Mervaniler (983-1085) Diyarbakır, Mardin, Siirt, Hısn Keyf, Maden, Cizre’yi içine alan ve yaklaşık bir asır hüküm süren bir devlettir.

Mervaniler (983-1085) Diyarbakır, Mardin, Siirt, Hısn Keyf, Maden, Cizre’yi içine alan ve yaklaşık bir asır hüküm süren bir devlettir.

10 Eylül 2019 0 Yazar: admin

Mervanoğulları, Meyyafarikin merkezli olmak üzere, Diyar-ı Bekr Bölgesi’nde Amid, Erzen, Ahlat, Mardin, Hısn Keyf, Dunaysır, Maden, Atak, Ergani, Cizre’yi içine alan ve yaklaşık bir asır hüküm süren bir devlettir.

İslamiyet’ten önce, bu bölgede Araplardan Bekr b. Vail kabilesi yerleşmiş ve sonrasında bölge bu isimle anılır olmuştur. İslam’ın gelmesinden sonra ise, Diyar-ı Bekr Bölgesi’nde Bekr Kabilesi’ne mensup yeni boylar ortaya çıkmıştır. Bunlardan bir kısmı VIII. yy’da Şeybaniler, IX. ve X. yy’da Hamdaniler ve Büveyhiler sonrasında da Humeydiye Kürtlerine mensup Mervaniler bölgeye yerleşmişlerdir.

Mervanoğulları, Sünni bir Müslüman olan Bad’ın Silvan merkez olmak üzere bölgede Şii Büveyhoğulları’na karşı isyan etmesiyle oluşmaya başlamıştır. Bad’ın ölümünden sonra kız kardeşinin oğlu Ebu Ali Hasan b. Mervan tarafından 990 yılında devletin temeli atıldı. Bu sırada devletin başkenti olarak da Meyyafarikin (Silvan) seçildi. Merkezi Bağdat olan Şii Büveyhoğulları Mervanileri rahatsız ediyordu.

Tüm Diyarbakır, Nusaybin, cezire yöresini kontrol altına almışlardır.

Doğu roma imparatorluğu (Bizans), Büyük Selçuklu Devleti ve Atlantik Okyanusundan kızıl Deniz’e kadar tüm kuzey Afrikaya hükmeden Şia Fatimi halifeliği arasındaki çatışmaların yol açtığı denge ortamında Mervani devleti bir asra kadar yaşamıştır. Devletin coğrafi konumu gereği, ticaret yolları üzerinde olduğu için zenginleşmiştir.

Mervaniler Sünni olduğundan Abbasi halifeliğinin Diyarbekir sınırlarında Bizans’a karşı gaza fikrini yaşatıyordu. Bu sebeple Mervanoğulları, 100 yıla yakın bu topraklarda Sünni İslam’ın temsilciliğini yaparak bölgedeki hacri tehlikesine karşı siper olmuşlardır.

Bu dönemde bölge, başta Meyyafarikin ve Amid olmak üzere, bayındırlık ve kalkınma hareketlerine sahne olmuştur. Sanat ve kültürel alanda birçok yenilik gerçekleşmiştir. Halk bolluk ve düzen içinde rahat bir hayat sürmüştür. Birçok bilim ve sanat adamı bölgede toplanmıştır.

Gerek askeri gerek siyasi ve gerekse kültürel alanda devletin en parlak dönemi, Nasruddevle dönemi olmuştur. Mervanoğulları bu dönemde Silvan ve Diyarbakır kültür merkezi haline getirilmiş ve kendi adlarına para basmışlardır. Değerli bilim adamları yetişmiştir. Nasruddevle dönemi, yönetim açısından ideal bir şekilde geçmiştir. Komşu Müslüman devletlere yardımda bulunulmuştur. Hem askeri hem siyasi hem de kültürel anlamda devletin en parlak ve en uzun dönemi olmuştur. Bölgeye rahatsızlık veren Şii, Rum, ve Ermenilere karşı, Selçuklular bölgeye gelene kadar Mervaniler siper olmuşlardır.

Bu dönemde bölgede Sünni İslam, özellikle Şafii mezhebi yaygın hale gelmiştir.

Nasrüddevle, Şii Büveyhoğullarına karşı Sünni İslamlığın temsilciliğine işaret olarak, bastırmış oldukları gümüş paraların üzerine Hz. Muhuhammed’in ismini yazdırmışlardır.

Selçuklu ve Artuklu sanatının bu yöredeki temelleri bu dönmede atılmıştır. Nasruddevle döneminde kültürel ve edebi çalışmalara da çok önem verilmiştir. İbnül erzak nasruddevle için her ülkenin şairleri tarafından övülmüş bir hükümdar olduğunu söylemektedir. Ona sığınan şairler himaye edilmiş ve onlara değer verilmiştir. Bu nedenle ElDela, Tihami, Ebur’-rıza bin Tarif, ibn Sevdavi, ibn kadiri ve sima nel hataci gibi şairler ondan övgüyle bahsederler.

Bizanslıların Türklerle yapacakları görüşmelerde Mervanoğulları arabuluculuk görevini üstlenmişlerdir.

Anadolu’da var olma mücadelesi sayılan Malazgirt savaşı sırasında Selçukluların en büyük destekçileri yine bu yörenin halkı olmuştur.

Mervani iktidarı Selçuklu sultanı Melikşah tarafından 1085’te yıkılmıştır. Tutuş döneminde, 1096 da bölge tamamıyla Selçuklu yönetimine girmiştir. Kaynak Yazı.