Ali el-Hâdî (829-868) on iki imamın onuncusu.

Ali el-Hâdî (829-868) on iki imamın onuncusu.

20 Eylül 2019 0 Yazar: admin

Ebü’l-Hasen Alî b. Muhammed el-Cevâd b. Alî er-Rızâ el-Hüseynî el-Askerî

Medine’nin 3 mil uzağında bulunan ve Mûsâ b. Ca‘fer tarafından kurulan Sureyyâ (صريّا) köyünde 214 (829) yılında doğdu. Babası Muhammed el-Cevâd et-Takī, annesi Semâne veya Sûsen adında Mağribli bir câriyedir. Annesinin Halife Me’mûn’un kızı Ümmü’l-Fazl olduğu da rivayet edilir. Künyesi Ebü’l-Hasan, en meşhur lakapları Hâdî ve Nakī’dir. Bunlardan başka Nâsih, Fettâh, Emîn, Murtazâ lakaplarıyla da anılır. Bağdat yakınlarındaki Sâmerrâ şehrinin Asker mahallesinde oturduğu için Askerî nisbesini almıştır. Sâmerrâ’da altı yıl birlikte yaşadığı babası ölünce yaşının küçüklüğüne rağmen İs̱nâʿaşeriyye Şîası tarafından imam kabul edildi. Küçük bir grup ise kardeşi Mûsâ’yı imam olarak tanıdı. Avfî, Deylemî, Muhammed b. İsmâil es-Saymerî gibi şairler kendisini öven şiirler yazdılar. Hasan el-Askerî, Hüseyin, Muhammed, Ca‘fer, Âişe (veya Aliyye) adlarında dört oğlu ve bir kızı olan Ali el-Hâdî’nin soyu sekizinci kuşakta Hz. Fâtıma ve Hz. Ali’ye ulaşır. Kendisinden sonra ise Hasan ve Ca‘fer’le devam eder. Ca‘fer, kardeşi Hasan el-Askerî’nin vefatından sonra imamlık iddiasında bulunduğu için Şiîler arasında Ca‘fer el-Kezzâb diye tanınır. Aynı zamanda bir fıkıh âlimi olan Ali el-Hâdî, Halife Vâsiḳ ve Mu‘tasım devirlerinde Medine’de ömrünü zühd ve takvâ içinde ilimle uğraşarak, Kur’an, hadis, akaid ve fıkıh dersleri okutarak geçirmiştir. Ancak Mütevekkil döneminde birkaç defa halifeye şikâyet edildi. Medine Valisi Abdullah b. Muhammed de evinde silâh, devrin yöneticileri tarafından mahzurlu görülen bir kitap ve taraftarlarına ait eşya bulundurmakla suçlayarak onu halifeye ihbar etti. Ali, halifeye kendisini savunan bir mektup yazdı. Bunun üzerine Mütevekkil Ali’ye inanarak valiyi değiştirdi. Fakat sonraları Şiîler’in halifeye hücum hazırlığı içinde bulundukları haberi gelince, Mütevekkil, Ali’yi Bağdat’a getirmek üzere Yahyâ b. Herseme’yi Medine’ye gönderdi. Halifenin emriyle gelen Türk asıllı görevliler, onu tek başına kıbleye yönelmiş olarak Kur’an’daki va‘d ve vaîd âyetlerini okurken buldular ve alıp Sâmerrâ’ya götürdüler (848).

Hayatının geri kalan kısmını burada gözetim altında geçiren Ali el-Hâdî, bununla birlikte şehir içinde serbest dolaşıp üst seviyedeki kimselerle görüşebiliyor, halifeden yardım görüyor ve taraftarlarıyla temas kurabiliyordu. Sâmerrâ’da ölen Ali el-Hâdî ikamet ettiği eve defnedildi. Şiîler onun, Halife Mu‘tez veya Mu‘temid tarafından zehirlendiğini iddia ederler ve genç yaşta ölmesini buna delil gösterirler.Yazının devamı.