Tuğrul II (1177-1194) Irak Selçuklu Devleti’nin son hükümdarı.

Tuğrul II (1177-1194) Irak Selçuklu Devleti’nin son hükümdarı.

3 Eylül 2019 0 Yazar: admin

564 (1169) yılında doğdu. Sultan Arslanşah b. Tuğrul’un oğludur. Babasının 572’de (1177) ölümüyle Atabeg Muhammed Cihan Pehlivan, Tuğrul’u tahta çıkardı. Sıbt İbnü’l-Cevzî, Cihan Pehlivan’ın halife Müstazî-Biemrillâh’tan Tuğrul’un sultanlığının onaylanmasını ve adına hutbe okutulmasını istediğini, fakat sert bir şekilde reddedildiğini yazarsa da bunun doğruluğu şüphelidir. Halife, Irak Selçukluları’nın komşu devletler üzerindeki hâkimiyetini göz önünde tutarak Cihan Pehlivan’ın isteğini kabul etmek zorunda kaldı, ayrıca Tuğrul’a “Rüknü’d-devle ve’d-dîn kasîmü emîri’l-mü’minîn” lakabını verdi (Muharrem 573/Temmuz 1177). Arslanşah’ın ölümünün ardından Gürcü kralının İslâm ülkesine yürümek amacıyla hazırlık yaptığı ve yeni sultan Tuğrul’un amcası Melik Muhammed’in tahtı ele geçirmek için harekete geçtiğine dair haberler çıkınca Atabeg Cihan Pehlivan süratle Gürcü topraklarına girdi ve hiçbir mukavemetle karşılaşmadı. Gürcüler’le barış yaptıktan sonra İsfahan’a gidip Melik Muhammed’i bozguna uğrattı. Melik Muhammed, Vâsıt taraflarına kaçtı, fakat orada ancak üç gün kalabildi; Bağdat’a gelmesine izin verilmediğinden Fars’a geçerek Salgurlular’dan Atabeg Zengî’ye sığındı. Bunu duyan Cihan Pehlivan Fars’a girdi, ülkeyi yağma ve tahrip etti. Cihan Pehlivan ile tek başına mücadele edemeyeceğini anlayan Zengî, Melik Muhammed’i teslim etmek zorunda kaldı. Sercehan Kalesi’nde zindana atılan Muhammed çok geçmeden orada öldü.

Cihan Pehlivan aynı tavrı Selâhaddîn-i Eyyûbî’ye karşı gösteremedi. Damadı Ahlatşah II. Sökmen’in 579’da (1183) çocuksuz ölmesi üzerine Ahlat’ı ülkesine katmak istediyse de Selâhaddin buna engel oldu. Selâhaddîn-i Eyyûbî, Cihan Pehlivan’dan Kazvin ve Bistâm yörelerindeki Bâtınîler’in varlığına son vermek için geçiş izni talep etti, ancak Pehlivan, Selâhaddin’in idare ettiği yerleri elinden almak istediği vehmine kapılarak rahatsızlandı ve çok geçmeden Rey’de öldü (581/1186). Bu sırada on yedi yaşında olan Tuğrul, Sâve şehrinde bulunuyordu. Emîrler, Nahcıvan’da olan Cihan Pehlivan’ın kardeşi Kızılarslan Osman’ı Hemedan’a çağırdılar. Kızılarslan kalabalık bir orduyla Hemedan’a geldi ve genç sultanın atabegliğini üstlendi.

Atabeg Kızılarslan, muhalif kumandanları bertaraf etmek için Sultan Tuğrul ile Rey’e geldiğinde onların Damgan taraflarına gittiğini öğrendi. İnanç Hatun ile oğulları Kızılarslan’ı karşıladılar ve kaleyi kendisine teslim ettiler. Ardından sultan, kendisini muhafaza altında tutanlardan kurtulup muhalif kumandanların bulunduğu yere gitti; böylece sultanla atabegi arasındaki düşmanlık ortaya çıktı ve aralarında mücadele başladı. Kızılarslan, Tuğrul’u yakalamak için Simnân’a gittiyse de yapılan savaşta yenildi; Rey’e ve daha sonra Hemedan’a döndü. Fakat sultanın gelmekte olduğu haberini duyunca Azerbaycan’a geçti. Kızılarslan, Tuğrul’u tek başına yenemeyeceğini anlamıştı. Bundan dolayı Abbâsî halifesine mektup yazarak yardım istedi ve sultanın kendisi için de sıkıntı doğurabileceğini söyledi. İbnü’l-Esîr, Sultan Tuğrul’un Abbâsî halifesine elçi gönderip Bağdat’ta babalarına ait sarayın tamir edilmesini talep ettiğini, ancak halifenin cevap dahi vermeyip sultanın elçisini geri çevirdiğini, Selçuklu sultanlarına ait sarayın yıkılmasını emrettiğini ve bu emrin yerine getirildiğini, saraydan bir iz daha kalmadığını söyler. Fakat diğer kaynaklarda bu haberi teyit eden bir ifade görülmez. Aynı kaynağa göre Kızılarslan’ın elçisi çok iyi kabul görmüş ve teklifine müsbet cevap verilmiştir. Abbâsî halifeliğine eski gücünü kazandırma amacını taşıyan Halife Nâsır-Lidînillâh, 15.000 kişilik bir orduyu veziri Celâleddin İbn Yûnus kumandasında Kızılarslan’a yardıma gönderdi. Bu ordu Hemedan yakınında Sultan Tuğrul’un askerleriyle karşılaştı. Sultan ordusunun sayıca az olmasına rağmen savaşı kazandı (6 Rebîülevvel 584/5 Mayıs 1188). Savaşın kazanılmasında önemli rolü bulunan Tuğrul elinde topuzla ön safta çarpışmıştı. Zaferin ardından Merâga sahibi Alâeddin Palaspûş, Hûzistan hâkimi Avşar Şümle’nin oğlu Garsüddin ve başkaları Hemedan’a sultanın katına geldiler. Ancak sultan kendisine tahakküm etmek istediklerini söyleyerek Ay-aba ile Öz-aba adlı kumandanları öldürttü. Bu olay üzerine endişeye kapılan Pehlivan’ın oğlu Kutluğ İnanç ile Merâga’nın kuvvetli emîri Alâeddin Sultan, Tuğrul’un hizmetinden ayrıldılar ve onu zayıf duruma düşürdüler. Kızılarslan halifenin gönderdiği ikinci ordu ile Esedâbâd’da buluşarak Hemedan’a geldi. Sultan Muhammed Tapar’ın çocuk yaştaki torunu Sencer Mirza b. Süleyman Şah tahta çıkarıldı (Receb 584/Eylül 1188); adına hutbe okundu ve para kesildi. Halifenin adamları Irak şehirlerinin idaresinin kendilerine devredilmesinde ısrar edince iki tarafın arası açıldı. Kızılarslan Azerbaycan’a gitti, Bağdatlılar ülkelerine, Sultan Tuğrul da Hemedan’a döndü.

Sultan Tuğrul’un bazı emîrleri öldürtmesi aleyhindeki cereyanı daha da güçlendirdi. Kutluğ İnanç bu fırsattan yararlanıp İsfahan’ı zaptedince İsfahan şahnesi Özdemir, Sultan Tuğrul’dan yardım istedi. Özdemir’i öldürten Kutluğ İnanç Azerbaycan’a kaçtı, orada amcası Kızılarslan’ı sultanın üzerine yürümeye ikna etti. Sultan Tuğrul çok az bir kuvvete sahip olduğu için Hemedan’a gelen Kızılarslan’ın önünden çekildi, fakat atabeg arkasını bırakmadı. Sultan hazinesini ve ağırlığını kaybeden sultanın askerinin bir kısmı Kızılarslan tarafına geçti. Sultan maiyetindeki az sayıda adamla Azerbaycan’a gitti ve orada Türkmen beylerinden Kıpçak Bey’in oğlu İzzeddin Hasan’la buluştu; başlarına 10.000 kadar Türkmen toplandı. Bu askerlerle Azerbaycan’daki Uşnu, Urmiye, Hoy ve Selmâs şehirlerini yağmaladılar. Hemedan’a gelen Kızılarslan, Sencer Mirza’yı yeniden tahta çıkardı. Sultan Tuğrul ile İzzeddin Hasan bozgun halinde Hasan Bey’e ait Zap suyuna yakın Kerhânî Kalesi’ne kapandılar. Sultan burada Hasan Bey’in kız kardeşi ile evlendi, ancak bu evlilik ümitsizliğini hafifletmedi. Halifeye çocuk yaştaki oğlu Alparslan’ı göndererek ordusuna mukavemet ettiği için bağışlanmasını diledi (7 Muharrem 586/14 Şubat 1190). Halife Nâsır-Lidînillâh, Alparslan’a hil‘at giydirip boynuna altın gerdanlık taktıysa da onu rehine olarak Bağdat’ta alıkoydu ve Sultan Tuğrul için hiçbir şey yapmadı. Yazının devamı.