Devletler

Avusturya (1955) Bir Orta Avrupa devleti.

Birinci Dünya Savaşı’ndan Sonra Avusturya. I. Dünya Savaşı’na Almanya ve Osmanlı Devleti saflarında katılan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, savaş yıllarında barış için bazı teşebbüslerde bulunduysa da başarılı olamadı. İmparatorluğun siyasî çatısı içerisinde yer alan Çekler ve Sırp-Hırvat-Slovenler’in 1918’de bağımsızlık hareketlerini başlatmalarına ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar da eklenince imparatorluk sarsılmaya başladı. 21 Kasım 1916’da ölen İmparator II. Joseph’in yerine geçen Karl, bağımsızlık taleplerini federal bir sistemin kurulacağı vaadiyle yatıştırmaya çalıştı, fakat bunun bir faydası olmadı. 18 Ekim 1918’de Paris’te Çekler tarafından kurulan geçici hükümetin Çekoslovakya’nın bağımsızlığını ilân etmesinin ardından Macarlar da 24 Ekim’de bağımsız bir devlet kurduklarını açıkladılar. Böylece dağılma sürecine giren imparatorluğun savaşa devamı imkânsız hale gelmiş ve mütarakeden başka çare kalmamıştı. Bunun üzerine İmparator Karl’ın 3 Kasım 1918’de İtalyanlar’la Villa Gusti’de mütareke imzalaması imparatorluğun parçalanmasını daha da hızlandırdı. 29 Ekim’de Prag’da Çekoslovakya’nın, Zagreb’de de Sırp-Hırvat-Sloven (Yugoslavya) Devleti’nin kurulduğunun ilân edilmesi üzerine Avusturya Almanları da 30 Ekim’de Avusturya Cumhuriyeti’ni kurdular. Ardından kasım ayında Macaristan Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilân edilince İmparator Karl tahtsız kaldı. İmparatorun 18 Kasım’da devlet işlerinden çekildiğini açıklamasıyla imparatorlukla birlikte hânedan da tarihe karışmış oldu.

Savaştan sonra Avusturya müttefiklerle Saint-Germain Barış Antlaşması’nı imzaladı (10 Eylül 1919). Bu antlaşmaya göre Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya’nın bağımsızlığını tanıyor, Milletler Cemiyeti’nin muvafakati olmadan Almanya ile birleşmemeyi, mecburi askerliği kaldırmayı ve orduyu 30.000 kişi ile sınırlandırmayı kabul ediyordu.

16 Şubat 1919’da yapılan seçimler sonunda oluşan kurucu meclisin hazırlamış olduğu yeni anayasa 1 Ekim 1920’de yürürlüğe kondu. Bu anayasaya göre Avusturya Federal Cumhuriyeti dokuz eyaletten oluşuyordu. Devlet konseyi kaldırılıyor ve iki meclisli (federal meclis: Bundesrat ile millî konsey: Nationalrat) bir yasama organı öngörülüyordu. Cumhurbaşkanı her iki meclis üyeleri tarafından dört yıllık bir süre için seçilecekti. Anayasanın getirdiği sisteme göre 1920’de yapılan seçimlerde sosyalistlere karşı üstünlük sağlayan sosyal hıristiyanlar 1938’e kadar iktidarda kaldılar.

Tarım bakımından büyük potansiyele sahip Macaristan’ın ayrılması Avusturya’nın ekonomisini olumsuz şekilde etkilemiştir. Bu yüzden, sadece Alman unsuruna dayanan Avusturya Cumhuriyeti 1920’li yıllarda ekonomik bakımdan ciddi sıkıntılarla karşı karşıya geldi. Saint-Germain Antlaşması’nın gerektirdiği tamirat borcunun ülke ekonomisine getirdiği yük, Milletler Cemiyeti kanalı ile dışarıdan alınan ekonomik yardımlarla giderilmeye çalışıldı ise de bu yardımların 1926’da son bulması ve 1929’da ortaya çıkan ekonomik kriz ülkeyi iflâsın eşiğine getirdi. Bunun üzerine Almanya ile bir gümrük birliğine gitme mecburiyeti doğdu (19 Mart 1931). Fakat başta Fransa olmak üzere Çekoslovakya, İngiltere ve İtalya ile Milletlerarası Adalet Divanı bu gümrük birliğine karşı çıktılar. Saint-Germain Antlaşması’nın Almanya ile ilişkileri ileri götürmesine imkân vermemesi, Avusturya’yı İtalya ile ilişkileri geliştirmeye yöneltti ve 1930’da iki devlet arasında bir dostluk antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile İtalya’nın bu ülkedeki nüfuzu artarken Avusturya faşistleri de İtalya’dan yardım gördüler. Öte yandan Almanya’da Hitler’in iktidara gelmesinden (1933) sonra Avusturya nazileri de faaliyetlerini arttırarak Almanya ile birleşme fikrine taraftar topladılar. 1932’de şansölye (başbakan) olan E. Dollfuss sosyalistlere ve nazilere karşı savaş açarak Nazi Partisi’ni yasakladı (1933). Sosyalistlerin silâha sarılması ile patlak veren iç savaş, Dollfuss’un parlamentoyu feshedip diktatörlüğünü ilân etmesine imkân verdi. Dollfuss’un nazilerin gerçekleştirdiği hükümet darbesinde öldürülmesi (1934) üzerine yerine K. Schuschnigg şansölye oldu. Schuschnigg de nazilere karşı savaş açtıysa da Hitler’in desteği Avusturya nazilerinin güçlenmesini sağladı. Özellikle Almanya’nın Avusturya’yı ilhak (Anschluss) konusunda kendisinden çekindiği bir devlet olan İtalya’nın Habeşistan’ı işgal etmesi (1935), Uzakdoğu’da Japonya’nın yayılmacı faaliyetleri karşısında Milletler Cemiyeti’nin hiçbir şey yapamaması, Hitler’i ilhak konusunda cesaretlendirdi ve 1937’den itibaren Avusturya nazileri faaliyetlerini daha da arttırarak yeni bir hükümet darbesi teşebbüsünde bulundular.

Hitler barışçı yollarla Avusturya’nın ilhakını gerçekleştirmek için baskıya yöneldi ve Schuschnigg’i ülkesine davet ederek kendisine yedi maddelik bir ültimatom verdi. Avusturya şansölyesi çaresizlik içinde, Hitler’in, Avusturya nazilerinin lideri Seyss-Inquart’in İçişleri bakanlığına getirilmesi isteğini kabul etmek zorunda kaldı. Schuschnigg’in, ülkesine dönünce halkın ilhakı isteyip istemediğini belirlemek için 13 Mart 1938’de plebisit yapılacağını açıklaması Hitler’i askerî müdahaleye yöneltti ve 11 Mart günü Hitler bir nota ile şansölyenin çekilmesini ve yerine Seyss-Inquart’in tayin edilmesini istedi. Schuschnigg çaresizlik içinde Hitler’in isteğine boyun eğdi ve Cumhurbaşkanı Wilhelm Miklas da Seyss-Inquart’i şansölyeliğe tayin etti. Alman orduları bu sırada Avusturya sınırını geçerek ülkeyi işgal etti. 12 Mart günü Avusturya Alman işgali altına girmiş ve bundan böyle Almanya’nın (III. Reich) Ostmark adıyla yeni bir eyaleti haline getirilmiş oldu. Bu ilhak karşısında bütün dünya ciddi bir tepki göstermezken İtalya da sesini çıkarmadı. Hitler 10 Nisan 1938’de Avusturya’da Almanya ile birleşme konusunda göstermelik bir plebisit yaptırdı ve sonuçta oyların % 99’dan fazlası ilhaktan yana çıktı. Kaynak yazının devamı.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir