Ahmet Avni Konuk (1868-1938) Mutasavvıf, mûsikişinas ve bestekâr.

Ahmet Avni Konuk (1868-1938) Mutasavvıf, mûsikişinas ve bestekâr.

27 Temmuz 2019 0 Yazar: admin

İstanbul’da dünyaya geldi. Doğumuyla ilgili kaynaklarda farklı tarihler (1285 [1868], 1287 [1870], 1288 [1871]) verilmektedir. Babası Mûsâ Kâzım Efendi, annesi Fatma Zehrâ Hanım’dır. Dokuz on yaşlarında iken birkaç ay arayla önce babasını, ardından annesini kaybetti. İbtidâî mektebini bitirdikten sonra Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledi ve cami derslerine devam ederek Arapça öğrendi. Galata Rüşdiyesi’nde dördüncü sınıfta okurken üçüncü sınıfından başladığı Dârüşşafaka’dan 1890’da mezun oldu. Aynı yıl Galata İttihat Postahanesi’ne memur olarak tayin edildi. Memuriyeti sırasında başladığı Mekteb-i Hukūk-ı Şâhâne’yi 1898’de birincilikle bitirdi. 1909’da Posta Nezâreti’nde kalem müdürü, 1922’de posta genel müdür muavini, Eylül 1930’da genel müdürlük hukuk müşaviri oldu. Bu sırada 376 sayılı posta kanununu mûcip sebepler lâyihası ve nizamnâmesiyle birlikte hazırladı. 1933’te kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Bir süre Posta ve Telgraf Yüksek Mektebi ile Yüksek Mühendis Mektebi’nde (İstanbul Teknik Üniversitesi) ders verdi (Ergun, Türk Şâirleri, II, 573). 6 Mart 1938’de İstanbul’da vefat etti ve Merkez Efendi Mezarlığı’na defnedildi. Konuk’un son zamanlarında Emine Hâdiye Hanım’la evlendiği, Eminönü Mal Müdürlüğü’nün 11 Mayıs 1938 tarihli yetim maaşını düzenleyen tezkeresinden anlaşılmaktadır (Eraydın, I, s. XVI).

Konuk, 1904’te Mesnevîhan Selânikli Mehmed Esad Dede’ye intisap ederek Mevleviyye tarikatına girdi. Mürşidinin Çayırlı Medrese’deki hücresinde verdiği derslere devam etti. Burada Tâhirülmevlevî ve Abdülhay (Öztoprak) efendilerle birlikte temayüz eden üç öğrenciden biri oldu. Mehmed Esad Dede’den Farsça öğrendi ve Mes̱nevî’yi okuyarak icâzet aldı. Bu yıllarda Fâtih türbedarı Ahmed Amiş Efendi’nin sohbetlerine de katıldı. Dârüşşafaka’da talebe iken okulun mûsiki muallimi Eyyûbî Zekâi Dede’den aldığı derslerle başladığı mûsiki çalışmalarını mezuniyetinden sonra da hocasıyla devam ettirdi. Hocasından meşkettiği dinî ve din dışı formdaki eserleri en küçük ayrıntısına kadar hâfızasında koruyarak bu eserlerin gelecek nesillere aktarılmasında sağlam bir köprü vazifesi gördü. Ayrıca Fındıkzâde Taşkasap’ta meşkhâne haline getirilmiş bir kahvehanede Hacı Kirâmi Efendi’den mûsiki meşkeden Konuk, gençlik yıllarında Zekâi Dede’nin talebelerinden M. Suphi Ezgi ve Rauf Yektâ Bey’le de beraber çalıştı.Yazının devamı.