Savaşlar

Puvatya savaşı (732) İslam ordusuyla Frank kuvvetleri arasında Fransa’da meydana gelen son derece önemli bir savaştır.

Puvatya savaşı 732 yılında Abdurrahman el-Gâfikî kumandasındaki İslam ordusuyla Şarl Martel (Charles Martel) emrindeki Frank kuvvetleri arasında Fransa’da Poitiers (Puvatya) yakınlarında meydana gelen, hem İslâm tarihi hem de Avrupa tarihi açısından son derece önemli bir savaştır.

Poitiers İslâm ile Hıristiyanlık, Doğu ile Batı arasındaki çetin karşılaşmanın mekânıdır. Müslümanlar, Hz. Peygamber’in vefatından sonra, kısa sürede Pers İmparatorluğuna son vermiş, Bizans İmparatorluğunun topraklarının büyük bir kısmana hâkim olmuşlardı. Şam’dan Fas’a, oradan İspanya’ya geçen İslâm orduları Fransa’nın kalbine ulaşmışlardı. İşte bu aşamada dünya tarihinin en önemli hadiselerinden bir olarak kabul gören büyük karşılaşma Poitiers’de gerçekleşti.

Puvatya Savaşı’na geçmeden bu savaş öncesi bölgenin ve Fransa’nın yapısı, ayrıca İslâmiyet’in Fransa’ya girişi hakkında bazı bilgilerin verilmesi konu bütünlüğü bağlamında uygun olacaktır.

Batı Avrupa ülkelerinden Fransa, Galya-Roma hâkimiyetinde kalmış, milâttan sonra II. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlığın Avrupa kıtasındaki en önemli yayılma alanlarından birini teşkil etmiştir. V. yüzyılın ortalarında Attila kumandasındaki Hun ordusunun akınlarına uğradıktan sonra yüzyılın sonlarına doğru Frankların hâkimiyetine girmiş ve ülkede sırasıyla Merovenj, Karolenj, Capet ve Valois hanedanları yönetiminde kalmıştır.

Bilindiği gibi Roma İmparatorluğu Akdeniz havzasında büyük etkiler bırakmıştır. Dolayısıyla o devirde birçok Hıristiyan için Roma İmparatorluğunun sonu, Hz. İsa’nın ikinci gelişiyle, yani bizzat kıyamet günüyle eşanlamlı hale gelmiştir. Bu bakımdan İmparatorluğun zayıflığından yararlanmak isteyen barbar kavimler imparatorluğun yıkılışını hızlandıran akınlar düzenlemişlerdir. Öte yandan Avrupa medeniyetinin temeli olan ve “Hıristiyan âlemi” denilen şeye hayat veren karşılıklı etkileşim bu süreçte atılmıştır. Ayrıca o dönemin anlayışına göre; İmparatorluk “uygar”dır; yani düzenli bir yönetimi vardır; Barbarlar ise, adı üstünde uygarlaşmamıştır.

Roma dünyasıyla Romalı olmayan dünya arasındaki fark son derece katıydı. Bütün bunlara rağmen, Roma İmparatorluğunun gerilemesi ve yıkılmasını etkileyen süreçleri kısaca şöyle sıralayabiliriz; Birincisi, Barbar halkların Asya’dan batıya, Avrupa içlerine doğru sürekli ilerleyişleri, ikincisi, Roma dünyasının Batı ve
Doğu yarıları arasında büyüyen ayrım, üçüncüsü, Pagan topluluklara yönelen Hıristiyanlık. Bu üç süreç, daha sonra “Karanlık Çağlar” olarak anılacak dönemlere hâkim olmuştur. Ancak günümüz okuyucusu için, “Karanlık Çağlar”a yaklaşımları hem klasik eğitimlerini hem de dinsel inançlarını kuvvetle yansıtan Avrupalı tarihçilerin Roma-merkezli ve Hıristiyan yanlısı anlayışlarıyla ilgili bir temel sorundur. Dördüncü süreç olan İslâmiyet’in doğuşu ise, VII. yüzyılda Arabistan’dan çıkmış, güney ve doğu sınırlarını hızla oluşturmuş ve diğer üçüyle etkileşime girmiştir. Puvatya Savaşı (Yazının devamı)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir