kayıtlarda da yine İtalyanlar ve Araplar; savaş alanında sayıca az olsalar bile Trabzon İmparatorluğu halkının korkusuz, avının kaçmasına izin vermeyen ürkütücü aslanlar gibi savaştıklarını aktarmışlardır.[15]

Din

6. yüzyıla kadar Güneş merkezli Tzan inanışının hakim olduğu Doğu Karadeniz toprakları 6. yüzyılda Bizans hakimiyetiyle Hıristiyanlığa geçmeye başlamıştır.

Tzan inanışı

Kökleri Kolkhis Krallığı‘na ve daha öncesine uzanan yerli Tzan inanışı Güneş merkezlidir. Antik dünyada Güneş’in Doğu Karadeniz topraklarından yükselmeye başladığına, Tzanların başına geçen kralın da Güneş’in oğlu olduğuna inanılmıştır.[17] İnanç bu yönleriyle ünlü Altın Post Efsanesi’ne yansımıştır. Bu inançta aynı zamanda ağaçlar ve kuşlar da kutsaldır. Roma İmparatorluğu Karadenizlilerin bu inancını bildiğinden yörenin savaşçı halkına karşı kurnaz bir hamle yaparak “Apollinaris: Güneş Tanrısı’nın sadık kulları” adlı lejyonunu Tzantzak’ta (Gümüşhane) mevzilendirmiştir.

Tzan inanışının 6. yüzyıldan itibaren yavaş yavaş terk edildiği bilinse de tam olarak ne zaman geri plana düştüğü bilinmemektedir. Ancak bazı yerlerde geç dönemlere dek gizli gizli bu inançların sürdürüldüğü tarihi kayıtlara yansımıştır. Karadeniz’de Germak’oçi, Karakoncoloz adıyla bilinen efsanevi korkunç yaratıklar ve suyla ilgili (bazen ıslatılma, yıkanma bazen de sudan kaçınma) gelenekler bu antik inanışın günümüze kalan izleridir.

Hristiyanlık

Tzan toplulukları ilk kez Lazika Krallığı döneminde 6. yüzyılda resmi olarak, eski dinlerinden Hıristiyanlığa geçmeye başlamışlardır. Aynı yüzyılda tüm Doğu Karadeniz’de yürütülen faaliyetler yerli kabileleri pagan inançlarından Hıristiyanlığa döndürmeye yöneliktir. Bizans bu politikasına yönelik bölgede pek çok kale ve kilise inşa ettirmiştir. Tzanların eski inançlarına ve izole yaşantılarına dönmelerini engellemek uğruna yol açtırmak için de ormanları kestirmeye başlamıştır.[12] Böylece bölgede Hıristiyanlık yayılmaya başlamış ve bunun bir neticesi olarak 600 yıl sonra Ortodoks Hristiyan karakterli, yerel Trabzon İmparatorluğu kurulmuştur. Bahsi geçtiği üzere halk Slavlar, Yunanlar ve Gürcüler gibi Ortodoks Hristiyanlık mezhebine mensuptu. Hıristiyanlığın Ortodoks mezhebinin merkezi İstanbul’daki Romalıların (Rum) Ortodoks Patrikhanesi olduğu için de bu mezhebe bağlı topraklar “Rum toprakları” olarak anılmıştır. Mihailoviç gibi tarihçilerin de Gürcistan’ı dahi “Rum ülkesi” olarak anmasının ve çoğunluğunu Slav kökenli etnik unsurların oluşturduğu Balkan topraklarının da “Rumeli” olarak adlandırılmasının sebebi budur. Bu adlandırmanın sebebi bahsi geçen yöre insanlarının çoğunun Ortodoks Hristiyanlık mezhebine bağlı ve önemli kesiminin Bizans hakimiyetinde olmasından kaynaklanmaktaydı. Yüzlerce yıllık bu Roma etkisi öylesine özdeşleşmişti ki Türklerin Anadolu’da kurduğu Anadolu Selçuklu Devleti bile “Rum Selçuklu Devleti” olarak da anılmıştır.

Anadolu, Orta Doğu özellikle de Kafkasya‘da etkili olan ve saygı duyulan Trabzon İmparatorları, Papa IV. Nicolaus ve Papa XXII. İoannes tarafından Katolik mezhebine katılmaya davet edilseler de imparatorlar bunu reddetmiştir. Fakat Kafkas Piskoposlarının atanması konusunda İstanbul’un dahi yok sayılması dikkat çekicidir. Müslüman hükümdarlarla da evlilik bağı kuran Trabzon İmparatorları bu yüzden bazı Hristiyan çevrelerden tepki görmüşlerdir. 15. yüzyılda Trabzon’un fethiyle Osmanlı İmparatorluğu‘na bağlanan halk bu tarihten sonra yavaş yavaş İslam’a girmeye başlamıştır.Yazının devamı.