Devletler

Yemen (Kuzey Yemen 1918), (Güney Yemen 1967) (Birleşme 1990)

Tarihçe
• Kuzey Yemen Osmanlı Devleti‘nden bağımsızlığı
1 Kasım 1918
• Güney Yemen Birleşik Krallık‘tan bağımsızlığı
30 Kasım 1967
22 Mayıs 1990

Yemen’de Osmanlı hâkimiyeti Mondros Mütarekesi’nin ardından fiilen sona erdi ve Osmanlı askerî-sivil bürokrasisi Hudeyde’de İngilizler’e teslim oldu. Lozan Antlaşması’yla da Yemen Osmanlı toprağı olmaktan çıktı. Osmanlılar’ın çekilmesi üzerine Yemen, Aden bölgesindeki İngiliz himaye bölgesi, San‘a ve çevresinde Zeydî Emirliği, Asîr ve Tihâme bölgelerinde hüküm süren Muhammed b. Ali el-İdrîsî ve diğer kabile şeyhleri arasında bölünmüştü. Aden himaye bölgesinin sınır problemini çözmek isteyen İngilizler, Hudeyde’yi işgal ettilerse de daha sonra burayı ve Tihâme sahilini İdrîsîler’e bıraktılar. Böylece İngiliz himaye bölgesi hariç Yemen sahil ve dağlık bölge olarak İdrîsîler ve Zeydîler arasında ikiye bölündü. Yemen Zeydîleri’nin seksen yedinci imamı Yahyâ (Mütevekkil-Alellah Yahyâ Hamîdüddin) 1904-1918 yılları arasında Yemen’in siyasetinde önemli rol oynadı. Yemen’de Osmanlı idaresinin sona ermesinin ardından bağımsız Yemen Zeydî Emirliği’ni kurarak ilk hükümdarlığını üstlendi. Yemen Zeydî Emirliği daha sonra Yemen Mütevekkilî Krallığı adını aldı ve İmam Yahyâ ilk kralı oldu (1920-1948).

İmam Yahyâ’nın Türkiye ile 1924 yılına kadar devam eden ilişkileri bazı yazışmalardan ibaret kaldı. Muhammed el-İdrîsî’nin ölümünden (1923) sonra ortaya çıkan taht mücadelesinden faydalanan İmam Yahyâ 1925’te Hudeyde’yi ele geçirdi. 1926’da İtalya ile bir anlaşma yaparak onlardan silâh ve teçhizat aldı. 1934’te İngiltere ile gerçekleştirdiği anlaşmayla Aden’de İngiliz himaye bölgesinin sınırlarını kabul etti ve kurduğu krallığın İngiltere tarafından tanınmasını sağladı. Aynı yıl Suudi Arabistan Kralı Abdülazîz’le Tâif Antlaşması’nı imzaladı; Hudeyde’nin kendi idaresinde kalması karşılığında Asîr ve Necran’ın içinde yer aldığı Kuzey Yemen’in bir kısmını Suudi Arabistan’a bıraktı. İtalya ve İngiltere ile uzlaşma sağlayıp özellikle İtalya’dan teknik ve eleman desteği gördü. Ülkede 1918’den beri kendisiyle mücadele eden Hâşid, Murad, Ubeyde gibi kabileleri ve çeşitli grupları sert bir şekilde bastırdı; böylece İngiliz himaye bölgesi hariç Yemen’de birliği ve istikrarı sağlamaya muvaffak oldu. II. Dünya Savaşı yıllarında siyasî açıdan istikrar içinde olan Yemen 1939-1941’de veba salgını ve kıtlık yüzünden zor günler geçirdi. İmam Yahyâ’nın izlediği dışa kapalı ve sert politika ülkede siyasî istikrarı bir süre temin etti; ancak bunun dışında gözle görülür bir gelişme kaydedilememesi ülkede tepkilerin artmasına yol açtı. Aynı dönemde Aden ekonomi ve nüfus bakımından büyük bir gelişme göstermişti. 1940’larda Aden’de İmam Yahyâ yönetimine karşı Hizbü’l-ahrâri’l-Yemeniyyîn tarafından temsil edilen, geniş halk kesimlerinin katıldığı bir hareket ortaya çıktı. Bu hareket ulemânın desteğiyle yayıldı. İmam Yahyâ, oğullarından Seyfülhak İbrâhim’in de bulunduğu muhalif grup tarafından bir suikast sonucu öldürüldü (17 Şubat 1948). Yemen bu dönemde Arap Birliği’ne (1945) ve Birleşmiş Milletler’e (1947) üye oldu.

Yahyâ’nın ardından imam seçilen oğlu Seyfülislâm Ahmed (Nâsır-Lidînillâh, 1948-1962), suikast esnasında çıkan karışıklıklarda tahribata uğrayan San‘a’da yeterli desteği bulamadı ve Taiz’i başşehir yaptı. Yemen’de, 1950’li yıllarda özellikle Mısır’da Cemal Abdünnâsır’ın şahsında temsil edilen Arap milliyetçiliğinin de etkisiyle milliyetçi akımlar yaygınlaştı. Güneydeki İngiliz yönetimine karşı gösteriler düzenlendi ve isyanlar vuku buldu. 1954’te İngiliz himaye bölgesinde mahallî liderlerin bir federasyon oluşturma çabalarına karşılık İmam Ahmed de Yemen’in bütününü kendi idaresi altında toplamaya çalışmaktaydı. Ancak o da babası gibi yönetimde sert davranıyordu. Rakiplerini ve özellikle liberal düşünceye sahip aydınları hapse attırdı. Bununla birlikte babasının dönemine göre dış dünyaya daha fazla açıldı. Bu arada tam bir merkeziyetçi politika izledi, bakanlıklara kardeşlerini ve yakın arkadaşlarını yerleştirdi. Eyaletlerde daha ziyade kadı ailelerinin mensuplarına öncelik tanıdı. İmam Yahyâ döneminde din ön planda yer alırken İmam Ahmed’in politikalarında dünyevî bir temayül görülmektedir. Bu arada dinî aşırılıklara müsamaha gösterilmedi. Onun devrinde tarım ve ticarette iyileşme görüldü. Öte yandan İngiliz hâkimiyetindeki Aden ve çevresi özellikle İran petrolünün dünyaya sevkedilmesinde önemli bir merkez haline geldi, burada büyük bir rafineri kuruldu, ayrıca çok sayıda okul açıldı.

Arap ülkelerinde kurulan siyasî partiler 1950’li yıllarda Yemen’i de etkilemişti. Seyyid kökenli bir aileden gelen Muhammed el-Cifrî, Yemen’de İngiliz hâkimiyetindeki bölgeleri bağımsızlığa kavuşturmak amacıyla Güney Arap Birliği’ni kurdu. Aynı yıllarda Baas Partisi, Yemen’de de etkili olmaya başladı. Bu dönemde Yemen’deki kabileler arasında pek çok isyan çıktı. 1955’te İmam Ahmed’e karşı başlatılan hareket başarısızlıkla sonuçlandı. Ertesi yıl Mısır, Suudi Arabistan ve Yemen arasında imzalanan Cidde Antlaşması’yla İngilizler ortak düşman ilân edildi. Yemen liberal hareketinin Mısır’da yaşayan liderleri Aden’de İngiliz yönetimine karşı çeşitli protestolar düzenledi. İmam Ahmed 1956’da Mısır’ın teşvikiyle Ruslar’a yakınlaştı, onlardan büyük miktarda silâh ve teçhizat aldı, Rusya ve Çin’den Yemen’e uzmanlar geldi. 1956-1959 yıllarında kuraklık yüzünden ülkede kıtlık yaşandı ve halk büyük zorluklarla karşılaştı. Bu durum Yemen’deki aydınların 1959’da seslerini yükseltmelerine sebep oldu. Aynı yıl hastalanarak İtalya’ya giden İmam Ahmed’in yokluğunda özellikle orduda maaşların ödenememesi yüzünden San‘a ve Taiz’de pek çok isyan çıktı. Diğer taraftan İngilizler 1958’de Aden’i Ortadoğu’daki karargâhlarının merkezi haline getirdi. İmam Ahmed, Mısır ve Suriye’nin teşkil ettiği Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin 1961’de dağılmasının ardından Mısır ile olan bağlarını kopardı. Onun Eylül 1962’de ölümü üzerine oğlu Muhammed Bedr imam seçildiyse de bir hafta sonra San‘a’da askerî birlikler tarafından kuşatılınca görevi bırakıp kaçmak zorunda kaldı (26 Eylül 1962). Böylece Yemen’de monarşi sona erdi ve Mısır’ın desteğiyle Yemen Arap Cumhuriyeti (Kuzey Yemen) kuruldu, cumhurbaşkanlığına da Abdullah Sellâl adlı bir subay getirildi. Kaynak yazının devamı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir