Töregene Hatun (1241-1246) Ögeday Han’ın eşi, Moğol Hükümdarı.

TÖREGENE HATUN (1241-1246) Ögeday Kağan’ın 5 Aralık 1241 tarihinde vefatının ardından Moğol tahtına kimin çıkacağı konusunda fikir ayrılıkları baş gösterdi. Ögeday’ın dul eşi Töregene Hatun kendi oğlu Güyük’ün kağan olmasını isterken bu durumu Çağataylılar desteklemişti (Roux, 1980, s. 299). Fakat Altınorda Hanı Batu ise Ögeday neslinden gelenlerle sorun yaşadığı için Güyük’ün tahta çıkmasına karşıydı. Bu nedenle hanlık seçimi için yapılacak olan kurultay toplanamadığı için 1246 yılına kadar Ögeday Han’ın ikinci eşi Töregene Hatun naiblik görevini üstlenerek Moğol tahtında yerini almıştı. “Doğurmak, türemek” anlamına gelen Töregene adı konusunda Türk kadın unvanlarından biri olan “Terken”in Moğolca’ya Töregene olarak geçtiğini ifade edenler de olmuştur (Gömeç, 2010, s. 107-114). Töregene Hatun döneminde ilk iş olarak Ögeday Kağan’ın vezirliğini yapmış olan aslen Uygur olup hükümdarın konuşmalarını gün gün tutmakla da görevli Cinkay azledildi. Yerine Müslüman bir devlet adamı olan Şerefeddin vezir atandı. Bu vezir Harezm valisi Cin Timur’un katipliğini yaparken Töregene Hatun’un danışmanı Fatıma Hatun’un etkisiyle vezirlik görevine yükselmişti. Öte yandan Türkistan valisi Mesut Yalavaç ise Töregene Hatun’un uygulamalarından çekinerek Altınorda Hanı Batu’ya sığınmıştı (Dayı, 2015, s. 63-68). Töregene Hatun’un başa geçmesinin ardından Moğol ordularının başında işgalleriyle ün salmış Baycu Noyan bulunmaktaydı. 1242 yılında Ermeni ve Gürcülerinde içinde olduğu yaklaşık 30.000 kişilik orduyla Anadolu harekatına başlanmıştı (Göksu, 2009, s. 1287-1297). İlk olarak Erzurum ele geçirildikten sonra 1243 yılında Sivas Kösedağ’da Türkiye Selçukluları bozguna uğratılarak büyük bir başarı elde edilmişti. Körgüz Hadisesi Töregene Hatun döneminin ilginç olaylarından biri de Körgüz hadisesi idi. Çağatay Hanlığının ilk dönemlerinden itibaren Horasan valisi olan Körgüz Uygur Türklerindendi. Beş Balıg’ın Barlıg köyünde doğan Körgüz kısa zamanda Horasan valisi Cin Timur’un katibi olmuştu (Barthold, 1990, s.510). Ardından Hristiyan bir Uygur Türkü olan Çinkay’ın himayesinde Horasan valiliğine kadar yükselmişti. Töregene Hatun zamanında Çağataylılara karşı tutumuyla ön plana çıkan Körgüz, Çağataylıların devlet adamlarından Sartak Kucan Noyan ile yaşadığı bir kavga sonucu Almalık’a Uluğ-Ev denilen Çağataylı sarayına getirilmişti. Burada Çağatay Han’ın dul eşlerinden biri olan Yesülün Hatun’a karşı sergilediği tavırlardan dolayı Karakurum sarayına gönderildi. Töregene Hatun’un danışmanı Fatıma Hatun ile vezir Şerefeddin’in girişimleriyle de ağzına taş doldurularak öldürülmüştü Fatıma Hatun’un Büyücülükle Suçlanması Töregene Hatun devlet işlerinde Abdurrahman ve Fatıma isimli iki saray eşrafının son derece etkisinde kalmıştı. Fatıma Hatun Moğolların Meşhed’i fethi sırasında esir alınarak Karakurum’ a getirilmiş bir cariyeydi. Kısa sürede Töregene Hatun’un müşavirliğine kadar yükselmiş ve devlet işlerine müdahale edecek konuma gelmişti. Öte yandan Moğollar arasında büyücülük yaptığı ve cadılık iddialarıyla da son derece dedikodu konusu olmuş durumdaydı. Şehzade Güyük ile de arası açılmış hatta Güyük’ün Fatıma Hatun’u ortadan kaldırma girişimini annesi Töregene Hatun engellemişti (Cüveyni, 1989, s. 225-226). Tahtın Güyük Han’a (1246-1248) geçmesiyle Fatıma Hatun saraydan bir kez daha uzaklaştırılmak istendi. Büyücülük yaptığı artık hat safhaya ulaşan Fatıma, Güyük Han tarafından Töregen Hatun’dan istendi ancak bu duruma sıcak bakmayan eski naibenin oğluyla da arası açılmıştı. Nitekim hanın emirlerine daha fazla karşı gelemeyen Töregene Hatun Fatıma’yı teslim etmek zorunda kaldı (Uyar, 2011, s. 60-64). Ardından çıplak bir şekilde keçeye sarılarak suya atılmak suretiyle infazı gerçekleştirildi (Cüveyni, s. 225-226). İnfazın gerçekleşmesinin ardından birkaç ay sonra Töregene Hatun da sebebi bilinmeyen bir şekilde vefat etmişti. Böylece döneminde Moğol tarihine geçen büyük olayların yaşanmasına rağmen çevresindekilerin etkisinden kurtulamayarak adını tarihe yazdıran Töregene Hatun dönemi de kapanmış oluyordu. Yazının devamı.  

Ögedey Han (1229-1241) Cengiz Han’ın yerini alan Moğol büyük hanı.

Muhtemelen 1186 yılında doğdu. Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî onun asıl isminin Ögedey (Ögödey, Ogaday, Oktay) olmadığını, “yükseliş” anlamına gelen bu ismi sonradan aldığını söyler (Câmiʿu’t-tevâriḫ, I, 618). Cengiz Han’ın üçüncü oğlu olup Cuci ve Çağatay’ın küçük kardeşi, Tuluy’un ağabeyidir. Gençlik yıllarından itibaren Cengiz Han’ın çeşitli seferlerine katıldı. 1220 yılı başlarında Otrar kuşatmasını yürüttü ve yaklaşık beş ay sonra Kayır Han’ın mukavemetini kırarak şehri ele geçirdi. Mâverâünnehir’in kontrol altına alınmasının ardından Çağatay’la birlikte Hârizm üzerine gönderildi, daha sonra Herat ve çevresindeki harekâtı yönetti. 1221’de Gazne’yi zaptetti. Babasının sağlığında ülkenin iç işlerinden de sorumlu idi. Cengiz Han, ölümünden önce imparatorluğu Moğol veraset kurallarına göre oğulları arasında paylaştırırken Balkaş’ın doğu ve kuzeydoğusunu, Imıl ve Tarbagatay dağlarını, Kara İrtiş nehrini ve Urungu bölgesini Ögedey’e bıraktı ve mülâyim karakteri, şefkatli tutumuyla ön plana çıkan bu oğlunu veliaht tayin etti. Cengiz Han’ın ölümünün (1227) ardından töre gereği bu tayinin kurultayca onaylanmasına kadar devleti Tuluy yönetti. Ögedey ancak 1229 yılı ilkbaharında, Kelüren (Kerülen) nehrindeki Kodege adasında toplanan büyük kurultaydan sonra ağabeyi Çağatay ile amcası Otçigin Noyan tarafından görkemli bir cülûs töreninin ardından “büyük han” unvanıyla tahta oturtuldu. Genel af ilân eden Ögedey pek çok ihsanda bulundu. İç yönetimi yeniden düzenledikten sonra uzun zamandır duraklayan seferleri tekrar başlattı. Cengiz Han zamanında planlanan Yakındoğu seferi için 1231 yılında Curmagun Noyan’ı İran’a gönderirken kendisi Çin’e yürüdü. Curmagun Noyan, Yassıçimen’de I. Alâeddin Keykubad’ın karşısında hezimete uğrayıp eski gücünü kaybeden Celâleddin Hârizmşah’ı yendi, böylece Yakındoğu’da Moğol hâkimiyetinin önünü açtı. Mugan ve Arrân’a yerleşen Curmagun Diyarbekir ve Mardin’i, 1232’de Gürcistan’ı, 1235’te Gence’yi ve ardından ikinci defa Gürcistan’ı ele geçirdi. Aynı yıl Ögedey de Kuzey Çin’de bulunan Kin Devleti’nin başşehri Kai-fong-fu’yu uzun bir kuşatmadan sonra zaptetti, ardından Song Devleti’ne karşı üç ayrı ordudan oluşan yeni kuvvetler gönderdi. Bu kuvvetlerin önemli başarılar elde etmesine rağmen Çin’in istilâsı onun zamanında tamamlanamadı. Diğer bir ordu Kore’nin tamamını Moğol hâkimiyeti altına aldı. Ögedey, doğuda ve batıda kazanılan bu başarıların ardından 1236’da Anadolu Selçuklu Hükümdarı I. Alâeddin Keykubad’a bir yarlık göndererek kendisine tâbi olmasını istedi ve görünüşe göre bu teklif kabul edildi (İbn Bîbî, I, 448-451). Aynı yıl Ögedey üçüncü cepheyi Deştikıpçak’ta açtı. Kendi oğulları Güyük ve Kadaan başta olmak üzere pek çok Moğol şehzadesinin katıldığı ve Cuci’nin oğlu Batu kumandasında yolladığı güçlü ordu hiçbir ciddi direnişle karşılaşmadan buradan Avrupa’ya girip Viyana önlerine kadar Avrupa’nın önemli bir kısmını istilâ etti. Dördüncü cephe ise Tâir Bahadır’ın görev aldığı Gûr, Gazne ve Afganistan’dı; Herat, Sîstan ve Lahor dahil bütün bölge ele geçirildi (1241-1242).Yazının devamı.