Savaşlar

Nihâvend Savaşı (642) Müslümanlarla Sâsânî ordusu arasında cereyan eden ve müslümanların zaferiyle sonuçlanan savaş

Nihâvend, İslâm tarihinde Hz. Ömer döneminde 21 (642) yılında müslümanlarla Sâsânî ordusu arasında cereyan eden ve müslümanların zaferiyle sonuçlanan savaş .

ran’ın batısında Hemedan şehrinin 60 km. kadar güneyinde Gâmâsâb (Gâmesiyâb) suyunun bir kolu üzerinde denizden 1790 m. yüksekte kurulmuştur. İran’ın batısındaki Kirmanşah’ı, ülkenin merkezî kesimindeki İsfahan’a bağlayan yol üzerinde bulunması şehrin önemini arttırır. Tarihi antik çağlara kadar inen şehir Sâsânîler devrinde önemli bir merkez halini almış ve yönetimi Kārin ailesine verilmiştir. Bu dönemde şehirde bir âteşkede bulunduğu belirtilmektedir. Ortaçağ kaynaklarında Cibâl bölgesine bağlı bir yerleşim yeri olarak zikredilen Nihâvend’in polo oyunu sopalarının imal edildiği söğüt ağaçları, tabutlara güzel kokması için konulan kamışları, mektuplar için bal mumu gibi kullanılan siyah kili ve safranının bolluğu ile bilindiği kaydedilir (İbnü’l-Fakīh, s. 259-260; İstahrî, s. 199-200; Yâkūt, V, 362). Nihâvend’in suları ile bağ, bahçe ve bostanlarının bolluğuna dikkat çeken İstahrî burada biri eski iki caminin bulunduğunu yazar (Mesâlik, s. 199).

Nihâvend, İslâm tarihinde Hz. Ömer döneminde 21 (642) yılında müslümanlarla Sâsânî ordusu arasında cereyan eden ve müslümanların zaferiyle sonuçlanan savaş dolayısıyla meşhur olmuştur. Sâsânî Hükümdarı Kisrâ III. Yezdicerd, Kādisiye Savaşı’nda (15/636) İslâm ordusu karşısında ağır bir yenilgiye uğramış, ertesi yıl başşehir Medâin’in müslümanların eline geçmesine engel olamamış, Celûlâ Savaşı’ndan (16/637) sonra Cerîr b. Abdullah el-Becelî’nin Hulvân’a yürümesi üzerine İsfahan’a kaçmıştı (19/640). Bu gelişmelerin ardından Rey, Kūmis, İsfahan, Hemedan ve Mâh halkları, müslümanları ülkelerinden çıkarmak amacıyla III. Yezdicerd’in öncülüğünde Nihâvend’de toplandılar (20/641). III. Yezdicerd, büyük çabalarla topladığı ordunun başına Fîrûzân’ı (veya Zü’l-Hâcibeyn Merdânşah b. Hürmüz) kumandan tayin etti. Sâsânî ordusunun mevcudu hakkında 60-150.000 arasında değişen rakamlar verilmekte, ayrıca çok sayıda file sahip oldukları kaydedilmektedir.

Sâsânîler’in hazırlıklarını Kûfe Valisi Sa‘d b. Ebû Vakkās’tan haber alan Hz. Ömer, Kûfe ve Basralılar’dan oluşan birlikleri Nihâvend’e gönderdi. Ayrıca bu orduyu içlerinde Mugīre b. Şu‘be’nin de bulunduğu askerlerle Medine’den takviye etti, Ahvaz’da bulunan askerleri de buraya yolladı. Ordunun kumandanlığına Kesker Valisi Nu‘mân b. Mukarrin tayin edildi. Kaynaklarda İslâm ordusunda bulunan askerlerin sayısının 30.000 olduğu kaydedilir. Aralarında Huzeyfe b. Yemân, Cerîr b. Abdullah, Mugīre b. Şu‘be, Eş‘as b. Kays, Abdullah b. Ömer, Ka‘kā‘ b. Amr, Amr b. Ma‘dîkerib, Tuleyha b. Huveylid, Kays b. Mekşûh gibi ünlü kişilerin de bulunduğu İslâm ordusu Nihâvend’e 3 fersah uzaklıktaki İsfîzehân’da konakladı. Tuleyha b. Huveylid savaştan önce Nihâvend’e giderek bölgeyi inceledi. Nu‘mân b. Mukarrin öncü birliklerin başına kardeşi Nuaym’ı, sağ ve sol kanatlara Huzeyfe b. Yemân ve diğer kardeşi Süveyd’i, kılıçlı askerlerin başına Ka‘kā‘ b. Amr’ı, artçıların başına da Mücâşi‘ b. Mes‘ûd’u tayin etti. Nu‘mân b. Mukarrin geri çekilme ve kaçma taktiği uygulayarak Sâsânî ordusunun siperlerden çıkmasını sağladı. Üç gün süren savaşın son gününde Nu‘mân b. Mukarrin şehid düştü; kumandanlığı Hz. Ömer’in daha önce emrettiği gibi Huzeyfe b. Yemân üstlendi. Savaş neticesinde Sâsânî ordusu tamamen dağıldı. Zaferden sonra Nihâvend’i kuşatan müslümanlar eman karşılığında kapıları açılan şehre kolayca girdiler (21/642). Nihâvend merzübânı, Huzeyfe b. Yemân ile her yıl belli miktarda vergi vermek üzere anlaşma yaptı. Nihâvend savaşı İslâm tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Sâsânîler mağlûbiyetin ardından bir daha toparlanamadılar. Nihâvend zaferi Dînever, Hemedan ve İsfahan gibi bölgede bulunan Sâsânîler’e ait birçok şehrin fethine zemin hazırladı. Bu sebeple Nihâvend zaferine “fethu’l-fütûh” adı verilmiştir. Muâviye b. Ebû Süfyan döneminde Nihâvend gelirleri Basralılar’a tahsis edildi ve şehir Mâhulbasra diye anılmaya başlandı (Belâzürî, s. 439). Nihâvend’in adı bundan sonra kaynaklarda önemlileri aşağıda sıralanacak çeşitli olaylar sebebiyle zikredilmektedir. Abbâsîler’in kuruluşunda önemli rol oynayan kumandanlardan Kahtabe b. Şebîb karşısında yenilgiye uğrayan Emevî ordusundan geride kalan askerler Nihâvend’de toplandı. Şehirde Suriyeli askerlerin yanı sıra Abbâsîler’e muhalif Horasanlı askerler de bulunuyordu. Nihâvend bir süre Kahtabe’nin oğlu Hasan tarafından kuşatıldıktan sonra Kahtabe de buraya ulaştı. Kahtabe, şehri savunan Mâlik b. Edhem el-Bâhilî ile anlaşıp Suriyeliler’e eman verdikten sonra Horasanlılar’ı kılıçtan geçirdi (131/749). Dînever ve Hemedan gibi şehirleri alıp Dînever merkezli bir devlet kuran Hasanveyh b. Hüseyin el-Berzîkānî 348 (959) yılında Nihâvend’e hâkim oldu. Şehir elli yıldan fazla Hasanveyhîler’in hâkimiyetinde kaldı. 418’de (1027) Deylem reisi Ali b. İmrân ve müttefiklerine karşı Nihâvend’de büyük bir zafer kazanan Kâkûyîler’in kurucusu Alâüddevle Muhammed b. Rüstem’in ölümünden (433/1041) sonra İsfahan tahtına büyük oğlu Zahîrüddin Ebû Mansûr Ferâmurz geçince ortanca oğlu Ebû Kâlîcâr Gerşâsb kardeşi Ferâmurz’a bağlı olarak Nihâvend’de yönetimi eline aldı. Büyük Selçuklu Veziri Nizâmülmülk, Nihâvend yakınlarındaki Sehne adlı köyde bir bâtınî fedaisi tarafından öldürüldü. Muhammed Tapar’ın Bağdat’tan ayrılması üzerine Nihâvend istikametinde onu takibe çıkan kardeşi Berkyaruk Rûzrâver’de ona yetişti ve burada iki taraf arasında bir antlaşma imzalandı. 499 (1105-1106) yılında Selçuklu ailesinden Mengü Bars b. Böri Bars İsfahan’dan gelip Nihâvend’e hâkim oldu ve adına hutbe okuttu. Mengü Bars Sultan Muhammed Tapar’ın girişimleriyle yakalanıp İsfahan’a götürüldü ve hapsedildi. Aynı yıl Nihâvend’de peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkıp etrafına çok sayıda taraftar toplayan bir kişi burada öldürüldü. XII. yüzyılın ortalarında İldenizliler’in hâkimiyeti altına giren şehir, Şemseddin İldeniz’in ölümünü (571/1175) fırsat bilen Hûzistan hâkimi Muhammed Afşar Şümle (Aydoğdu) tarafından ele geçirildi. Ancak Nusretüddin Cihan Pehlivan, Muhammed Afşar’ı kısa bir süre sonra bertaraf etti.Kaynak yazının devamı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir