Muhammed b. Mahmûd (1153-1159) Irak Selçuklu hükümdarı.

Rebîülâhir 522’de (Nisan 1128) doğdu. Sultan Mahmûd b. Muhammed Tapar’ın oğludur. Çocuk yaşta kardeşi Melikşah ile birlikte, atabeg unvanıyla bu iki kardeş adına Fars bölgesini yöneten ve onlara dayanarak Sultan Mes‘ûd b. Muhammed Tapar’a karşı isyanlar çıkaran Boz-aba’nın (Boz-apa) denetimine girdi. Boz-aba, 540’ta (1145) Sultan Mesud’a karşı Arrân ve bazı Azerbaycan yörelerinin hâkimi Çavlı Candar ile bir antlaşma yaptı. Buna göre Boz-aba, Çavlı istediği takdirde Melik Muhammed’i ona götürecekti. İki yıl sonra müttefikleri Emîr Abdurrahman b. Togayürek ile Emîr Abbas’ın öldürüldüğünü duyan Boz-aba, Muhammed ve Melikşah’ı, bir rivayete göre ise yalnız Muhammed’i İsfahan’da tahta oturttu. Ardından onlarla birlikte Hemedan üzerine yürüdü. Hemedan yakınlarındaki Karategin çayırında yapılan savaşta Boz-aba’nın Sultan Mesud’a yenilip öldürülmesi üzerine iki kardeş savaş meydanından uzaklaştı (542/1147). Bu olaydan sonra Sultan Mesud yeğeni Muhammed’i çağırarak kızıyla evlendirdi ve veliaht ilân edip Hûzistan’a tayin etti. Ertesi yıl Sultan Mesud’a itaatten ayrılmış olan Şemseddin İldeniz, Kaymaz, Korkut, Torumtay gibi emîrler Muhammed’i başlarına geçirip Bağdat’a geldiler. Ancak Halife Muktefî-Liemrillâh onlara şehrin kapılarını açmadı. Emîrler Sultan Mesud’un gelmekte olduğunu duyunca dağıldılar. Hûzistan’a dönen Muhammed’in bu yanlış hareketi veliahtlığı kardeşi Melikşah’a kaptırmasına sebep oldu. Sultan Mesud’un ölümü üzerine (1 Receb 547 / 2 Ekim 1152) Beylerbeyi Has Beg, Melikşah’ı Selçuklu tahtına çıkarınca Melikşah devlet işlerini ona bıraktı. İki yıl sonra Has Beg’in teklifiyle yerine kardeşi Muhammed’in geçirilmesine karar verildi. Hemedan Kalesi’ne kapatılan Melikşah (Şevval 547 / Ocak 1153) Hûzistan’a kaçtı ve tahtı ele geçirmek için hazırlanmaya başladı. Sultan Muhammed, Atabeg Ayaz’ı bir orduyla Hûzistan’a gönderip kardeşinin tahtı ele geçirme teşebbüsünü neticesiz bıraktı. Muhammed’in Emîr İl Kavşut ve diğer bazı kumandan ve devlet adamlarının yönlendirmesiyle Has Beg’i öldürtmesi tepkiyle karşılandı. Bu yüzden Merâga emîri Ahmedîlîler’den Nusretüddin Has Beg ile Arrân ve Azerbaycan hâkimi Şemseddin İldeniz Muhammed’in hükümdarlığını tanımadılar. Şemseddin İldeniz ve diğer emîrler, Hemedan’a giderek amcası Sultan Sencer’in veliahdı olduğu halde bundan faydalanamayan Muhammed Tapar’ın oğlu Melik Süleyman Şah’ı tahta çıkardılar. Vezirliğine Sultan Mesud’un vezirini, emîr hâcibliğe de Alp Argun’u geçirmeye karar verdiler. Görevini kaybedeceğini öğrenen emîr hâcib Hârizmşah Yûsuf, Süleyman’a emîrlerin kendisini tutuklayacağını bildirdi. Süleyman da hazinedeki parayı alarak yakınlarıyla birlikte Hemedan’dan ayrıldı. Süleyman’ın sultanlığı yirmi yedi gün sürdü. Bu sırada İsfahan’da bulunan Muhammed, Rey hâkimi İnanç’ın olup bitenleri kendisine haber vermesi üzerine Hemedan’a gidip tahta oturdu. Sultan Muhammed, Bağdat’a elçi göndererek Halife Muktefî-Liemrillâh’tan kendi adına hutbe okunmasını istedi. Fakat halife bu isteği şiddetle reddetti. Bir süre sonra dirlikleri halife tarafından zaptedilmiş olan emîrler Sultan Muhammed’e Bağdat’a sefer düzenlenmesi için baskı yapmaya başladılar. Sultan halifeye karşı böyle bir hareketi doğru bulmadıysa da emîrler onun sözlerini dinlemeyip harekete geçtiler. İki ordu Ba‘kūbâ yakınlarındaki Becimzâ’da karşılaştı (30 Receb 549 / 10 Ekim 1154). Savaş Abbâsî ordusunun zaferiyle sonuçlandı. Sultan Muhammed’in yardım için gönderdiği Merâga hâkimi Nusretüddin Has Beg Arslanapa kumandasındaki kuvvet yolda bozgun haberini alınca geri döndü. Yazının devamı.

Arslanşah b. Tuğrul (1160-1177) Irak Selçuklu hükümdarı.

I. Tuğrul’un oğlu olan Arslanşah babası öldüğünde (529/1134) henüz bir yaşındaydı. Amcası Sultan Mesud, Arslanşah ile Selçuk’un oğlu Melikşah’ı himayesine alarak yetişmeleriyle yakından meşgul oldu. Sultan Mesud 540 (1145-46) yılında asker toplamak üzere Bağdat’tan Azerbaycan’a giderken şehzadeleri Bağdat şahne*si Mesud Bilâlî’nin idaresindeki Tikrît Kalesi’ne bıraktı. Şehzadeler yıllarca bu kalede kaldılar. Sultan Mesud ölünce (1152) Abbâsî Halifesi Muktefî-Liemrillâh, Selçuklu sultanları adına okunmakta olan hutbeyi kaldırdığı gibi Irak’ta Selçuklu hânedanına ve emîrlerine ait dirlik*lere de el koydu. Dirlikleri Irak’ta bulunan Bağdat şahnesi Mesud Bilâlî, Alp Kuş, Hemedanlı Sungur ve Türşek, Sultan Muhammed b. Mahmûd’a, halife daha fazla kuvvet kazanmadan Irak’a sefer yapılmasını ısrarla teklif ettilerse de sultan bu teklifi uygun bulmadı. Yalnız halifenin ordusu ile savaşmalarına ve halife bizzat karşılarına çıkarsa Tikrît’te bulunan şehzadelerden birini askerin başına geçirmelerine izin verdi. Bunun üzerine Arslanşah Tikrît’ten çıkarılarak bir hükümdar gibi giydirildi ve kendisine ordunun merkezinde yer verildi. Fakat Bağdat’a iki konak mesafedeki Bekimze’de (Becimzâ) meydana gelen savaşta Selçuklu ordusu ağır bir yenilgiye uğradı (1154). Bu sırada yirmi bir yaşında olan Arslanşah, Alp Kuş tarafından Mahkî Kalesi’ne, bir süre sonra Alp Kuş’un ölmesi üzerine de Nahcıvan’da bulunan üvey babası Arrân Emîri Şemseddin İldeniz’in yanına götürüldü. İldeniz, Arslanşah’ın yanına getirilmesine ne kadar sevindiyse Sultan Muhammed de o derece üzüldü. Sultan Muhammed’in 1159 yılında ölümü üzerine emîrler Muhammed Tapar’ın hayatta kalan tek oğlu Süleyman’ı tahta çıkardılar, fakat çok geçmeden aklî dengesizliği ve sefahate düşkün olması dolayısıyla tekrar indirdiler. Şemseddin İldeniz’e Selçuklu tahtına Arslanşah’ı geçirmeye karar verdiklerini bildirdiler. Esasen Arslanşah da Süleyman’ın hükümdarlığa geçirildiği sırada veliaht ilân edilmişti. İldeniz, yanında iki oğlu ve kalabalık bir askerle birlikte Arslanşah’ı Hemedan’a getirdi. Arslanşah tahta oturtuldu ve İldeniz de atabeg ilân edildi (1160). Bir süre sonra da Süleyman Şah’ın hayatına son verildi. Selçuklu beylerinin en kuvvetlilerinden olan Rey hâkimi Hüsâmeddin İnanç Sungur Bey, İldeniz’in atabegliğini çekemeyerek bir muhalefet cephesi oluşturdu. Diğer bazı muhalifler Arslanşah’ın kardeşi Muhammed’i Selçuklu tahtına oturtmak için Hemedan üzerine yürüdüler. Fakat Hemedan yakınlarında yapılan savaşta mağlûp oldular. Daha sonra Arslanşah tarafından bağışlanan bu emîrlerden bazıları dirlik yerlerini ellerinde tutmakla beraber devlet merkezinde oturmaya mecbur tutuldular. Atabeg İldeniz’in oğlu ve Arslanşah’ın üvey kardeşi Nusretüddin Cihan Pehlivan ile İnanç’ın kızı evlendirildi. Bu kız bundan sonra İnanç Hatun unvanı ile anılacak ve atabeglerin tarihinde mühim bir rol oynayacaktır. Sultan Arslanşah’a, daha doğrusu Atabeg İldeniz’e baş eğmeyen emîrlerden biri de Merâga ile diğer bazı yerlerin hâkimi olan Ahmedîlî Aksungur’un oğlu Arslanapa idi. İldeniz Arslanapa’yı itaat ettirmek için oğlu Cihan Pehlivan kumandasında bir kuvveti Merâga üzerine gönderdi. Arslanapa da yanında Sultan Muhammed b. Mahmûd’un bir oğlu olduğu için kendisini atabeg ilân etmişti. Cihan Pehlivan’ın önemli bir kuvvetle gelmekte olduğunu haber alan Merâga hâkimi, Ahlatşah II. Sökmen’den yardım istedi. Sökmen de İldeniz’in güçlenmesini istemediği için askerinin mühim bir kısmını Arslanapa’ya gönderdi. Arslanapa Sefîdrûd kıyılarında Cihan Pehlivan’ı bozguna uğrattı ve İldeniz’in oğlu perişan bir halde Hemedan’a döndü (1161). İldeniz’e karşı çıkan bu muhalefet hareketlerinin arkasında Bağdat Abbâsî halifeliği vardı. Gerçekten Selçuklu Devleti’nin yeniden kuvvet kazanmasını istemeyen hilâfet idaresi devlete yeni meseleler çıkarmak için tahriklerine devam ediyordu. Nitekim Fars hâkimi Zengî, Mahmûd b. Melikşah b. Mahmûd adına hutbe okuttuğu gibi, İnanç da kurulmuş olan dünürlüğe bile önem vermeyerek yeniden harekete geçti. Yarınkuş oğlu Alp Argun ve Togayürek oğlu ona katıldıkları gibi Arslanapa da 5000 kişilik bir kuvvet yolladı. Fars hâkimi Salgurlu Zengî de İnanç’a çok sayıda asker gönderdi. Fakat Sâve’de yapılan savaşta İnanç ve taraftarları yenildiler (1162). İnanç Taberek Kalesi’ne kapandı. Ancak bir müddet devam eden muhasaradan sonra barış yapıldı. Buna göre İnanç, Arslanşah’ın hükümdarlığını tanıyor ve İldeniz’i de atabeg kabul ediyordu. Sâve mağlûbiyeti ve İnanç’ın baş eğmesi üzerine Fars hâkimi Salgurlu Zengî de Arslanşah’ın hükümdarlığını tanıdı, hatta İsfahan’a bizzat giderek sultana tâzimlerini sundu. Yazının devamı.

Tuğrul II (1177-1194) Irak Selçuklu Devleti’nin son hükümdarı.

564 (1169) yılında doğdu. Sultan Arslanşah b. Tuğrul’un oğludur. Babasının 572’de (1177) ölümüyle Atabeg Muhammed Cihan Pehlivan, Tuğrul’u tahta çıkardı. Sıbt İbnü’l-Cevzî, Cihan Pehlivan’ın halife Müstazî-Biemrillâh’tan Tuğrul’un sultanlığının onaylanmasını ve adına hutbe okutulmasını istediğini, fakat sert bir şekilde reddedildiğini yazarsa da bunun doğruluğu şüphelidir. Halife, Irak Selçukluları’nın komşu devletler üzerindeki hâkimiyetini göz önünde tutarak Cihan Pehlivan’ın isteğini kabul etmek zorunda kaldı, ayrıca Tuğrul’a “Rüknü’d-devle ve’d-dîn kasîmü emîri’l-mü’minîn” lakabını verdi (Muharrem 573/Temmuz 1177). Arslanşah’ın ölümünün ardından Gürcü kralının İslâm ülkesine yürümek amacıyla hazırlık yaptığı ve yeni sultan Tuğrul’un amcası Melik Muhammed’in tahtı ele geçirmek için harekete geçtiğine dair haberler çıkınca Atabeg Cihan Pehlivan süratle Gürcü topraklarına girdi ve hiçbir mukavemetle karşılaşmadı. Gürcüler’le barış yaptıktan sonra İsfahan’a gidip Melik Muhammed’i bozguna uğrattı. Melik Muhammed, Vâsıt taraflarına kaçtı, fakat orada ancak üç gün kalabildi; Bağdat’a gelmesine izin verilmediğinden Fars’a geçerek Salgurlular’dan Atabeg Zengî’ye sığındı. Bunu duyan Cihan Pehlivan Fars’a girdi, ülkeyi yağma ve tahrip etti. Cihan Pehlivan ile tek başına mücadele edemeyeceğini anlayan Zengî, Melik Muhammed’i teslim etmek zorunda kaldı. Sercehan Kalesi’nde zindana atılan Muhammed çok geçmeden orada öldü. Cihan Pehlivan aynı tavrı Selâhaddîn-i Eyyûbî’ye karşı gösteremedi. Damadı Ahlatşah II. Sökmen’in 579’da (1183) çocuksuz ölmesi üzerine Ahlat’ı ülkesine katmak istediyse de Selâhaddin buna engel oldu. Selâhaddîn-i Eyyûbî, Cihan Pehlivan’dan Kazvin ve Bistâm yörelerindeki Bâtınîler’in varlığına son vermek için geçiş izni talep etti, ancak Pehlivan, Selâhaddin’in idare ettiği yerleri elinden almak istediği vehmine kapılarak rahatsızlandı ve çok geçmeden Rey’de öldü (581/1186). Bu sırada on yedi yaşında olan Tuğrul, Sâve şehrinde bulunuyordu. Emîrler, Nahcıvan’da olan Cihan Pehlivan’ın kardeşi Kızılarslan Osman’ı Hemedan’a çağırdılar. Kızılarslan kalabalık bir orduyla Hemedan’a geldi ve genç sultanın atabegliğini üstlendi. Atabeg Kızılarslan, muhalif kumandanları bertaraf etmek için Sultan Tuğrul ile Rey’e geldiğinde onların Damgan taraflarına gittiğini öğrendi. İnanç Hatun ile oğulları Kızılarslan’ı karşıladılar ve kaleyi kendisine teslim ettiler. Ardından sultan, kendisini muhafaza altında tutanlardan kurtulup muhalif kumandanların bulunduğu yere gitti; böylece sultanla atabegi arasındaki düşmanlık ortaya çıktı ve aralarında mücadele başladı. Kızılarslan, Tuğrul’u yakalamak için Simnân’a gittiyse de yapılan savaşta yenildi; Rey’e ve daha sonra Hemedan’a döndü. Fakat sultanın gelmekte olduğu haberini duyunca Azerbaycan’a geçti. Kızılarslan, Tuğrul’u tek başına yenemeyeceğini anlamıştı. Bundan dolayı Abbâsî halifesine mektup yazarak yardım istedi ve sultanın kendisi için de sıkıntı doğurabileceğini söyledi. İbnü’l-Esîr, Sultan Tuğrul’un Abbâsî halifesine elçi gönderip Bağdat’ta babalarına ait sarayın tamir edilmesini talep ettiğini, ancak halifenin cevap dahi vermeyip sultanın elçisini geri çevirdiğini, Selçuklu sultanlarına ait sarayın yıkılmasını emrettiğini ve bu emrin yerine getirildiğini, saraydan bir iz daha kalmadığını söyler. Fakat diğer kaynaklarda bu haberi teyit eden bir ifade görülmez. Aynı kaynağa göre Kızılarslan’ın elçisi çok iyi kabul görmüş ve teklifine müsbet cevap verilmiştir. Abbâsî halifeliğine eski gücünü kazandırma amacını taşıyan Halife Nâsır-Lidînillâh, 15.000 kişilik bir orduyu veziri Celâleddin İbn Yûnus kumandasında Kızılarslan’a yardıma gönderdi. Bu ordu Hemedan yakınında Sultan Tuğrul’un askerleriyle karşılaştı. Sultan ordusunun sayıca az olmasına rağmen savaşı kazandı (6 Rebîülevvel 584/5 Mayıs 1188). Savaşın kazanılmasında önemli rolü bulunan Tuğrul elinde topuzla ön safta çarpışmıştı. Zaferin ardından Merâga sahibi Alâeddin Palaspûş, Hûzistan hâkimi Avşar Şümle’nin oğlu Garsüddin ve başkaları Hemedan’a sultanın katına geldiler. Ancak sultan kendisine tahakküm etmek istediklerini söyleyerek Ay-aba ile Öz-aba adlı kumandanları öldürttü. Bu olay üzerine endişeye kapılan Pehlivan’ın oğlu Kutluğ İnanç ile Merâga’nın kuvvetli emîri Alâeddin Sultan, Tuğrul’un hizmetinden ayrıldılar ve onu zayıf duruma düşürdüler. Kızılarslan halifenin gönderdiği ikinci ordu ile Esedâbâd’da buluşarak Hemedan’a geldi. Sultan Muhammed Tapar’ın çocuk yaştaki torunu Sencer Mirza b. Süleyman Şah tahta çıkarıldı (Receb 584/Eylül 1188); adına hutbe okundu ve para kesildi. Halifenin adamları Irak şehirlerinin idaresinin kendilerine devredilmesinde ısrar edince iki tarafın arası açıldı. Kızılarslan Azerbaycan’a gitti, Bağdatlılar ülkelerine, Sultan Tuğrul da Hemedan’a döndü. Sultan Tuğrul’un bazı emîrleri öldürtmesi aleyhindeki cereyanı daha da güçlendirdi. Kutluğ İnanç bu fırsattan yararlanıp İsfahan’ı zaptedince İsfahan şahnesi Özdemir, Sultan Tuğrul’dan yardım istedi. Özdemir’i öldürten Kutluğ İnanç Azerbaycan’a kaçtı, orada amcası Kızılarslan’ı sultanın üzerine yürümeye ikna etti. Sultan Tuğrul çok az bir kuvvete sahip olduğu için Hemedan’a gelen Kızılarslan’ın önünden çekildi, fakat atabeg arkasını bırakmadı. Sultan hazinesini ve ağırlığını kaybeden sultanın askerinin bir kısmı Kızılarslan tarafına geçti. Sultan maiyetindeki az sayıda adamla Azerbaycan’a gitti ve orada Türkmen beylerinden Kıpçak Bey’in oğlu İzzeddin Hasan’la buluştu; başlarına 10.000 kadar Türkmen toplandı. Bu askerlerle Azerbaycan’daki Uşnu, Urmiye, Hoy ve Selmâs şehirlerini yağmaladılar. Hemedan’a gelen Kızılarslan, Sencer Mirza’yı yeniden tahta çıkardı. Sultan Tuğrul ile İzzeddin Hasan bozgun halinde Hasan Bey’e ait Zap suyuna yakın Kerhânî Kalesi’ne kapandılar. Sultan burada Hasan Bey’in kız kardeşi ile evlendi, ancak bu evlilik ümitsizliğini hafifletmedi. Halifeye çocuk yaştaki oğlu Alparslan’ı göndererek ordusuna mukavemet ettiği için bağışlanmasını diledi (7 Muharrem 586/14 Şubat 1190). Halife Nâsır-Lidînillâh, Alparslan’a hil‘at giydirip boynuna altın gerdanlık taktıysa da onu rehine olarak Bağdat’ta alıkoydu ve Sultan Tuğrul için hiçbir şey yapmadı. Yazının devamı.

Mes‘ûd b. Muhammed Tapar (1134-1152) Irak Selçuklu hükümdarı.

3 Zilkade 502’de (4 Haziran 1109) doğdu. Sultan Muhammed Tapar’ın oğludur. Henüz üç yaşında iken Türk devlet geleneğine göre merkezi Musul olan el-Cezîre valiliğine gönderildi ve Mevdûd b. Altuntegin kendisine atabeg tayin edildi. Emîr Mevdûd’un 507 (1113) yılında Dımaşk’ta Bâtınîler tarafından öldürülmesi üzerine yerine getirilen Aksungur el-Porsukī başarılı olamadığından azledildi. Cüyûş Beg unvanlı Emîr Ayaba Mesud’un üçüncü atabegi oldu. Sultan Muhammed Tapar öldüğünde (511/1118) Mesud atabegiyle birlikte Musul’da bulunuyordu. Muhammed Tapar’ın yerine geçen büyük oğlu Sultan Mahmud’un yönetime hemen hâkim olamaması üzerine Cüyûş Beg diğer bazı emîrlerin tahrikiyle Mesud’u ağabeyinin yerine geçirmek için harekete geçti. Ancak Sultan Mahmud’un kumandanı Mengü Bars karşısında başarı gösteremedi. Bununla birlikte el-Cezîre’ye ilâveten Azerbaycan’ın Mesud’a verilmesini sağladı. Fakat bu Cüyûş Beg’i pek tatmin etmedi. 514’te (1120) Mesud adına yeni bir isyan çıkaran Cüyûş Beg, Hemedan’ın batısındaki Esedâbâd Geçidi yakınında yapılan savaşta bozguna uğradı. Sultan Mahmud kardeşinin hayatını bağışladı ve yeni bir ayaklanma olmaması için onu yanında alıkoydu. 521 (1127) yılında Rey şehrinde bulunan amcası Büyük Selçuklu Sultanı Sencer’in huzuruna giden Mahmud’un yanında kardeşleri Tuğrul ile Mesud da vardı. Merv’e dönerken Tuğrul ile Mesud’u da beraberinde götüren Sultan Sencer, Mesud’u Cürcân valiliğine tayin etti. Mesud, Cürcân’ın merkezi Esterâbâd’da yaklaşık üç yıl oturdu. Mesud, Sultan Mahmud 525 (1131) yılında ölünce tahtı ele geçirmek için yeniden harekete geçti. Şehrizor yöresi hâkimi Arslantaş oğlu Kıfçak’ın yardımı ile topladığı 10.000 kişilik bir ordu ile sultanlığını Abbâsî halifesine tasdik ettirmek için Bağdat’a gitti. Bu sırada Sultan Sencer duruma hâkim olmak maksadıyla Merv’den Rey’e gelmişti. Bunun üzerine Bağdat’ta ona karşı bir ittifak doğdu. Buna göre Mesud sultan, kardeşi Selçuk onun veliahdı olacak, Karaca da beylerbeyiliğe getirilecekti. Bütün gücüyle halifeliğe eski kuvvetini kazandırmaya çalışan Halife Müsterşid-Billâh da yapacağı maddî yardıma karşılık Irâk-ı Arab’a hâkim olacaktı. Sultan Sencer, Mesud’un halife ile anlaştığını duyunca Rey’den Hemedan’a geldi ve Azerbaycan’a gitmekte olan yeğeninin yolunu kesti; Kirmanşah’ın kuzeydoğusunda Dînever yakınında cereyan eden savaşta Mesud yenildi (8 Receb 526 / 25 Mayıs 1132). Sencer savaş meydanından uzaklaşan yeğenini yanına çağırarak ona şefkatle davrandı ve merkezi Gence olan Arrân valiliğine tayin etti. Irak Selçuklu sultanlığına diğer yeğeni Tuğrul’u getirdi. Mesud ve Mahmud’un oğlu Dâvud, Tuğrul’un hükümdarlığını tanımamakla birlikte üzerlerine gelen Tuğrul ile savaşma cesareti gösteremediler. İlk önce atabegi Aksungur el-Ahmedîlî ile Dâvud, ardından Mesud Bağdat’a giderek Tuğrul’a karşı halifeyle bir antlaşma yaptılar. Antlaşmaya göre halife sefere katılmayıp sadece asker gönderecekti. Mesud, Merâga hâkimi Aksungur el-Ahmedîlî ile birlikte Azerbaycan’a gitti; orada Tuğrul’un beylerine karşı bazı başarılar elde ettikten sonra Hemedan’a yürüyüp az bir askerle karşısına çıkan Sultan Tuğrul’u yenilgiye uğrattı (Şâban 527 / Haziran 1133). Mesud, Rey’e giden Sultan Tuğrul’u oradan da uzaklaştırdı ve onu Taberistan melikine sığınmak zorunda bıraktı. Ardından Hemedan’a döndü. 528 (1134) baharında isyan çıkaran yeğeni Melik Dâvud’u sığındığı Revândiz Kalesi’nde kuşattı. Fakat bu sırada Sultan Tuğrul da Taberistan’dan ayrılarak asker topladı ve Mesud’un emrindeki beylerden bazılarını kendi tarafına çekti. Mesud, Tuğrul’u Kazvin civarında karşıladı; ancak emîrlerinden bir kısmı kardeşinin tarafına geçince bozgun halinde geri çekildi (Ramazan 528 / Temmuz 1134) ve halifeden izin alarak Bağdat’a gitti. Mesud, Halife Müsterşid-Billâh ile anlaşıp Tuğrul’a karşı yeniden savaşmak istiyordu. Fakat halife, Sultan Tuğrul’a gücenerek kendi hizmetine giren bazı kumandanların daha sonra Tuğrul ile tekrar anlaşması ve bir kısmının Sultan Mesud’a sığınması üzerine bunların kendisine iadesini istedi. Mesud bu talebi geri çevirince halifeyle arası açıldı. Halife, Mesud’a değerli hediyeler gönderip Bağdat’tan ayrılmasını birkaç defa rica ettiyse de Mesud dinlemedi. Müsterşid-Billâh onu şehirden zorla uzaklaştırmak için harekete geçmek üzere iken Sultan Tuğrul’un ölüm haberini alan Mesud (Muharrem 529 / Kasım 1134), Azerbaycan’da bulunan Dâvud’dan önce Hemedan’a varmak için hemen yola çıktı ve yeğeni gelmeden Hemedan’a ulaştı. Emîrler de ona itaat ettiler. Mesud, Hemedan’a gelişinin ertesi günü Irak Selçuklu tahtına oturdu (Muharrem 529 / Kasım 1134). Yazının devamı.

Tuğrul I (1132-1134) Irak Selçuklu hükümdarı .

Muharrem 503’te (Ağustos 1109) doğdu. Sultan Muhammed Tapar’ın oğludur. Babası 504 (1110-11) yılında emîrlerden Anuş Tegin Şîrgîr’i atabeg tayin ederek Cibâl (Irâk-ı Acem) bölgesinin önemli bir kısmını ona iktâ etmişti; iktâları arasında Gence merkez olmak üzere civar bölgeler de yer almaktaydı (İA, XII/2, s. 15). Muhammed Tapar vefat edince yerine büyük oğlu Mahmud sultan ilân edildi. Sultan Mahmud, Emîr Gündoğdu’yu kardeşi Tuğrul’a atabeg tayin edip onu kendisine getirmesini istedi. Fakat Gündoğdu, Tuğrul’u ağabeyine karşı isyana teşvik etti. Bunun üzerine Sultan Mahmud, Enûşirvân b. Hâlid ile kardeşine hil‘atler, armağanlar ve 30.000 altın göndererek huzura çağırdı ve dirliğini arttıracağını vaad etti. Tuğrul gelmeyince sultan bir baskınla kardeşini yakalamak istediyse de zamanında haber alan Tuğrul atabegiyle Gence’ye gidip yakalanmaktan kurtulduğu gibi Arrân’ı da hâkimiyeti altına aldı. Melikşah ve Muhammed Tapar devirlerinde saldırıya cesaret edemeyen Gürcüler, Mahmud zamanında durumu uygun görüp komşu İslâm topraklarına birbiri arkasından yağma akınları düzenlemeye başladılar. Bunun üzerine Melik Tuğrul Gürcistan seferine çıktı. Kumandanlar arasında Necmeddin İlgazi, Dübeys b. Sadaka ve Atabeg Gündoğdu’nun da bulunduğu Selçuklu ordusu Tiflis yakınlarında yapılan savaşta Gürcüler’e karşı başarı sağlayamadı (514/1120 veya 515/1121). Atabeg Gündoğdu’nun ölümünden sonra Merâga hâkimi Aksungur el-Ahmedîlî onun yerini alıp Tuğrul’u ağabeyine karşı kışkırttı; Tuğrul’un eski atabegi Şîrgîr de onlara katıldı. Fakat Emîr Cüyûş Bey Ay-aba’nın kalabalık bir askerle Azerbaycan’a gelmekte olduğunu duyunca Sultan Mahmud’a itaat arzettiler. Abbâsî Halifesi Müsterşid-Billâh’ın düşmanca tavır takındığı Dübeys b. Sadaka, Arrân’a giderek Tuğrul’u Irak’ın kolayca fethedileceğine kandırmıştı. Fakat Irak’a ulaştıklarında karşılarında büyük bir ordu buldular. Bunun üzerine Dübeys ile Tuğrul, Merv’deki büyük sultan Sencer’in yanına gittiler. Dübeys’i Sultan Mahmud’un maiyetine verip ona iyi davranmasını söyleyen Sencer ağabeyine sorun çıkarmaması için Melik Tuğrul’u yanında alıkoydu (522/1128). Sultan Mahmud’un vefatı üzerine yerine oğlu Dâvud geçirildi. Sultan Sencer yeğeni Tuğrul ile birlikte 526 (1132) yılında Rey’e geldi. Bu sırada Muhammed Tapar’ın oğullarından Mesud, Selçuk ve Halife Müsterşid-Billâh’ın Sultan Sencer’e karşı savaşmak amacıyla ant içtikleri haber alındı. Tuğrul’un da katıldığı Dînever’de cereyan eden savaş Sultan Sencer’in zaferiyle sonuçlandı (8 Receb 526 / 25 Mayıs 1132). Sultan Sencer zaferin ardından Mesud’u huzuruna getirtti ve onu Arrân meliki olarak Gence’ye gönderdi. Tuğrul’u da Hemedan’da Irak Selçuklular’ı tahtına oturttu; Ebü’l-Kāsım Dergezînî’yi yeni hükümdarın vezirliğine tayin etti (Şâban 526 / Haziran 1132) ve Horasan’a döndü. Sultan Sencer Merv’e ulaşmadan Dâvud, amcası Tuğrul’un sultanlığını kabul etmeyerek Arrân ve Azerbaycan askeriyle Hemedan üzerine yürüdü. Hemedan yakınlarında yapılan savaşta Dâvud yenildi ve atabegi Aksungur el-Ahmedîlî ile birlikte Bağdat’a kaçtı. Halife Irak’ı kendi idaresine almak istediğinden onları iyi karşıladı. Dört beş ay sonra Gence’de bulunan Melik Mesud da Bağdat’a geldi. Bağdat’ta Dâvud ile Mesud adına hutbe okundu ve sultanlığın Tuğrul’un elinden alınması için anlaşmaya varıldı. Mesud ve Dâvud, Azerbaycan’a gidip mücadeleye oradan başlayacaklardı, halife de onlara asker verecekti. Mesud, Tuğrul’a bağlı emîrleri Erdebil’de kuşattı; burada olanlardan çoğunu öldürdü; geri kalanlar bozgun halinde kaçtılar. Ardından Mesud Hemedan’a yürüdü. İki kardeş Hemedan önünde karşılaştı ve savaş Mesud’un zaferiyle sonuçlandı. Bozguna uğrayan Sultan Tuğrul Rey’e çekildi; Mesud Hemedan’da yerleşti (527/1133). Yazının devamı.

Mahmûd b. Muhammed Tapar (1118-1131) Irak Selçuklu sultanı.

498’de (1105) doğdu. Babası Sultan Muhammed Tapar, ölümüyle sonuçlanan hastalığının son günlerine rastlayan 511 yılı kurban bayramında (4-6 Nisan 1118) Oğuz töresine uygun biçimde büyük bir ziyafet tertip ederek sofrasını ve sarayını yağmalattı. Bundan birkaç gün sonra durumunda bir düzelme göremeyince beş oğlundan (Mahmud, Tuğrul, Mesud, Süleyman Şah ve Selçuk Şah) en büyüğü olan Mahmud’u yanına çağırıp ona ölümünün yaklaştığını, tahta çıkıp devlet işlerine nezaret etmesini söyledi; ardından oğlunu 15 veya 23 Zilhicce 511’de (9 veya 17 Nisan 1118) Büyük Selçuklu tahtına çıkararak emîrlerden biat aldı (İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, X, 525; a.mlf., et-Târîḫu’l-bâhir, s. 20). Sultan Muhammed Tapar 24 Zilhicce’de (18 Nisan) ölünce Mahmud, devlet erkânının desteğiyle on dört yaşında iken Büyük Selçuklu tahtına çıkınca cülûs bahşişi olarak 10 milyon dinar dağıttı. Ertesi gün camilerde hutbe onun adına okunmaya başlandı. Abbâsî Halifesi Müstazhir-Billâh, 13 Muharrem 512’de (6 Mayıs 1118) Bağdat’ta Mahmud adına hutbe okutarak saltanatını tasdik etti. Hâcib-i Büzürg Ali Bâr ve kâtibi Ebü’l-Kāsım Dergezînî gibi bazı devlet erkânı ve kumandanlar, yaşının küçüklüğünden faydalanarak Mahmud’u nüfuzlarını genişletmek amacıyla amcası Horasan Meliki Sencer aleyhine kışkırttılar. Zübdetü’n-Nusra’da on madde halinde sıralanan (s. 117-121) yolsuzlukları ve haince planları haber alan ve sultanlığını ilân eden Sencer (14 Haziran 1118), bu yolsuzluk ve kışkırtmalara bir son vermek ve Büyük Selçuklu tahtının tek sahibi olmak için yeğeni Mahmud üzerine yürüdü. Sencer’in hareket ettiğini öğrenen Mahmud, amcasına çeşitli hediyeler gönderip yılda 20.000 dinar vergi ödemeyi önerdi. Ancak Sencer, devlet adamlarının yeğenini tahakküm altına aldıklarını söyleyerek yoluna devam etti. Sencer’in yanında Gazneli meliki, Sîstan hâkimi Ebü’l-Fazl Tâcüddin Nasr b. Halef, Kutbüddin Hârizmşah, Kâkûyîler’den Alâüddevle Gerşâsb, İsmâilîler ve bazı gayri müslim Türk zümreleri de bulunuyordu. Sencer’in kararlılığını gören Mahmud Rey’e gidip savaş hazırlıklarına başladı. İki tarafın öncü kuvvetleri karşılaşınca Hâcib-i Büzürg Ali Bâr, Sencer’in kumandanı Emîr Üner’i mağlûp etti. Bağdat şahnesi Mengü Bars b. Böri Bars ile Mansûr b. Sadaka el-Esedî de Mahmud’un saflarına katıldı. Ancak Sâve civarında yapılan meydan savaşında Mahmud yenildi (2 Cemâziyelâhir 513 / 10 Eylül 1119) ve İsfahan’a çekildi; Halife Müsterşid-Billâh Bağdat’ta Sultan Sencer adına hutbe okutmaya başladı. Mahmud’un veziri Kemâlülmülk (Kemâleddin) es-Sümeyremî ve kumandanları Sencer’den Mahmud’un bağışlanmasını istediler; Sencer de özellikle annesi Seferiye Hatun’un ricasıyla yeğenini bağışladı. Bunun üzerine Mahmud’un Sencer’in huzuruna çıkarken tâbiliğini açıkça belirtmesi için şu şekilde hareket etmesi kararlaştırıldı: Mahmud Sencer’in yedek atına binecek, kendi saltanat alâmeti olan kırmızı renkten vazgeçip Sencer’in alâmeti olan siyah-beyazı benimseyecekti; huzura girince yer öpecek ve Sencer’i ayakta bekleyecek, rikâbının yanında yayan yürüyecek, otağının arkasındaki çadırda onun aile efradından biri gibi oturacak, amcasının güven ve hoşnutluğunu kazanmak için yanında yirmi gün (veya bir ay) kalacak, yanında kaldığı sürece kendi adına nevbet çaldırmayacaktı. Sencer böylece, hükümdarlık hak ve alâmetlerinden vazgeçmiş bir durumda huzuruna çıkan yeğeni Mahmud’u kucakladı; sonra da onu Irak Selçuklu sultanı ve kendisinin veliahdı ilân edip kızıyla evlendirdi. Mahmud, Sencer’in önce Mâhmelek Hatun adlı kızıyla, onun ölümü üzerine diğer kızı Gevher Neseb Hatun ile evlendi. Şâban 513’te (Kasım 1119) yapılan antlaşmaya göre Sencer “es-sultânü’l-a‘zam ve sultânü’s-selâtîn”, Mahmud “es-sultânü’l-muazzam ve seyyidü’s-selâtîn” unvanlarını kullanacak, Mahmud da amcası gibi günde beş defa nevbet çaldıracaktı. Ancak Sencer, yeğenine babası Muhammed Tapar’ın doğrudan yönettiği toprakların bir kısmını bıraktı; Rey, Mâzenderân ve Kūmis bölgelerini kendi topraklarına ilhak etti. İbnü’l-Esîr, söz konusu antlaşmadan sonra Sencer’in bir menşurla yeğeni Mahmud’a verdiği toprakları şöyle sıralar (et-Târîḫu’l-bâhir, s. 21): Hemedan, İsfahan, Cibâl (Irâk-ı Acem), Kirman, Fars, Hûzistan, Irâk-ı Arab, Azerbaycan, İrmîniye, Diyarbekir, Musul, el-Cezîre, Diyârımudar ve Diyârırebîa, Suriye ve Beledürrûm (Anadolu). Sencer, Mahmud’u yirmi gün (veya bir ay) kadar yanında tuttuktan sonra hil‘at, kıymetli mücevherler, eyer takımları, değerli atlar ve mahfeli bir fil hediye edip Irak Selçuklu sultanı olarak ülkesine gönderdi. Bu arada Mahmud’un ordusunda kendisine karşı savaşan kumandanları ve devlet adamlarını tasfiye etti. Sencer, bu taksim sırasında Mahmud’un kardeşlerinden Tuğrul’a el-Cibâl’in doğu yarısıyla Gîlân’ı, Selçuk Şah’a Fars eyaletiyle İsfahan ve Hûzistan’ın yarısını iktâ etmiş, böylece Mahmud’un başında bulunduğu Irak Selçuklu Devleti’nin kendisine karşı bir daha tehlike oluşturmaması için gerekli tedbirleri almıştır. Yazının devamı.

Irak Selçuklu Devleti (1118-1194)

IRAK SELÇUKLULARI (1118-1194) A) Tarih. Irak Selçukluları’nın ilk hükümdarı Mahmûd b. Muhammed Tapar, İsfahan’da tahta çıkarıldığında (511/1118) on dört yaşındaydı ve iyi bir tahsil görmüştü. Mahmud gençliği yanında dirayetli vezir ve emîrlere sahip olmadığından kardeşlerinin isyanlarıyla karşılaştı. Bu isyanlar bastırıldıysa da amcası Horasan Hükümdarı Sultan Sencer ile Sâve’de yapılan savaş Mahmud’un yenilgisiyle sonuçlandı (2 Cemâziyelâhir 513 / 10 Eylül 1119). Sultan Sencer, Sâve galibiyetinden sonra Mahmud’u kendine tâbi kıldı; Mâzenderan, Taberistan, Kūmis, Damgan ve Rey bölgelerini kendi ülkesine kattı. Sâve, Âbe, Kazvin, Zencan, Ebher ve daha birçok yeri Sultan Mahmud’un kardeşi Tuğrul’a, Fars ile Hûzistan ve İsfahan yöresinin yarısını diğer kardeşi Selçuk’a tahsis etti; böylece yeğeni Sultan Mahmud’u iyice zayıf bir duruma düşürmüş oldu. Musul ile Azerbaycan’da bazı yerler Mahmud’un kardeşlerinden Mesud’un elindeydi. Halife Müsterşid-Billâh, Sultan Mahmud’un zayıflığından faydalanarak müstakil şekilde Irak’a sahip olmak için faaliyet göstermeye, Alparslan’dan Mahmud’a kadar geçen süre içinde herhangi bir harekette bulunmayan Gürcüler de Kıpçak (Kıfçak) Türkleri ile ittifak ederek İslâm topraklarına akınlar yapmaya başladılar. Gürcüler 514 (1120) yılında, Kıpçaklar’la birlikte Tiflis’e yakın bir yerde başlarında Arrân Meliki Tuğrul, atabegi Gündoğdu, Artuklu İlgazi, Mezyedî Emîri Dübeys b. Sadaka’nın bulunduğu Türk ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattılar ve Tiflis’i ele geçirip korkunç bir şekilde yağmaladılar (515/1121). Sultan Mahmud bölge halkından gelen şikâyetler üzerine sefere çıkmak zorunda kaldı. Savaştan önceki gece Kıpçaklar’la aralarında kavga çıktığı için Gürcüler savaş meydanından bozguna uğramış gibi çekildiler (Cemâziyelevvel 517 / Temmuz 1123), dolayısıyla Gürcüler takip edilmeden geri dönüldü. 525 (1131) yılında vefat eden Sultan Mahmud iyi kalpli bir hükümdar olmakla birlikte dirayetsizliği yüzünden hiçbir meseleyi halledemedi. Yerine vezir ve atabeg Aksungur el-Ahmedîlî tarafından oğlu Dâvud geçirildi. Irâk-ı Acem ve Azerbaycan’da Dâvud için hutbe okunduysa da bu çok devam etmedi. Sultan Sencer’in Rey’e yönelmesi üzerine Sultan Mahmud’un kardeşleri Melik Mesud ve Selçuk Şah ile halife arasında Bağdat’ta bir ittifak kuruldu. Buna göre başarılı olunduğu takdirde Mesud sultan, Selçuk Şah veliaht olacak ve Irak halifenin vekilleri tarafından idare edilecekti. Mesud ve Selçuk Şah amcalarıyla yapılacak savaşta en çok Emîr Karaca’ya güveniyordu. Sultan Sencer, kendisiyle savaşmaktan çekinerek Azerbaycan’a gitmekte olan yeğenlerini Dînever yakınlarında bozguna uğrattı (8 Receb 526 / 25 Mayıs 1132). Mesud’u çağırıp ona merkezi Gence olan Arrân’ı verdi, Mesud’un kardeşi Tuğrul’u Irak Selçuklu tahtına geçirdikten sonra Horasan’a döndü. Mücadeleyi sürdüren Mesud, bir ara Hemedan’da hükümdarlık tahtını elde ettikten sonra Tuğrul’un vefatı üzerine onun yerine geçti (Muharrem 529 / Kasım 1134). Ardından Halife Müsterşid-Billâh hizmetine giren Selçuklu emîrlerine güvenerek Mesud’un üzerine yürüdü. Fakat bu emîrlerin muharebe vuku bulacağı sırada hükümdarlarının tarafına geçmesi üzerine esir düştü ve çok geçmeden Bâtınîler tarafından öldürüldü. Sultan Mesud, kendisine tahakküm etmek isteyen emîrleri ortadan kaldırdıktan (542/1147) sonra güçlü bir hükümdar olarak saltanat sürdü ve 1 Receb 547 (2 Ekim 1152) tarihinde vefat etti. İbnü’l-Esîr, Sultan Mesud’un son büyük Selçuklu hükümdarı olduğunu, ondan sonra Selçuklular’ın bayrağını kaldıran olmadığını söyler. Sultan Mesud’dan sonra Sultan Mahmud’un oğlu Melikşah tahta çıkarıldı. Fakat hükümdarlık yapacak kabiliyete sahip bulunmadığı anlaşılınca yerine ağabeyi Muhammed geçirildi. Muhammed de hastalıklı olduğundan genç yaşta öldü (554/1159). Bunun üzerine emîrler Muhammed Tapar’ın hayatta kalan tek oğlu Süleyman Şah’ı tahta çıkardılar. Süleyman Şah da Melikşah gibi kabiliyetsiz olduğu için bazı emîrler, o sırada Arrân ile Azerbaycan’da bazı yerlere hükmeden ve Şemseddin İldeniz’in yanında bulunan Sultan Tuğrul’un oğlu Arslanşah’ı tahta çıkarmak için harekete geçtiler. Arslanşah tahta çıkarıldı (556/1161), İldeniz de onun atabegi oldu. Böylece Irak Selçukluları tarihinde atabeglik devri başladı. İldeniz ile oğlu ve halefi Cihan Pehlivan Muhammed zamanında halk rahat bir dönem geçirdi. Cihan Pehlivan, Arslanşah’ın ölümü üzerine yerine çocuk yaştaki oğlu II. Tuğrul’u getirdi ve II. Tuğrul’un saltanatının ilk yıllarında Eyyûbîler’le nüfuz mücadelesine girişti, ancak Selâhaddîn-i Eyyûbî karşısında başarılı olamadı. Onun ölümü üzerine atabeglik makamına kardeşi Kızılarslan Osman getirildi (581/1186). Atabeglerin tahakkümünden bıkmış olan Sultan II. Tuğrul, Kızılarslan ile mücadeleye giriştiyse de başarılı olamadı ve bir kalede hapsedildi. Kızılarslan’ın öldürülmesinden sonra hapisten çıkarılan II. Tuğrul (588/1192), bu defa Irak Selçuklu topraklarında gözü olan Hârizmşah Alâeddin Tekiş ile savaşmak zorunda kaldı. Abbâsî Halifesi Nâsır-Lidînillâh da onu Selçuklular’a karşı savaşa teşvik etmekteydi. Rey şehri yakınlarında meydana gelen savaşta yenilen II. Tuğrul öldürüldü (590/1194). Böylece Irak Selçukluları tarih sahnesinden çekilmiş oldu. Yazının devamı.