Hükümdarlar

Herakleios Bizans imparatoru (610-641).

Herakleios Bizans imparatoru (610-641).

575’te doğdu. Kartaca Valisi (eksarkhos) Herakleios’un oğludur; babasıyla aynı adı taşır. İmparator Phokas’ın (602-610) tedhiş rejimine karşı ayaklanan Herakleios, Mısır eyaleti de kendisine katılınca oğlu Herakleios’u Kuzey Afrika birliklerinden oluşan bir filonun başında İstanbul üzerine gönderdi. 3 Ekim 610’da İstanbul’a ulaşan Herakleios, patrik Sergios ve Yeşiller Partisi’nin desteğiyle halk tarafından sevinç gösterileriyle karşılandı ve kurtarıcı olarak selâmlandı. İki gün sonra da patriğin elinden imparatorluk tacını giyerek Bizans tahtına çıktı. Phokas idam edildi. Hipodrom’da bulunan heykeli yıkılıp hâtırası lânetlendi.

Herakleios idareyi ele aldığı sırada devlet ekonomik açıdan çökmüştü; hazine bomboştu. Para olmadığı için ücretli asker toplamaya dayanan ordu sistemi de işlemiyordu. Batıda Slavlar ve Avarlar devletin Balkan eyaletlerine girmişler, her tarafı yağmalıyorlardı. Sâsânîler, Anadolu içlerine kadar uzanan akınlarla doğu eyaletlerine saldırıya geçmişti. Herakleios, ilk yıllarda Sâsânîler’in imparatorluk topraklarını istilâsını önleyemedi. 613’te İrmîniye ve Suriye’ye girerek Dımaşk’ı işgal eden Sâsânîler, ertesi yıl Kudüs’ü zaptederek burada günlerce katliam yaptılar ve Mukaddes Mezar Kilisesi’ni yakarak Îsâ’nın gerildiği kabul edilen kutsal haçı alıp Medâin’e (Ktesiphon) götürdüler. 615 yılında Anadolu’ya yeniden Sâsânî akınları başladı. Sâsânîler 619’da Mısır’ı da işgal ettiler. Bu arada Yunanistan ve Pelopones’e, hatta Adalar’a kadar uzayan Slav-Avar akınları sonunda Makedonya, Tesalya ve Trakya eyaletleri tamamen tahrip edildi. Birkaç büyük şehir dışında Balkanlar’daki Bizans hâkimiyeti çöktü. Bu gelişmeler üzerine Herakleios başşehri Kartaca’ya nakletmeyi düşündüyse de patrik Sergios ve İstanbul halkının karşı çıkması üzerine bundan vazgeçti.

Askerî ve idarî düzende yaptığı köklü değişikliklerle devleti içine düştüğü bu zor durumdan kurtarmaya çalışan Herakleios, batıda Kartaca ve Ravenna eksarkhlıklarında tatbik edilen askerî idare sistemini doğuda uygulama alanına koydu. Anadolu’da elde kalan araziye “thema” adı verilen askerî gruplar yerleştirilerek bunların başında bulunan kumandanlara (strategos) bulundukları bölgelerin idaresi verildi. Böylece Anadolu’da Opsikion, Armeniakon, Anatolikon ve Kibyrraioton themaları teşekkül etti. Themalar idaresinin en belirgin özelliği bu bölgelere yerleştirilen askerlere toprak verilmesiydi. Bu topraklar askerî mükellefiyetler mukabilinde babadan oğula da kalabiliyordu. Bunun yanı sıra yerli köylü-halk da askerlik yükümlülüğü karşılığında askerî araziye sahip olabilmekteydi. Bu sistem kuvvetli bir yerli ordunun kurulmasına temel teşkil etti. Devlet, ücretli asker arama sıkıntısından kurtulduğu gibi bunlara ödemek zorunda kaldığı parayı da tasarruf etme imkânına kavuştu. Ayrıca bu sistem küçük arazi sahipliği müessesesinin kuvvetlenmesini sağladı. Herakleios’un yaptığı askerî reformlar sonraki yıllarda daha da gelişti ve Bizans imparatorluk gücünün temel direği oldu.

Herakleios, saldırılarını İstanbul surları önüne kadar ilerleten Avar kağanı ile 619’da bir barış antlaşması yaptı. Böylece Bizans askerî birliklerinin Avrupa’dan Anadolu’ya geçirilmesi ve Sâsânîler’e karşı savaşa girilmesi mümkün oldu. Kilise bütün maddî imkânlarını imparatorun hizmetine verdi. 5 Nisan 622’de yapılan büyük dinî törenden sonra başşehirden ayrılan Herakleios, önce Anadolu toprakları ile İrmîniye bölgesini Sâsânî işgalinden kurtardı. Savaşlar büyük bir dinî heyecan içinde yapıldı. Savaşa giden askerler, yürüyüş sırasında ordunun önünde Îsâ’nın tasvirini taşıyorlardı. Bu sebeple İmparator Herakleios sonraki nesiller tarafından “ilk haçlı” olarak kabul edilmiştir.

Avar kağanının tehditlerini yeniden arttırması üzerine İstanbul’a dönen Herakleios, ödenmekte olan haracın miktarını yükseltmek suretiyle onunla barışı sağladı ve böylece Sâsânîler’e karşı savaşa devam etme imkânını buldu (623). İrmîniye bölgesinden hücuma geçen imparator, Dvin ile birçok şehri zaptettikten sonra Sâsânîler’in kutsal şehri Gence’yi ele geçirdi. İran Hükümdarı II. Hüsrev Pervîz şehirden kaçtı. Bizanslılar, Kudüs’ün yağmalanmasına karşılık olarak buradaki kutsal Zerdüşt mâbedini tahrip ettiler. Herakleios, 624 yılında hıristiyan Kafkas kabileleriyle ordusunu takviye etmesine rağmen savaştan kesin bir sonuç alamadı. 626’da tekrar hücuma geçen Sâsânîler Anadolu’yu aşıp İstanbul’un karşısında Khalkedon’a (Kadıköy) kadar ilerlediler. Avar kağanı da büyük bir orduyla gelip şehri karadan ve denizden kuşattı. Başşehrin tehlikeye düştüğü bu sırada Herakleios doğu sınırında mücadele etmekteydi. İstanbul’un tecrübeli muhafız kuvvetleri bütün saldırıları bertaraf ederken patrik Sergios düzenlediği dinî törenlerle halkın moralini yüksek tutmaya çalıştı. 10 Ağustos’ta kazanılan deniz savaşından sonra karada da başarı elde edilince Avar ordusu geri çekildi. Avarlar’ın yenilgisi üzerine Sâsânî Kumandanı Şehrbârâz da birlikleriyle Suriye’ye döndü. Bu esnada Herakleios’un kardeşi Theodoros, Şâhin adlı bir kumandanın idaresindeki başka bir Sâsânî ordusunu bozguna uğrattı. Herakleios, 626-627’de ordusuyla Lazika’da bulunduğu sırada önceleri hıristiyan Kafkas kabileleriyle yaptığı gibi bu defa da Hazar Türkleri ile ittifak kurdu. Bu ittifakla gelen dostluk Bizans diplomasisinde etkili ve kalıcı oldu. Sâsânîler’in ana ordusunu 627 yılı sonunda Ninevâ’da (Ninova) kesin yenilgiye uğratan Herakleios Ocak 628’de II. Hüsrev’in sığındığı Destgird’e girdi. Kısa bir müddet sonra II. Hüsrev tahtından indirilip öldürüldü. Yerine geçen oğlu Şîrûye Herakleios ile barış yaptı. Sâsânîler, 591 yılında Bizanslılar’la yapılmış olan sınır antlaşmasına uyarak İrmîniye, Roma Mezopotamyası, Suriye, Filistin ve Mısır’ı Bizans’a iade etmeyi kabul ettiler. Bu zaferden sonra İstanbul’a dönen Herakleios patrik, din adamları, senato ve halk tarafından törenlerle karşılandı.Yazının devamı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir