Itrî (1640-1712)  Büyük Türk Bestekârı, Hattat, Şâir

Itrî (1640-1712) Büyük Türk Bestekârı, Hattat, Şâir

11 Ekim 2019 0 Yazar: admin

Itrî 1640 – 1712

Büyük Türk Bestekârı, Hattat, Şâir 

Hayatı

Büyük Türk bestekârı Itrî, 1640-1712 yılları arasında yaşamıştır. Asıl adı Mustafa’dır. İstanbul’un Yaylak semtinde doğmuş, 50 yaşına kadar sarayda kalmış ve İstanbul’da vefât etmiştir. Türk ve dünyâ müzik târîhinin şüphesiz en büyük sanatkârlarındandır. Bini aşkın eser bestelemiş ancak bunların 40 kadarı günümüze ulaşabilmiştir. Eski bestekâr tezkîrelerinde, Itrî’den bahsedilirken, “binden ziyâde” eseri olduğu belirtiliyor. Beş pâdişâh görmüşse de asıl, Sultân Dördüncü Mehmed devri sanatkârıdır. Kaynaklarda Dördüncü Mehmed’in onu sık sık saraya davet ederek bestelediği eserleri bizzat kendisinden dinlediği kaydedilmektedir. Hükümdarın huzurunda icra edilen küme fasıllarına hânende olarak katılan Itrî, bu dönemde kendi isteği üzerine esirciler kethüdâlığı ile görevlendirildi. Onun bu görevi, esirler arasındaki kabiliyetli ve güzel sesli gençleri bulup yetiştirmek ve geldikleri ülkelerin mûsikisi hakkında bilgi edinmek amacıyla istediği rivâyet edilmektedir. Mevlevî Âyînleri’nin başında okunan ve okunması artık bir gelenek hâline gelen rast nât ona âittir. Asırlardır bütün İslâm dünyâsında okunan segâh salât ve tekbîr de yine Itrî’ye atfedilir. Sözlü eserleri başta “nevâ kâr” olmak üzere müzik dünyâsının şâheserleri arasındadır. İki büyük üstâddan ders aldığı rivâyet edilir; Hâfız Post ve Kasımpaşalı Koca Osman. Itrî’nin aynı zamânda kuvvetli bir şâir olduğu bilinmektedir. Nitekim kaynaklarda kayıp bir divânı olduğu rivâyet edilmektedir. Itrî’nin bazı eserlerinin güftelerini yazdığı da görülmektedir. Nühüft tevşîhinde, “Sâyesi düşmez yere bir böyle nahl-i Tûrsun” bu türden bestelerindendir. Bazı kaynaklar Itrî’nin hat sanatıyla da meşgûl olduğundan ve bir talîk yazı ustası olduğundan da söz edilmektedir. Buhûrizâde Mustafa Efendi (Itrî)’nin karşısına defnedildiği rivâyet edilmekteyse de bu konuda kesin bilgi bulunmamaktadır.

Yenikapı Mevlevîhânesi Şeyhi Câmî Ahmed Dede zamanında Mevlevîlik Tarikatına intisab ettiği söylenen Itrî’nin burada ney meşk ettiği belirtilmektedir. Ayrıca şiirlerinde Itrî ve Buhûrizâde mahlaslarını kullanmıştır.

Tespit edilebilmiş eserleri şunlardır;

Nevâ Kâr / Gülbün-i îyş mîdemed sâkî-i gül-izâr kû

Nevâ Murabbâ Beste / Piyâleler ki o ruhsâr-ı âle ter getürür

Isfahân Murabbâ Beste / Gel ey nesîm-i sabâ kûy-i yârdan ne haber

Isfahân Ağır Semâî / Yâ Rab kime feryâd edeyim yârın elinden

Bûselik Murabbâ Beste / Her gördüğü perîye gönül mübtelâ olur

Hisâr Murbbâ Beste / Câm lâ’lindir senin âyîne rûy-i enverin

Hisâr Ağır Semâî (1) / Dil-i pür-ızdırâbım mevce-i seyl-âbdır sensiz

Acemaşirân Yürük Semâî / Bileydi dil gibi dilber gam-ı cihân nicedir

Dügâh Murabbâ Beste / Gedâyız bâya baş eğmez dil-i âgâhımız vardır

Beyâti Murabbâ Beste / Muhabbetin dilimi dâğ-dâr eder bir gün

Hisâr Ağır Semâî (2) / Sanman ki mugân zâhide peymâne sunarlar

Bestenigâr Murabbâ Beste / Gamzen ki ola sâkî-i çeşm-i siyeh-i mest

Rahatü’lervâh Murabbâ Beste / Unutturur gamı ol kâmrânı söyletsek

Segâh Ağır Semâî / Der-mevc-i perîşâni-i mâ fâsılâî nist

Segâh Yürük Semâî / Tûti-î mû’cîze-gûyem ne desem lâf değil

Irak Ağır Semâî / Nev-rûz erişti bağa şerâb istemez misin

Rast Peşrevi

Pençgâh Murabbâ Beste / Pây-i yâre düşmeye ağyardan nevbet mi var?

Pençgâh Murabbâ / Hem-sohbet-i dildâr ile mesrûr idik evvel

Rast Ağır Semâî / Ne bülbülüz ne giriftâr-ı reng ü bû oluruz

Mâhur Murabbâ Beste / Bu ne leb dürür ne ağız ne güzel gülüş dürür bu

Mâhur Ağır Semâî / Cihânı lâ’l-gûn eden sirişk-i ergûvânımdır

Nikrîz Murabbâ Beste / Cânı kullâb-ı ser-i zülfün çeker senden yana

Nühüft Ağır Semâî / Mecbûr-ı aşkı olduğumu her gören bilir

Nühüft Saz Semâîsi

Segâh Tekbîr

Segâh Salât

Dilkeşhaverân Salâ

Nühüft Tevşih / Sâyesi düşmez yere bir böyle nahl-i Tûr’sun

Rehâvî Tevşih / Mefâtîhü’l-Hudâ oldu hilâlin yâ Resûlallah

Rast Tevşih / Çün doğup tuttu cihân yüzünü hüsnün güneşi

Pençgâh Tevşih / N’ola tâcım gibi başımda götürsem da’im

Rast Nât-ı Şerif

Segâh Âyin-i Şerif

Kaynak yazının devamı.